Kral çıplak!

analiz-kral-ciplakHiç kimseye güvenemediğiniz, herkesin samimiyetinden şüphe ettiğiniz bir hayat düşünün. Ülkemiz, birbirine selam vermeyen, konuşmaktan çekinen milyonlarca insanın yaşadığı bir ülke haline geldi. Güvensizlik o derece büyüdü ki, parababalarının tertiplediği seçimler üzerinden bir önyargı yaratarak insanlara yaklaştık. İnsanların bir daha geri dönülemeyecek biçimde kirlendiğini düşündük.

Yanıldık. Gerçeğin üstüne gitmek istenmedi ve gerçeği bir bal kübü olarak gördüldü. Ancak her zaman olduğu gibi, mesele olguyu ortaya koymak olunca, bal kübünün içinden bal çıktı. Yıllarca halka hareket etmenin, Aziz Nesin’in sözleri kullanılarak halkla alay etmenin haksızlık olduğunu söyledik. Kafadan silahsızlandırılan, dağınık bırakılan halkın yarım asırdır “muhafazakar” partilere oy yağdırmasının maddenin doğası gereği olduğunu ortaya koyduk. Halkın karşı karşıya kaldığı beyaz terörü, işsizliğin ve pahalılığın el kol bağlamasını görülmedi, belki de görebilecek yerde değildi bir çok kişi. Ancak insanların ceplerinden alınanların kendilerine “yardım”, “hediye”, “rüşvet” ya da adına her ne diyorsanız, geri verilmesi dönemi artık sona ermek üzere.

Başta dediğimiz gibi, seçim sonuçlarını “turnusol kağıdı” olarak görmeyeceğiz. Beyaz terörün, hala dağınık olan halkı ne ile tehdit edeceği ve bunun ardından güdüleyeceği bilinmez. Yolunu yapmaz, köprüsünü tamamlamaz, çeşmesini kapatır, elektriğini keser, emekli maaşını elinden alır. Ses duyulmaz, çünkü tek bağırdığı zaman canı alındığındadır. Bankalar tarafından alabildiğine borçlandırılır, sistemin çeşitli rütbeleri, makamlarına ulaşması için “teşvik edilerek” ağzına bir parmak bal çalınabilir. Ancak ne olursa olsun, yine de insandırlar.

Hızla değil, ancak belli bir düzeyde insanlar “kralın çıplak” olduğunu, tüm tehditlere rağmen artık korku imparatorluğunun, yalan imparatorluğunun dağıldığını görüyorlar.

Kral, bunu artık itiraf etmek zorunda kalıyor. İktidar partisinin %40 altına indiği anketleri yayınlayan şirketlere baskın yapılsa da, anketleri yapanlar en yükseklerden gelen “kınamalara”, “küfürlere”, “yakıştırmalara” maruz kalsa da, kral eriyor. Kral, “400 olmasa da 335 olsun” diyor. Onlarca tehdit, baskı, şantaj ve “sıfırlama”yı sümen altına itme operasyonlarının sonucunda, geri çekiliyor. Parababalarının “yönetemiyorum” itirafını yapmasının ardından (Ali Koç’un açıklaması), parababaları meclisinin baş haydudu da “yönetemiyorum” diyor.

Kral, sonunu görüyor. Daha fazla saldıracak, daha fazla müdahale edecek, daha fazla “sıfırlayacak” tabii bu sırada. Ancak sandık ile gitmeyecek. Çünkü sandık, insanların güdüldüğü, “tıpış tıpış oy verdiği” bir hapishane. Kral’ı götürecek tek olgu, tek gerçek, halkın isyanıdır. İşte ölüm gibi korktuğu odur.

Kral ölüyor! Yaşasın Halkın Gücü!

İstanbul Direnyor’dan Özgür

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir