Bir Fonculuk Tablosu: Gelenek Çevresi

Türkiye Direniyor okurlarıyla daha önce Türkiye’nin kanayan yarası sarı sendikacılığı somutlayan bir tablo paylaşmıştık. [1] Başka bir kanayan yara daha var. Anti-Emperyalizm iddiasındaki grupları saran: Fonculuk.

Türkiye solunda “bağımsız hat” iddiasıyla konumlanan, kendini Türkiye Komünist Partisi olarak adlandıran Gelenek Çevresi, yıllardır anti-emperyalist bir söylem ile siyaset yürütmekte. Bu söylemin arkasında ise farklı bir tablo durmakta: AB fonlama mekanizmalarının kilit isimlerine ev sahipliği yapan, BM ve Almanya devletiyle ortak projelere imza atan, emperyalist kurumların bilgi üretim süreçlerine eklemlenen kadrolar… ve bunların büyük kısmı Gelenek çevresinin merkezi yapılarında görev almaya devam etmektedir.

Yazımız, bu çelişkiyi belgeleyen bir hesap soruşturması… Sunulan bilgiler yeni değildir [2]; ancak Gelenek çevresinin kritik dönemeçlerdeki yükseliş ve düşüşlerini anlamak için bu ilişki ağının bir arada görülmesi zorunludur. Bir çevrenin söylemi ile pratik bağlantıları arasındaki mesafe bu denli açılmışsa, artık söylem değil pratik belirleyicidir.

Bunu anlamak için önce Gelenek’in kökenlerine bakmak gerekiyor.

Mirasın İstismarı: TKP Adına Giden Yol

Gelenek çevresinin emperyalist odaklarla iç içe geçme hikayesini anlayabilmek için, bu çevrenin doğduğu kökenlerle arasına koyduğu mesafeyi görmek gerekiyor.

Türkiye İşçi Partisi [3], tüm eleştirilen noktalarına rağmen emperyalizme karşı belirgin bir hat örmüş bir yapı olarak öne çıkmaktadır. 12 Mart darbesi sonrasında yeniden kurulan Yürüyüş çevresinin önderi Behice Boran, 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama ısrarı başta olmak üzere dönemine göre militan bir çizgiyi kararlılıkla sürdürmüştür. [4] Bu ısrar bedelsiz kalmamış; çevrenin pek çok üyesi saldırılara maruz kalmıştır.

Gelenek çevresini oluşturacak kadroların bu yapıdan ayrılması ise bir ideolojik kırılmayı işaret etmektedir: Söz konusu ekip, bulunduğu çevre içinden “Trotkist” oldukları gerekçesiyle tasfiye edildi. Trotskizm, tarihsel olarak emperyalizmle uzlaşmaya açık, yani kapitalizmin SSCB’deki restorasyonunu kabul eden, yarı-menşevist çizgi olarak değerlendirilmektedir; bu değerlendirmenin en temel dayanağı, “tek ülkede sosyalizm” tartışmasında Trotski’nin aldığı konumdur. Çelişki burada gizli: Gelenek Çevresi, bu yaftadan kurtulmak için kendisinden önceki Yürüyüş çevresi gibi Stalin’i araçsal biçimde benimsemekte. Sorulduğu zaman “Tek ülkede sosyalizm mümkündür” diyebilmekte. Bu benimseme, tutarlı bir ideolojik hattın ürünü değil, siyasi konumlanmanın gereği olarak şekilleniyor çünkü programında kendini ele vererek, Trotkizme göz kırpılmaya devam ediliyor.

Tarihsel süreçte STP’den başlayıp çeşitli isimler altında faaliyet yürüten, farklı kadrolarla birleşen Gelenek çevresi, TKP adını benimsemeden önce bu mirası açıkça reddetmiştir. Merkez Komite üyesi Mehmet Kuzulugil, bu reddi Kanal 7 ekranında şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu TKP’liler asalak hıyarlardır; Sovyetlerden para alırlardı.” [5]

Aydemir Güler ise TKP adını neden almayacaklarını şu gerekçelerle açıklamakta:

Soru: Neden bu partiye Komünist Parti dediniz de Türkiye Komünist Partisi demediniz?

