Formel Sosyalizmin Eleştirisi – Bölüm: 3

Bölüm: 3
Formel Sosyalizme alternatif Uluslararası Yaklaşımlar

Formel sosyalizmin ulusal ve uluslararası çapta gelişimi üzerine detaylıca ele aldık. Formel sosyalizme karşı bilimsel sosyalizmin gelişimine odaklanan, Avrupa merkezli ve mekanik yaklaşımlara alternatif koyarak, Marksizm Leninizmin her ülkenin kendi yerel gerçekleriyle var olduğunu öne süren teorisyenler olduğunu belirttik. Tabii ki bu kişilere daha fazlası eklenebilir, diğer yandan bazılarına itiraz da olabilir. Özellikle de şu öncüler, ayrı kıtalardan olması dolayısıyla da, bu noktada anılmaya değer; Antonio Gramsci, Hikmet Kıvılcımlı, Sultangaliyev, Amilcar Cabral ve José Carlos Mariátegui

Formel sosyalizme alternatifler üreten, sorgulayan bu Proleter Aydınların ortak özelliklerini, çeşitli başlıklarla sayarak, bilimsel sosyalizmin gelişimi üzerine katkılarını aktaralım.

A) Avrupa Merkezciliğin ve Dogmatizmin Reddi

Beş öncünün en belirgin ortak özelliği, Marksizm Leninizmin dünyadaki tüm toplumlara, farklı tarihsel arka planlara sahip halklara “kopyala-yapıştır” ile uygulanmasına karşı çıkıştır. Yazarların bu noktada vurguladıkları ortak görüşlere bakalım.

Jose Carlos Mariategui, Dünya Krizleri Tarihi kitabında, Amerika’daki sosyalizmin bir kopya değil, yerel gerçeklikten doğan bir “kahramanca yaratım” olması gerektiğini ortaya koymakta. (Mariategui, 1928) Mirsaid Sultangaliyev ise Batı Proletaryasının devrimine umut bağlamak yerine, sömürge halklarının mücadelesindeki enerjiden faydalanmak gerektiğini savunmaktaydı. Kendisinin bu fikri, Bakü’de yapılan Birinci Doğu Halkları Kurultayı’nın hayat bulmasını sağladı denilebilir. (Gürses, 1998) Hikmet Kıvılcımlı ise Türkiye’deki sosyalistlerin Marksizm Leninizmi sadece çeviri eserlerden ibaret görme konusundaki tutumu sıkça eleştirmiştir. Kendisinin klasiği olan Tarih Devrim Sosyalizm ve onun devamı diyebileceğimiz kitaplarda, makalelerinde bu noktayı sık sık dile getirmiştir1. Antonio Gramsci’nin Rus Devrimini ele alışı ise aynı şekilde sıradışıdır. 1917 yılında “Avanti!” dergisinde yazdığı “Devrim Kapital’e Karşı” adlı makalesinde, devirmin Marx’ın ortaya koyduğu şemaları aşan bir yaratım olduğunu vurgulamakta ve “Karl Marx’ın Kapital’ine karşı bir devrimdi” demektedir. (Gramsci, 2021a)

Tüm bu çabalarda görmekteyiz ki, dogmatizm, bir deha olan Lenin’in partisini bile düşünemez hale getirebilirdi. Düşünce tembelliği, şakaya gelmezdi. Nitekim öyle de oldu.

B) Devrimci Aydın Kimliği

Bahsi geçen yazarın ortak özelliklerinden biri, “organik entelektüel” ya da “devrimci aydın” olarak adlandırılan kadronun devrim sanatında ön planda olmasını önemsemeleridir. Bu özellikleriyle Marksizmi dondurulmuş bir formül olarak değil, tarihin, coğrafyanın ve kültürün içinde canlı bir yöntem olarak üretmişlerdir. Bilgiyi eylem içinde üretmeyi öğrenmek ise bu üretimin ana formüllerinden biridir.

