
Emperyalist paylaşım savaşının kapıda durduğu bir dönemdeyiz. Dünyanın baş haydudu ABD, İran’a saldırmasına rağmen istediğini elde edemediği gibi, yıllardır ördüğü çevreleme operasyonu da yara almış durumda. Bir yandan da yediği tokadın sersemliğini atlatarak, saldırılarını sürdürmekte.
Böyle bir süreçte “devrim”den bahsetmek, hele hele yeni bir Proletarya Demokrasisinin örülmesinden bahsetmek, aşırı bir iyimserlik, hatta bir tür zaman uyumsuzluğu olarak değerlendirilebilir. Oysa pespaye kütüphane farelerinden farkımız olması için, teorimizi pratiğin mihenk taşında deneyimlememiz kadar ne istediğimizi de dile getirmemiz gerekir.
Ukrayna tablosu bu bakımdan incelemeye değer. Çünkü çevreleme sürecindeki çatlağının en görünür olduğu yerlerden biri hiç kuşkusuz burada. Çizilen tablolar mutlak bir karamsarlık içermekte. Cephede sıradanlaşmış ölüm haberleri, Emperyalizm destekli soytarı (kelimenin gerçek anlamıyla) Zelenski’nin kuyruğu dik tutma çabaları ve her yerde sokakları terörize eden askere alma görevlileri…
Tüm bu durum mutlak gözükse de, diyalektik materyalizmin bize öğrettiği tüm mutlakların göreceli durumların toplamı olduğudur. Tarihin en karanlık anları, çelişkilerin en çok keskinleştiği, uzlaşmaz hale geldiği ve rıza üretilemez hale gelinerek kendi içinde çatırdadığı zamanlardır. Antonio Gramsci’nin ifadesiyle, “eskinin öldüğü, yeninin ise henüz doğamadığı” [1] zamanda beliren hastalıklar, aynı zamanda bir kopuşun şartlarını rahminde taşımaktadır.
Ukrayna’da çok uzun süredir Batılı sömürgecilerin “modern nadir element emperyalizmi” ile Zelenski soytarlığının baskısı egemen halde. Bu durum ezilen kitlelerde “apati” (duyarsızlaşma) zırhı oluşturmakta, Gramsci’nin terimleriyle söylersek, uzun süre “pasif rıza” ile ayakta kalan bir düzen, bu rızanın üretilemez hale geldiği anda çatırdamaya başlar. [2] Seçimlerin bile yapılmadığı, faşist çetelerin semirtildiği, demokrasiyi geçtik, en ufak insani talebin bile karşılanmadığı ülkede, insanların örgütsüzlüğü ve bilinçsizliği birleşince, durum pek tesadüf olmasa gerek.
Şimdiden tablonun terse döndüğünü söylemek zor olsa da, çok önemli bir gelişme olduğu söylenebilir. Ukranya’da yaşanan askeri personel eksikliği, kanun dinlemeyen yöntemlerle yapılmakta ve normal şartlarda askere alınmayaacak insanlar, zorla askere gönderilmekte. Ukrayna’da şovenizmin kalesi olarak bilinen, Banderacıların merkezi Lviv’de önemli bir tepki yaşandı. Lviv’deki Sykhiv bölgesindeki askere alma merkezleri (TCC) halkın başlattığı protestoların merkezi oldu. [3] Yapılan protestolar, biriken öfkenin nasıl bir potansiyel taşıdığını göstermekte. Bir başka veri ile desteklersek, bugün Ukrayna’da 2 milyon askeri kaçağın olduğu ve Ukrayna’nın asker bulmakta zorlandığı belirtilmekte. [4]
Tek bir olay üzerinden Ukrayna’da sıkışmışlığın nasıl ilerleyeceğini öngörmek zor. Ancak Ukrayna’daki çürüme yalnızca askeri değil, ekonomik boyutta da ilerliyor. Yine de Lviv’de yaşananları, parçaları birleştirmek için önemli bir ilk parça olarak görebiliriz. Somut durumu gözden geçirerek diğer parçalara da bakalım.