Yanıt: Bunun birkaç nedeni var. Birincisi, bir parti –ki, Türkiye’nin en eski partisidir aslında– yakın döneme kadar, Sovyetler Birliği çözülünceye kadar, Türkiye Komünist Partisi adı altında varlığını sürdürdü. Biz bu partinin devamı gibi gözükmek istemiyoruz. Çünkü bu partinin tarihinin belli bölümlerinin Türkiye’deki sosyalist mücadelenin mirasını temsil edemeyeceğini düşünüyoruz. Türkiye’de komünist hareket daha zengin bir kanalda aktı.

İkincisi, bugün, bu geçmişteki Türkiye Komünist Partisi’nin devamı olduğunu söyleyen bizim saptadığımız altı, yedi örgüt var. Bu adı kullanıyorlar. Biz Komünist Partisi’ni kurarken, gereksiz bir tartışmaya girmek istemedik. Bu, biçimsel bir tartışmadır aslında. Konuyu saptıracaktır. Türkiye Komünist Partisi adı etrafında bir kör dövüşü ortaya çıkacaktı ve biz bu kör dövüşü içerisinde yer alacaktık. Bu tartışmaya da girmek istemedik.

Nedenlerden biri de bizim, özellikle 1998 yılında Öcalan’ın Roma’ya getirilişi ve ondan sonra yakalanışı ile birlikte, Türkiye’de Kürt ve Türk emekçilerinin aynı örgütte örgütlenmesinin gerekli olduğuna inanmamızdır. Bu, kurtuluşun da birlikte geleceği anlamına gelmiyor. Türkiye Komünist Partisi adının Türkiye’de Kürt ve Türk emekçilerinin aynı örgütte örgütlenmesi gereğine ters düştüğünü, böyle bir ortak örgütlenmenin önünde engel teşkil edebileceğini düşünüyoruz.

“Kısacası, kaygılarımız bunlardır. Dolayısıyla, Komünist Partisi adını aldık.[6]

2001’de bu çevrenin TKP adını büyük bir iştahla benimsemesi, bu reddin ne kadar geçici ve taktik bir tutum olduğunu gözler önüne sermektedir. Üstelik eleştirdikleri TKP mirası da 1920’de Mustafa Suphi önderliğinde kurulan TKP değil, sonraki dönemde SSCB bünyesinde şekillenen ve Türkiye ile organik bağı büyük ölçüde kopmuş olan yapıya aitti. Bu çarpıtma, kanımızca bilinçli olarak sürdürülmektedir: Zira 1920 TKP’sinin anti-emperyalist mirasını sahiplenmek değil, o mirası tartışmalı kılan bir hattı muhatap almak, çok daha elverişli bir konumlanma zemini sunmaktadır.

İşte bu zeminden hareket eden Gelenek çevresi, bugün emperyalist odaklarla kurduğu ilişkileri de aynı muğlaklık içinde yürütmektedir.

Tüm bunları aktardıktan sonra, bu grubun sermayedarlarla girift hale gelmiş ilişkilerini ve buradaki figürleri aktarabiliriz.

Fon Mekanizmalarına Eklemlenen Kadrolar

Tezcan Eralp Abay

Gelenek çevresi ile AB fonlama mekanizmaları arasındaki en kritik köprü isim olarak öne çıkan Tezcan Eralp Abay, çevrede yazar, Boyun Eğme Dergisi sorumlusu ve parti okulu eğitmeni olarak görev yapmaktaydı. Mezuniyetinin ardından kesintisiz biçimde STGM’de çeşitli kademelerde yer alan Abay, Türkiye’nin AB ile fon ilişkisi kuracağı kanalların fiili denetçisi konumundadır. [7] “Sivil örümcek” olarak nitelenen bu kurumun başında bulunmak ile Gelenek’in yığın örgütü Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi’ne imza atmak, Abay’ın şahsında yan yana yürümektedir. Abay’ın partiyle bağlantısı, son zamanlarda gözükmüyor.

Özlem Şen Abay

Tezcan Eralp Abay’ın eşi olan Özlem Şen Abay, STGM bünyesinde çeşitli projeler yürütmekte ve fikir beyanında bulunmaktadır. [8] Dışarıdan sınırlı görünen rolü, Gelenek çevresi içinde daha belirgin bir ağırlık taşımaktadır: KP-HTKP ayrışmasında MYK’da yer almış, partinin seçim konuşmasını yapmıştır. [9] Hâlen Küba ile ilişkilerin omurgasını oluşturan derneğin onursal başkanlığını ve Gelenek Çevresi’nin diğer yığın örgütlerindeki desteğini ve danışmanlıklarını sürdürmektedir.

Ezgi Karataş

Hakkında bilgiler kısıtlı olmakla birlikte, Ezgi Karataş’ın STGM merkez yönetiminde görev yaptığı [10] ve eş zamanlı olarak Gelenek çevresinin haber sitesi sol.org.tr’de yazılar kaleme aldığı ve bazı programları sunduğu bilinmekte. [11]

Cansu Oba

Bu denklemdeki en çarpıcı isimlerden biri Cansu Oba’dır; zira kendisi hâlâ Gelenek çevresi MYK’sında görev yapmaktadır. Bir yanda AB karşıtı yazılar kaleme almaya devam eden Oba, öte yanda BM bünyesinde — arşiv bilgilerine göre daimi temsilciden sonraki ikinci sırada — görev yürütmekte; İsveç devleti destekli projelerde bilgi üretmektedir. Ankara’da Toplum Merkezi adlı AB destekli kurumun başında olduğu basına yansımıştır. [12] Üstelik sığınmacı sorununda AB jargonuna dayanan bir terminoloji kullanan tez çalışması, Gelenek çevresinin bugünkü göç politikası söylemine zemin hazırlamıştır. Diğer yandan Küba’nın Türkiye ile ilişkilerinde görev almakta, Küba gibi zor günler yaşayan bir ülkenin mahremi bu isme emanet edilmekte. [13] Söylem ile pratik arasındaki mesafenin bu kadar açık biçimde gözlemlendiği başka bir isim bulmak güç.

Burçak Özoğlu

Gelenek dergisinin yazarları arasında yer alan ve THTM’nin kuruluş toplantısında Kemal Okuyan ile birlikte açılış konuşması yapan Burçak Özoğlu, aynı zamanda STGM’nin Kapasite Geliştirme Koordinatörü olarak görev yapmaktadır. AB tarafından desteklenen Kaynak Merkezi projesi kapsamında eğitmen olarak yer aldığı STGM’nin kendi sitesinde kayıtlı. [14] Tezcan Eralp Abay’ın ardından STGM’de koordinatör konumunda tespit edilen ikinci Gelenek çevresi ismi olan Özoğlu, bu kurumun Gelenek çevresi için ne denli sistematik bir eklemlenme noktası olduğunu bir kez daha gözler önüne sermekt.

Müjde Tozbey Erden

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı, soL Portal yazarı ve Türkiye Halk Meclisleri üyesi olan Müjde Tozbey Erden, 2019’da TKP’den Antalya Kepez belediye başkan adayı olmuştur. Gelenek çevresiyle bu örgütsel bağını sürdürürken, yürüttüğü dernek faaliyetleri farklı bir tablo ortaya koymaktadır: Dernek, UNFPA ve STGM’nin yürütücülüğünde Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Gaziantep illerinde yürütülen bir projede uygulayıcı konumunda yer almaktadır. [15] Yazının başında aktarılan STGM’nin AB fon mekanizmalarıyla organik bağı göz önüne alındığında, bu iş birliğinin rastlantısal olmadığı görülmektedir.