Hikmet Kıvılcımlı, devrimci aydın için Hanri Barbüs’ü örnek olarak veriyor ve devrimci aydını “kitlelerin içinden çıkan ve örgüt adamı” olarak, duru bir tanımla tarif ediyor. (Kıvılcımlı, 1994) Bir ek daha yaparak, enternasyonal olmayı da gereklerden biri sayıyor ve her yerde, her zaman ezilenden yana olmayı savunmak olarak tarif ediyor bunu da. Kendisi de hem hayatının 22 yılını hapiste geçirirken teori üretmiş, geri kalan zamanında ise eylemin içinde de olmuştur. Bir başka önder Antonio Gramsci ise hapishanedeki zorlu şartlara rağmen toplumun derin yapısını analiz eden teorik üretimde bulunarak, entelektüel üretimi siyasi mücadelenin bir parçası olarak tarif etmiştir. Aydınlar üzerine görüşlerini de “Hapishane Defterleri”nde genişçe ele almıştır. (Gramsci, 1986) Özetçe, devrimci aydının sürekli ikna eden, yapıcı ve örgütleyen kişi olduğunu belirtirken, egemen sınıfın toplum üzerinde kurduğu hegemonyanın yani rıza üreticilerinin sarsıcıları olması gerektiğinin altını çizmektedir.

C) Altyapı – Üstyapı ilişkisi

Bilimsel sosyalizmin en önemli kavgası, ekonomik altyapı kadar kültürün, dinin ve ideolojinin de, yani üsyapının da devrim sürecinde belirleyici rolü olduğuna dair görüşleridir. Bütün teorisyenler, buradaki özgün görüşleri dolayısıyla uzun süre anlaşılamamıştır ve bu örgütlü yaşamlarına da yansımıştır.

Antonio Gramsci, hiç kuşkusuz bu konuda öncülerden biridir. Daha 1923 yılında, sosyalizmin kültürel hegemonya yaratmadaki başarısızlığını eleştirerek, Sovyet marksologlarının herşeyi altyapıya yoran tahlillerini de eleştirir. Gramsci, toplumun sadece ekonomik güçle değil, çeşitli kurumlar aracılığıyla örgütlenen hegemonya ile yönetildiğini ortaya koymakta. Gramsci, kurulan hegemonyayı iki türlü ele almakta, bir tarafı proletaryanın kurduğu egemenlik olarak geçerken, diğeri ise hakim olan sınıfın üstyapıyı kullanarak kurduğu egemenlik olarak tanımlanır. (Gramsci, 2018b) Gramsci’nin bu görüşlerinin somutlaşması ve tartışılması, maalesef yaşadığı hapishane koşullarından dolayı çok uzun yıllar sonra fırsat bulabilecektir. Hapishane koşullarındaki yer yer sansürlü ve tedbirli anlatımlar, bu görüşlerin çarpıtılmasına da yol açacaktı.

Hikmet Kıvılcımlı ise Türkiye’de benzer bir kaderi yaşıyordu. Dinin görmezden gelemeyeceğini savunarak, dini tarihsel maddeci bir yöntemle tahlil ederek halkla bağ kurmayı amaçlayacaktı. Kendisinin din üzerine bu tahlilleri, kendi deyimi ile tüm itirazlara rağmen kolluk tarafından el konulacak ve hala gün yüzü görmeyen halde tutulacaktı. (Kıvılcımlı, 2024) Kıvılcımlı, bu konu hakkındaki bilgileri aktarma çabası, diğer eserlerinde satır aralarında devam edecekti. Afrika’daki devrim rüzgarlarının estiği dönemin teorik önderlerinden olan Amilcar Cabral ise, ulusal kurtuluş mücadelelerinde kültürel unsurların önemini vurgulayarak, kültürün bir direniş silahı olduğunu belirtir. “Teorinin Silahı” adlı makalesinde, teorinin yerel koşullarla harmanlanması gerektiğini ortaya koymuştur. (Cabral, 1966)

Sorunları açıklarken sadece altyapıyı ele alan siyasetlere karşı, altyapı üstyapı ilişkilerinin sanıldığından daha karmaşık, daha açıklamaya ihtiyaç duyulur halde olduğu, bu teorilerin altını çizdiği bir olgu olarak karşımıza çıkmakta.

D) İrade ve Öncülük

Devrimin ekonomik koşulların olgunlaşmasıyla kendiliğinden gerçekleşeceği (ekonomizm) önyargısına karşı sistemli çalışmayı, programı ve öncülük etmeyi ön plana koymak, öncülerin önemli ortaklıklardan biri olarak sayılabilir.