Diktatörlüğü Sarsacak Basamak: Derhal Barış, Derhal Seçim
Hatırlatmakta fayda var, yıllardır çatışmaların olduğu bir ülkeden bahsediyoruz. Her şeyin bir anda patlaması kadar, patlamanın da bir o kadar süre alabileceğini unutmamak gerek. Uzun süredir olmayan başka bir şey daha var Ukrayna’da: Seçimler. Zelenski diktatörlüğü, savaşı bahane ederek kitleler üzerinde sorgulanamaz hale gelmek için seçim yasakları uygulamakta. Rejimin meşruluğunu gün geçtikçe tartışmaya açan bu uygulama, belki de en zayıf noktalardan biri. Yorgun demokratların sandık sevdasıyla karıştırılmaması gereken bir şekilde, Ukrayna’daki iktidarın çelişkilerini vurgulamak için “Derhal Seçim” talebi, gerek ulusal gerek uluslararası olarak yükseltilmeli. Halkı mobilize edecek bu hamle, ayrıca şovenist elitlerin “vatan elden gidiyor” feryadına karşılık, “vatan bir şirket değildir” demenin de bir yolu olacaktır. Yine aynı şekilde Rusya ile girişilen asimetrik savaşın sona ermesi için, barışın derhal sağlanması ve Rus etnik kesiminin haklarının korunacağının ilan edilmesi de, bu sürecin bir parçası olmalıdır. Ukrayna, her ne kadar tarihi bağları olsa da, Rusya ile göbek bağını ancak böyle kesebilir, kendi hikayesini ancak böyle yazabilir.
Modern Nadir Element Emperyalizmi
ABD’de iktidarda bulunan Trump yönetiminin Ukrayna politikası, bir şirketin tasfiyesine benzemekte. Yani bir iflas sonrası bile voleyi vurma çabası olarak tanımlanabilir. Bu tasfiye öyle bir hal aldı ki, ABD savaş yardımlarına karşılık Ukrayna’dan bütün madenlerini alması talebi sürecek kadar işi ilerletmiştir. Ancak her iki tarafın da bu noktada abarttıkları düşünüldü ki, 30 Nisan 2025 tarihinde yapılan antlaşmada, bu talepten geri adım atıldı. [5] Yine de ABD, bu kadarıyla yetinecek halde değil. O kadar ki Rusya ile yapılmaya çalışılan antlaşma girişimlerinde, Ukrayna’nın yeraltı kaynakları meselesi, hep masada olan maddelerden biri. [6]
Batılı emperyalistlerin bu iştahlı yağma girişimi, elbette halkın gözündeki perdeyi kaldırması olası gelişmelerden… Yıllardır Rusya’ya karşı “medeniyetin ön siperi” yalanıyla cepheye sürülen Ukrayna halkı, silahlar sussa bile hiperenflasyon, bitmiş bir altyapı ve yabancılara borçlarla yüzleşecek. Barış, bugün Ukrayna’da en önemli ihtiyaçlardan biri. “Biz kimin kârları, kimin madenleri için öldük?” sorusu, kayıtsızlığı bir gecede sınıf bilincine çevirecek bir tür barut fıçısı olarak betimlenebilir.
Tarihte bunu hangi zamanda denk görebiliriz? 1917 Bolşevik Devrimi’ni zafere taşıyan üçleeme olan “Barış-Ekmek-Toprak” üçlemesi formülünü hatırlayabiliriz. Tabii ki bugün Ukrayna için bambaşka bir sınıfsal içerikle güncellenebilir bu üçleme. Diğer parallelik ise Rus etnik nüfusunun yoğun olduğu bölgelerdeki fiili duruma yönelik nasıl bir hareket içinde olunması gerektiği ile ilgili. Artık bu bölgenin Ukrayna’ya geri dönmesi mümkün gözükmüyor ama Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı (UKKTH) uygulanarak bunun kağıda dökülmesini kabul etmek de yıllardır süren gerginliğin noktalanması anlamına gelecek.
Barışa rağmen Ukrayna rahata erer mi? Tabii ki hayır.
Barıştan Sonra Aşamalar
Ukrayna ile Rusya’nın birbiriyle neredeyse aynı olduğu söylense de, 1917’deki gibi bir tür “Kışlık Saray” baskınıyla aniden herşeyin değiştiği bir ülkeden ziyade, bambaşka karakterlerin ve güçlerin birleştiği bir ülke olduğu anlaşılmalıdır. Hele büyük geri sıçrama sonrasında bu olgu, daha farklı ilişkilerle harmanlanmıştır. Ukrayna, şovenizmin yükseldiği, bunun yanı sıra etnik sorunların harlandığı, bu sorunların patlamalara yol açması için SSCB deneyiminin tamamen zihinlerden silinmeye çalışıldığı bir ortamın içindedir.