Özgür Hüseyin Akış

Gelenek çevresinin oldukça tartışılan başlıklarından biri olan ve 2023 yılında bıçak gibi kesilen Türkiye’ye yurtdışından gelen yerleşimciler üzerine tezleri hatırlanacaktır. Cansu Oba başta gelmek üzere, bu tezleri çok sayıda yayın organında tekrarlayan ve tabii ki Avrupa Birliği kurumlarıyla bağlantılı projelerde görev yapan [16] biri var: Özgür Hüseyin Akış. Son günlerde AKP eliyle CHP başına getirilmeye çalışılan Kemal Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı Atakan Sönmez ile aynı yayında bulunmalarıyla gündemde olan Akış, STGM yani en başa dönersek Tezcan Eralp Abay destekli projelerde görev almakta. Ayrıca Amasya’da Gelenek Çevresi tarafından milletvekili adayı olarak gösterilenlerden biri 2023 yılında. [17]

Kılıçdaroğlu’nun adını anmışken, burada bir adım geri çekilip tablonun bütününe bakmak gerekiyor. STGM’nin sitesi, bizzat Avrupa Birliği’nin maddi desteğiyle oluşturulmuş ve sürdürülmektedir. Bu sitenin güncel duyurularında TESEV’in “Yerelde İklim Değişikliği Yönetimi için Sivil Katılım Projesi” kapsamındaki atölyeleri yer almaktadır. [18] İki kurumun aynı ağın parçası olduğu böylece tescil edilmektedir. TESEV ise yalnızca Soros’un Açık Toplum Vakfı’nın Türkiye’de desteklediği kurumlardan biri değildir; kurucu üyeleri arasında Kemal Kılıçdaroğlu da yer almaktadır. [19] Kılıçdaroğlu’nun TESEV kuruculuğunu andığımız bu noktada, Özgür Hüseyin Akış’ın yazıda neden Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı Atakan Sönmez ile aynı yayında anıldığını da hatırlatmak gerekir: Bu bir tesadüf değil, aynı ağın farklı düğümlerinin kesişme noktasıdır.

Soros’un Yayın Ağına Eklemlenen Kadrolar

Birikim Dergisi ve İletişim Yayınları, tartışmaya gerek kalmaksızın Türkiye solunda liberal çizginin en yerleşik iki kurumudur. Gelenek çevresi bu iki yapıyı kendi yayın organlarında defalarca karşı-devrim safında nitelendirmiştir. Ancak bu nitelendirmenin ideolojik bir sınır çizdiği iddiası, aşağıda aktarılan tablo karşısında dayanaksız kalmaktadır.

Zira bu iki yapının organik bağı derindir: İletişim Yayınları ve Birikim Dergisi, Osman Kavala ile Murat Belge ortaklığıyla kurulmuştur. Kavala ise Soros’un Türkiye’deki faaliyetlerinin merkezinde yer alan isimdir. Açık Toplum Vakfı Türkiye ağının kurucusu ve Tarih Vakfı’nın da finansörü olan Kavala, bu yayın organlarını Soros’un bilgi üretim ağına doğrudan bağlamaktadır. [20] Dolayısıyla bu yayın organlarında üretim yapmak, söylemde “emperyalizme karşı” duran bir çevrenin kadroları için yalnızca bireysel bir tercih değil, o ağın içine dahil olmaktır.