Hikmet Kıvılcımlı, bu doğrultuda “pratiksiz teoriyi yaramaz kuruntuculuk” olarak görerek, kolektif aksiyonu yani insan iradesini tarihsel gelişimdeki kurucu rolünü vurgular (Kıvılcımlı, 1968). Bu noktada şunun altını çizmek gerekir, Kıvılcımlı’nın sık sık atıf yaptığı determinizm, insandan bağımsız, edilgen bir kavramı değil, tam da şartlara hazır olmayı anlatmaktadır. Antonio Gramsci ise işçi sınıfını ekonomik bir kategori olarak değerlendirmez, devrimi başaran yönetici ve rehber sınıf olarak tanımlar. (Gramsci, 2021c) Sultangaliyev ise Rus devriminin başarılması sonrasında tarihin motorunun sömürge halkların ulusal kurtuluş savaşı dolayısıyla sahip olduğu devrimci enerjide saklı olduğunu ortaya koyar. (Sultangaliyev, 1998a) Bu görüş, 1920’de Doğu Halkları Kurultayı’nın inşasının da temeli olacaktı.

Formel sosyalizmi reddeden önderler, ezbere formüllerin dışına çıkarak ve devrimin öncülüğü için öngörülerini paylaşmakta.

E) Sınıf İttifakları: İşçi ve Köylü İttifakı

Devrimin sadece modern işçi sınıfına dayanarak başarılamayacağını, geniş köylü yığınlarının ve sömürülen diğer tabakaların desteğini arama ve buna göre program üretme, saydığımız önderlerin ortak özellikleri arasında. Bu bakımdan Kesintisiz Devrim teorisine de katkı sundukları söylenebilir.

Hikmet Kıvılcımlı, “Müttefik: Köylü” adlı kitabında o zamanın Türkiye’sini tahlil etmiş ve Türkiye Komünist Partisi’ndeki köylü unsurları görmezden gelen eğilime karşı önerilerde bulunmuştur. Kendisinin bu tahlilinin somuta yansıması olarak, köylü sorununun bir parçası olan ulusal sorunu tahlil etmiş, bu konuda çözüm sunan yegane kaynaklardan biri olan “Yedek Güç: Ulus (Doğu)” bölümünde Kürt sorununu bu bağlamda genişçe ele almıştır. Bununla birlikte Kıvılcımlı’nın yazdığı bu önemli öneriler, 45 yıl sonra basılı hale getirilebilmiştir.

Antonio Gramsci ise Kuzey İtalya işçileri ile Güney köylüleri arasındaki ittifakı (Güney Sorunu) devrimin başarısı için bir anahtar olarak ortaya koymuştur. (Gramsci, 2021d)

Sultangaliyev ise köylü sorununda ve onun uzantısı olan ulusal sorunda hassasiyet taşımakta ve buna göre çözümler önermektedir. Bu nedenle Tatarların bir ulus olarak varlığının tanınması ve işçi-köylü partisi etrafında ulusal sorunu çözmesini önermekteydi. (Sultangaliyev, 1998b) Sultangaliyev’in tartışmasında, ulusal sorunun çözümü ve gelecekte oluşabilecek bir şovenizme çözüm arayışı vardı denilebilir.

F) Antika ve Medeniyetin Sentezi

Aydınlanmanın yarattığı hale etkisiyle, kapitalizm öncesi toplum yapıları üzerine hatalı değerlendirmeler yapılmakta. Oysa tüm bu yapıların devrimci potansiyel taşıyan halkın üzerinde etkili olduğu, dolayısıyla da önem taşıdığı, devrimin birer dayanağı olduğu, bahsi geçen devrimci aydınların ortaklaştığı konulardan biridir.

Amilcar Cabral, sömürge halkların “kendi tarihlerine geri dönme” hakkını savunur. Sömürgecilikten kaynaklı, belleklerden silinen her şeyin, devrimci bir özü üretmekte kullanılabileceğini öne sürer bu görüşüyle. (Cabral, 1970) Hikmet Kıvılcımlı ise ilkel toplumsal yapıların barındırdığı eşitlikçi geleneklerin, modern proletarya için eylemsel bir temel oluşturabileceğini ve hatalı bilincin terse çevrilebileceğini ortaya koyar. (Kıvılcımlı, 1968). Kıvılcımlı’nın burjuva sosyalistleri tarafından sık sık eleştirilen ve anlaşılamayan taktik esneklikleri de bu iddiaya dayanmaktadır. Sultangaliyev ise, İslam dünyasındaki topluluk dayanışmasının, emperyalizme karşı örgütlenecek bir sömürgeler cephesi kurulması adına avantaj olabileceğini değerlendirmekte. (Sultangaliyev, 1998c)