Silme çabasını tarif etmek için, biraz hafızaları tazeleyelim. Ukrayna Komünist Partisi, SSCB’nin geri sıçraması ardından bile 1990’dan 2002’ye kadar ülkenin önemli bir partisiydi. Gençlik kolu ise 2014’te faşist milis baskılarına rağmen dağılmadı, özellikle güçlü olduğu Donbass bölgesinde taban buldu ve 2022’ye kadar güçlü örgütlenmesini sürdürdü. Bugün çok sayıda KPU’dan birçok önder ve üye tutuklandı, bazıları hâlâ cezaevinde. Yani söndürülmüş bir yangından bahsediyor değiliz, kesintiye uğrasa da kökleri diri bir gelenek var Ukrayna’da.
Ukrayna’nın bu şartların içinden sosyal değişime doğru giden bir sürecin öncesinde farklı bir durumla karşı karşıya kalabiliriz. Ülkenin tarihsel olarak varlık sorununu yeniden çözümleyen ve güncele uyarlayan bir bakışla, öncelikle Politik Devrimin [7] yani iktidar değişikliğinin olabileceğini söylemek, altyapıdaki değişikliklerden (sosyal devrimden) önce daha gerçeğe yakın olacaktır. Lviv’de ortaya çıkan ilk kıvılcımlar, henüz ideolojik bir berraklığa sahip olmasa da, Zelenski iktidarının ihanetleri göz önüne alındığında en şovenizme karmış kişilerde bile faşizme karşı, savaşa karşı bir hareket oluşabilir. Bunun benzerini Bulgaristan’daki seçimlerde iktidara gören, “halkçı” sol iktidarın bir benzeri diyebiliriz. Radev’in “İlerici Bulgaristan”ı sosyalist bir proje değil. Halkçı, anti-oligarşik, Moskova’ya mesafeli olmayan bir iktidar bloğu. Ama tam da bu berraklıktan yoksun, çok bileşenli yapısıyla, klasik “Vatan Cephesi” modelinin modern bir versiyonunu andırıyor: ilerici güçlerin öncülük etmediği ama bir bileşen olarak içinde yer alabileceği geniş bir kitle ittifakı. Ukrayna’da da benzer bir ilk basamak düşünülebilir. Ama unutmayalım, bu tip halkçı iktidarların berrak olmaması, çok çabuk karşı devrimlere kapı açabiliyor olmakta.
Tarihsel anlamda baktığımızda, yine Bulgaristan’daki “Vatan Cephesi” kitle ittifakına benzer bir geçişle, geçici bir halk iktidarı başa gelebilir. Ancak burada önemli bir eksiklik var: Enternasyonalist dayanışma. Ukrayna’da böyle bir sürecin oluşabilmesi için uluslararası desteğin çok fazla olabileceği söylenemez. Ama bu tip bir iktidar, basit adımlarla süreci örebilir. Maden yataklarının kamulaştırılması, emperyalizme karşı mesafe kuran bir denemenin ilk adımı olabilir.
Rusya Faktörü ve Bölgesel çelişkiler
Ukrayna’da halk iktidarının filizlenme olasılığı, tabii ki Batı haydutları tarafından hoş görülmeyecektir. Ancak Rusya’nın da burada razı geleceğini düşünmek zor. Bir noktayı daha kabartılandıralım, Ukrayna’nın iki komşusu da bugün belirgin çelişkiler içinden geçmekte. Rusya’daki sol muhalefetin (RFKP), Putin yönetiminin ekonomik politikalarına karşı yükselttiği itirazlar ve “Yeni bir Ekim Devrimi” uyarıları, Rusya’da işlerin pek yolunda gitmediğinin göstergesi denilebilir. [8] Ufak bir hatırlatma yapalım, RFKP çevreleme girişimlerine karşı yapılan operasyonların en büyük destekçisiydi.