Gözde Somel

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi olan Gözde Somel, Gelenek çevresinin yığın örgütü THTM bünyesinde aktif olarak yer almakta. Mayıs 2025’te gerçekleşen Cumhuriyetçiler Kurultayı’nın birinci oturumunda Kemal Okuyan ve Aydemir Güler ile birlikte söz aldı. [21] Öte yandan Gelenek çevresinin kendi yayın organlarında “Birikimci uşak kadro” ve “baş düşman liberal sol” [22] olarak nitelendirdiği çizginin yayınevi olan İletişim’in 2020’de çıkardığı “Dünyanın Ters Köşesi: Latin Amerika Tarih, Toplum ve Kültür” kitabında bölüm yazarı olarak yer almaktadır. Birikim Dergisi ile İletişim Yayınları’nın organik bir bütün oluşturduğu — “Birikim Kitapları” dizisinin İletişim bünyesinde yayımlandığı ve her iki yapının aynı isimlerce yönetildiği — göz önüne alındığında, bu tercih dikkat çekicidir. Üstelik Somel, George Soros’un Türkiye’deki faaliyetleri kapsamında doğrudan fonladığı kurumlardan biri olan Tarih Vakfı’nda 2024 yılında sunum yapmıştır ve Somel’in Tarih Vakfı’ndaki sunumlara düzenli olarak katıldığı bilinmektedir. [23] Gelenek çevresinin emperyalist fonlama mekanizmalarına yönelik söylemine bakıldığında, bu kesişimlerin tamamı aynı kişinin şahsında bir arada bulunmaktadır.

Nazlı Somel

Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü öğretim üyesi olan Rahşan Nazlı Öztürkler Somel, 2015 seçimlerinde Gelenek çevresinin gruplarından biri olan KP’den Ankara milletvekili adayı olmuştur. Ayrıca çevrenin yığın örgütlerinde, başta THTM’de çalışmalarına devam etmektedir. Akademik kariyerinde ise birden fazla Alman devlet kurumuna eklemlenme dikkat çekmektedir: Doktorasını, Almanya Savunma Bakanlığı’na bağlı Bundeswehr üniversitelerinden Helmut Schmidt Üniversitesi’nde tamamlamış; doktora sürecinde aynı zamanda Alman devletinin merkezi araştırma finansman kurumu DFG tarafından desteklenen bir projede görev yapmıştır. Bu projedeki iş birliği ağı ise Volkswagen Vakfı’nın finanse ettiği başka bir Almanya-Türkiye araştırma projesine de uzanmaktadır. [24] Ayrıca Soros Vakfı’nın destek verdiği Eğitim Reformu Girişimi’nde çalışmalara katılmaktadır. [25] Ayrıca Birikim Dergisi’nde 2012 yılına ait bir makalesi bulunmakta. [26]

Aytek Soner Alpan

University of California, San Diego’da tarih doktorası yapan Alpan, bir yanda Gelenek dergisinin yazarları arasında yer almakta, bir yanda İletişim Yayınları bünyesinde yayın çalışmalarına katılmaktadır. [27] Gelenek dergisindeki son yazısı 2015 yılına ait olmakla birlikte, çevreyle bağının koptuğu söylenemez: Gelenek çevresinin Küba turizm şirketi Bizim Ada’nın bloğunda Küba birasını pazarlayan yazılarıyla kayıtlara geçmiştir. [28] Üstelik Soros’un Türkiye’deki faaliyetleri kapsamında doğrudan fonladığı Tarih Vakfı’nın yayınlarında da yer almaktadır. [29] Bu iki konum — Gelenek çevresiyle organik bağ ve Soros’un bilgi üretim ağına eklemlenme — aynı kişinin şahsında bir arada yürümektedir.

Fatih Yaşlı

Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi öğretim üyesi ve TKP Danışma Kurulu üyesi olan Fatih Yaşlı, soL Haber’de düzenli olarak yazmaktadır. Gelenek çevresiyle bu doğrudan örgütsel bağını sürdürürken, geçmişte Birikim Dergisi’nde de makaleleri yayımlandı. [30] Yaşlı’nın bu yayın organında üretim yapması, söylem ile pratik arasındaki mesafeyi somutlaştıran bir başka örnek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bir geçim aracı tercihi mi, ideolojik bir yönelim mi?