Maalesef bu önderlerin tümü, taktikteki esneklikleri dolayısıyla anlaşılamamış ve çeşitli ithamlarla siyasi yaşamlarında gerekli değeri görememiştir. Hata yapmayan insan, ölü insandı ve hatalı olmadığını düşünmek, hataların en büyüğü idi. Burjuvazinin tüm saldırılarıyla uğraşmak durumunda kalan bu önderler, bir de kendileriyle aynı safta duran kişilerle uğraşmak zorunda kaldılar.

Sonsöz

Formel sosyalizmin düşünce tembelliğine uğrayan sistematiği yerine yığınların doğrudan katılımını esas alan öneriler, devrimci önderlerin bu noktada tıkanıklığı aşmak noktasındaki çözümler hala tartışılmayı beklemekte. Lenin’in vefatına doğru, vasiyetinde bahsi çabadan beri bu mücadele sürmekte.

Bilimsel Sosyalizmin işçi sınıfının hayatından süzülen pratikle yenilenmesi, hala var olan bir ihtiyaç. Tüm zorlu şartlara rağmen, bu çaba devam etmekte. Diğer yandan şu soru da beraberinde geliyor. Formel sosyalizme karşı alternatif yaratırken, hangi noktalar eksik kaldı? Hangi karikatürleştirmeler cevapsız kaldı? saydığımız devirmci önderler hangi karşı çıkışlarla karşılaştılar ya da hangi eksiklere sahipti? Bunları da tartıştırmak, hiç kuşkusuz güncel teorinin önünü açacak olandır.

İstanbul’dan Emre
İstanbul’dan Özgür

1 Hikmet Kıvılcımlı’nın Tartışılacak Tarih Tezi makalesi (Kıvılcımlı, 2024) ve Toplum Biçimlerinin Gelişimi’nde yazdığı önsöz (Kıvılcımlı, 2018), bu eleştirilerin bulunduğu örnekler olarak sayılabilir

Cabral, A. (1966) The Weapon of Theory. Asya, Afrika ve Latin Amerika Halklarının Birinci “Üç Kıtasal Konferansı” konuşması.
Cabral, A. (1970) National Liberation and Culture.
Gramsci, A. (2021a) Hapishane Öncesi Yazılar. Khalkedon Yayınları. s.60
Gramsci, A. (2021b) Hapishane Öncesi Yazılar. Khalkedon Yayınları. s.15
Gramsci, A. (2021c) Hapishane Öncesi Yazılar. Khalkedon Yayınları. s.192
Gramsci, A. (2021d) Hapishane Öncesi Yazılar. Khalkedon Yayınları. s.12
Gramsci, A. (1986) Hapishane Defterleri. Onur Yayınları. s. 309-333
Gürses, H.B. (1998a) Sosyalist Turan ve Doğu Birliği. Doğu Kitabevi. s.12
Gürses, H.B. (1998b) Sosyalist Turan ve Doğu Birliği. Doğu Kitabevi. s.16
Gürses, H.B. (1998c) Sosyalist Turan ve Doğu Birliği. Doğu Kitabevi. s.91
Mariategui, C. (1928) Aniversario Y Balance. Amauta. Yıl III, No 17. Lima. Eylül 1928.
Kıvılcımlı H. (1968) Tartışılacak Tarih Tezi. Türk Solu. Sayı: 35-36.
Kıvılcımlı, H. (1994) Devrimci Aydın Nedir? Hanri Barbüs. Derleniş Yayınları. s.18
Kıvılcımlı, H. (2018) Toplum Biçimlerinin Gelişimi. Derleniş Yayınları. s.13
Kıvılcımlı, H. (2024) Tarih Araştırmalarıyla İlgili Notlarda Önsöz. Türkiye Direniyor. Erişim Adresi: https://www.turkiyedireniyor.org/hikmet-kivilcimli-tarih-arastirmalariyla-ilgili-notlarda-onsoz