Ukrayna’da kazanılacak bir sınıfsal başarının Rusya’da yankı getirmesi pek de uzak değil. Tabii Ukrayna’daki tek engel Rusya’nın vereceği tepki değil. Diğer alanlarda mevziler kazanmaya çalışan ABD, Ukrayna’nın çevresinde pek de parlak halde değil. Macaristan, Bulgaristan ve İspanya gibi NATO üyesi ülkelerin denge arayışları ve Polonya’nın Ukrayna ile tarihsel çelişkileri, olası karşı-devrim müdahalelerinin bir miktar yalnızlaşmasına yol açabilir.
Bölgedeki bir başka çelişki ve belki de olası bir sürecin ilk kıvılcım vereceği yerlerden birisi ise Karpatlar. Romanya-Moldova birleşmesi tartışmalarının yapıldığı ve bunun karşısında duran Transdinyester ile Gagavuzya dirençleri, en az Ukrayna kadar farklı süreçlere kapı açabilecektir. Burada sol güçler, sorunlu tarihçeleri olsa da kendini arındıran ve tekrardan mücadele örmeye çalışan bir noktada. Ayrıca Ukrayna’nın ihtiyacı olan dayanışmanın ilk kapılarından biri olabilir. Hem Ukrayna’daki olası sürecin dışarıya açılabileceği bir dayanışma kapısı, hem de kendi başına gerilimli bir cephe. Burası yalnızca bir çıkış noktası değil, aynı zamanda kendi patlama potansiyeli taşıyan bir alan.
Sonuç
Ukrayna’da halkın sessizliği Lviv başta gelmek üzere askere alım şubelerinin protestoları ile bozulmakta. Namlu gücüyle iktidarı elinde tutan diktatörlüğe rağmen, halk tepkisizliği aşmakta. Ukrayna, sağcı güçlerin bir iç hesaplaşmasına kurban gitme ile yüzyüze olabilir. Böyle bir kavga, Marksist-Leninist bakış açısı için bir fırsat yaratmakta. “Bandera’ya Elveda, Lenin’e Merhaba” diyerek Ukrayna’da yeni bir süreç oluşturulabilir. Çünkü nesnel koşullar, önemli ölçüde mücadele etmek isteyenler için olanaklar sunmakta. Bunu sadece umut olarak sunmamaktayız , KPU’nun bir zamanlar ülkenin en büyük partisi olduğu, Komsomol’ün savaşın arifesine kadar örgütlü kaldığı bir topraktan bahsettiğimizi hatırlatarak, dekomünizasyon yasalarına rağmen kazınmayan bir miras olduğunu hatırlayarak öngörüyoruz. Karamsar tabloda sızan ışık, Ukrayna’nın sömürgeleşecek bir harabe değil, faşizmin mezarı olabileceği bir geleceğe açılabilir.
Neden olmasın?
İstanbul’dan Özgür
[1] Antonio Gramsci, Prison Notebooks, Defter 3 (1930), İngilizce derlemesi Selections from the Prison Notebooks (1971), s. 276.
[2] Agy. s.145, 433.
[3] Video: Protests Erupt in Lviv Over Conflict with the TCC, ua.news.
[4] Ukrayna’da asker krizi derinleşiyor: 2 milyon yoklama kaçağı var, ilkha.com.
[5] ABD-Ukrayna Maden Anlaşması, foreignpolicy.org.tr.
[6] ABD’nin 28 maddelik Ukrayna planı olduğu iddia edilen metnin detayları ortaya çıktı, trthaber.com.
[7] Bu ayrım, okuyucularımıza tanıdık gelse de tekrar edelim. Politik devrim ile sosyal devrim aynı şey değildir. Politik devrim, iktidarın el değiştirmesi, üstyapının sarsılmasıdır. Partiler, rejimler, ittifaklar yeniden dizilir. Ama altyapı, yani mülkiyet ilişkileri ve üretim biçimi, bu ilk sarsıntıda çoğu zaman yerinde kalır. Sosyal devrim ise bunun ötesine geçip altyapıyı da dönüştürür. Hikmet Kıvılcımlı, 27 Mayıs 1960’ı tam olarak bu çerçeveyle — üstyapıda iktidarın el değiştirdiği ama altyapının, yani mülkiyet ilişkilerinin sarsılmadığı bir “Politik Devrim” olarak — okumuştu. Bugün Ukrayna için düşündüğümüz ilk basamak da benzer bir nitelikte olabilir.
[8] Leader of Russia’s Communists warns parliament of 1917-style revolution risk, tvpworld.com.