Tamamını açık kaynaklardan aktardığımız ve buz dağının yalnızca görünen kısmını oluşturan bu ilişkiler ağı, şüphe yok ki Gelenek çevresi tarafından “bireysel kariyer tercihleri”, “akademik geçim koşulları” veya “taktiksel alan açma hamleleri” olarak rasyonalize edilmeye çalışılacaktır. Marksist-Leninist kadroyu, bireyin tercihlerinden ayıran da tam da bu noktada saklı: Kişilerin niyetlerine ya da kürsülerden atılan nutuklara değil, içinde bulunduğu üretim ilişkilerine ve bu ilişkilerin ürettiği bilince bakabiliriz. Çünkü nasıl yaşanıyorsa, öyle düşünülür.

Gördüğümüz bu örneğin, çevrenin ideolojik yöneliminden bağımsız olması mümkün değildir çünkü Marksizm-Leninizmin temel yapı taşlarından biri, bilincin sınıfsal mücadele alanına “dışarıdan” taşındığı gerçekliğidir. Bu ilke, tersinden de doğrudur. Eğer bir siyasi hareketin önemli yönetici kadroları, o partide eğitim verenleri; yaşamlarını AB-D’nin fon mekanizmalarına eklemlenerek sürdürmekteyse, bunun dışında bir “ekmek teknesi” hikayesi mümkün olamaz.

Bir diğer deyişle, düşündüğü gibi yaşamayan aydın, uşaktır. Emperyalist kurumların bilgi üretim süreçlerine dahil olan, onların isteğine göre rapor hazırlayan, onların kalp atışına uyum sağlayan kadrolar; Marksizm-Leninizmin diliyle söylersek “dışarıdan” devşirilen bir burjuva bilinci örgüte yansıtır. Sığınmacı politikasında Soros ile aynı çizgiye düşmekten tutun, bölgesel çatışmalarda muğlak pozisyonların alınmasına kadar varan teorik savrulmalar, göbekten bağlı oldukları doğal koşulların bilinçle donanmış bir sonucudur.

Sonuç

Türkiye’de yıllarca “en temiz” ve “en anti-emperyalist” hattı kendisinin ördüğünü iddia eden Gelenek çevresi çırılçıplak ortadadır. Bir yanda hamaset üretirken, diğer yanda emperyalizme kurumsal aktörler yetiştirmek, basit bir tutarsızlık olamaz.

Yazının başında belirttik: Bir çevrenin teorik iddiaları ve pratiği arasındaki mesafe böylesine açıksa, orada kağıt üzerindeki program kuru bir yapraktır. TKP adını tarihsel gücünden kopararak, basit bir tabela haline getirenler, bugün AB-D fonlarıyla sosyalizm örgütlü bir çarpıtma organizması kurmuşlardır.

Oysa bu toprakların gerçek devrimci damarı, Proletarya Sosyalistleri, sarı sendikacılığa geçit vermediği gibi, fonculuğa da baş eğmez. Fon verenlerin ekmeğini yiyen, onların kılıcını sallar.

[1] Bir Sarı Sendikacılık Tablosu, Türkiye Direniyor.
[2] Çevrenin emperyalist kurumlarla ilişkisi, sosyal medyada çok farklı çevreler ve kişiler tarafından dile getirildi. Konuyu kamuoyu ile ilk paylaşan nesideihurriyet mahlaslı kullanıcı oldu. (x.com/nesideihurriyet) Sosyalizm çevresi, konu üzerine iki polemik yazısı yayınladı. Birinci yazı Devletin Bir Emaneti: Türkiye Komünist Partisi (sosyalizm.org) ve ikinci yazı ise Türkiye ile Küba ilişkileri bağlamında TKP: İllüzyon ve İlişkiler (sosyalizm.org) Kendisi de eski bir sol.org.tr yazarı olan Taylan Kara, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Tezcan Eralp Abay ile ilgili konuyu kamuoyuna duyurdu. (facebook.com/taylan.kara.757273)
[3] Türkiye İşçi Partisi — 1961’de kurulan, 12 Mart darbesinin ardından kapatılan ve 1975’te Behice Boran önderliğinde yeniden yapılanan parti; bu metinde her iki dönem birlikte kastedilmektedir.
[4] Bu militan çizginin en çarpıcı örneği 1 Mayıs 1979’da yaşandı. Otuz saatlik sokağa çıkma yasağına rağmen TİP, Taksim’e yürüyüş kararından geri adım atmadı. O tarihte 69 yaşında olan Genel Başkan Behice Boran, Merter’den başlayan yürüyüş sırasında başına yediği polis dipçiğiyle yere düştü; kaldırılıp evine götürülmek istendi, reddetti. Hâkim önüne çıkarıldığında yaşına vurgu yaparak “Merter neresi Taksim neresi, o kadar yolu nasıl gidecektiniz?” diye soran hâkime yanıtı şu oldu: “Dinlene, dinlene gidecektik.”
[5] Yalanla devrimcilik olmaz; olursa “SİP” gibi olur! tkp.org
[6] Bir Belge: Kemal Okuyan’la söyleşi. urundergisi.org
[7] İlhami Erdem x.com/ilhamierde.
[8] Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi Hakkında Genel Görüşler. www.stgm.org.tr.
[9] Komünist Parti’nin seçim konuşmasını Özlem Şen Abay yaptı. sol.org.tr
[10] Ekibimiz: Ezgi Karataş. www.stgm.org.tr.
[11] 4 Soru 4 Cevap. sol.org.tr
[12] Learning Turkish raised Syrian mother’s hopes of career. aa.com.tr
[13] Cuban Ambassador to Türkiye met with member of the TKP Central Committee. cubaminarex.cu
[14] STÖ Yönetimi ve Stratejik Planlama Eğitimi Düzenledik. stgm.org.tr
[15] Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği x.com/oncecocukkadin
[16] Mekansal Erişilebilirlik Yok. Anayurt Gazetesi
[17] TKP milletvekili aday listesini açıkladı. sol.org.tr
[18] TESEV’den Yerelde İklim Politikalarını İzleme Atölyesi. stgm.org.tr.
[19] TESEV Kurucular Beyanı. tesev.org.tr
[20] “Türkiye’nin Soros’u” Kimdir? birikimdergisi.com
[21] Cumhuriyetçiler Birliği Tamamlandı. sol.org.tr
[22] Türkiye’nin Baş Düşmanı: Sol Liberalizm. sol.org.tr
[23] Tarih Vakfı, Salı Konuşmaları, 20 Şubat 2024; Tarih Vakfı, Perşembe Konuşmaları, 25 Nisan 2019.
[24] Göç ve Çokdillilik Bağlamında Okullarda Okuryazarlık Edinimi. uni-postdam.de
[25] Eğitim Reformu Girişimi, facebook.com/egitimreformugirisimi; Soros’un ERG’ye verdiği destek için bkz. Millî Eğitim Bakanı, Eğitim Reformunu Kimlere Teslim Ediyor?, Kamuajans, 25 Ekim 2022.
[26] Birikim Sayı 280-281 – Ağustos/Eylül 2012
[27] Dünya Tarihi ve Siyaset. İletişim.com.tr
[28] Küba’nın Rom dışında gizli silahı: Bira. bizimada.com.tr
[29] facebook.com/tarihvakfiankara.
[30] Yükselen Milliyetçilik: Eksik Parça Tamamlanıyor mu? birikimdergisi.com

Yazı yayın tarihi: 27 Mayıs 2026, son güncelleme 1 Haziran 2026

image_pdfPDF İzle & Kaydetimage_printYazdır
One comment to “Bir Fonculuk Tablosu: Gelenek Çevresi”
  1. Pingback: BİR İSTİBDATIN GÜNBATIMI: BUTLAN DARBESİ VE DİPTEN GELEN DALGA – YazıPortal

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir