ABD Kürtleri “Sattı mı”?

Son günlerde yaşanan gelişmeler üzerine şöyle sorular ortaya çıktı;

“Acaba ABD Suriye’de başa getirdiği Colani’ye ve HTŞ’ye daha mı çok güveniyor?”

Bölgedeki emperyalistlerin dili ile “stratejik ortakları”, daha doğru bir ifade ile “piyon’”arı olan bu iki güçten birini tercih etti ve diğerini harcadı mı? Bu sorulara yanıt vermeye çalışalım.

Öncelikle mevcut Amerikancı Burjuva Kürt Hareketinin, ABD ile “stratejik” ilişkileri devam ediyor. Bu ilişkiler öyle tekil ‘politik’ kararlar ile ortadan kalkabilecek ilişkiler değildir.

Emperyalizm bir ülkeye girdiği zaman oradaki en gerici sınıflar ile işbirlikleri arar, onları besler, yetiştirir.

Amerikancı Burjuva Kürt Hareketi olarak ifade ettiğimiz PKK-PYD-PJAK örgütlerinin de sınıfsal önderliği emperyalizm yanlısı Burjuvazi ve Feodal unsurlara aittir. Yani eskiden beri ABD ve bu hareketler arasında zaten bir “sınıfsal uyum” vardır. Bu uyumun üzerine ayrıca son 30 yılda büyük bir pratik işbirliği inşaa edilmiş, bu inşaa süreci Suriye’ye karşı ABD emperyalist savaşının başlamasından sonra doruk noktasına ulaşmış, YPG, Kuzey Suriye’nin petrollerini ABD adına kontrol eder hale gelmiştir. Bu konuda tüm teknik-altyapı desteği ise yine ABD tarafından sağlanmaktadır.

Ayrıca ABD tüm teknik teçhizatı ve silahları ile YPG’ye “yüz bin kişilik ordu” da örgütlemiştir. Bu ilişkiler gündelik politik kararlarla yeni bir biçim alamazlar-çözülemezler. Bu ilişkilerin tersine çevrilmesi anti-emperyalist bir savaş ile mümkündür artık.

Çıkarları ABD Petrol şirketleri ile bir olmuş, oradan komisyonlarını alan Kürt Burjuva ve Feodallerinden de böyle bir savaş tabii ki beklenemez.

ABD sürekli olarak HTŞ tarafını tutup, Kürtlere saldırtacak mı?

Bu sorunun cevabının tek taraflı verilemeyeceğini düşünüyoruz. ABD ve tüm emperyalistler ellerinde her zaman birbirine kırdırtacakları birden fazla piyon olmasını severler. Bu piyonları bazen yalnız bırakarak, bazen de sırtlarını okşayarak sürekli olarak yanında tutar.

Ayrıca bu piyonların birbirine çarpıştırılması ve sonunda ABD’den yardım direnir hale gelmeleri de, geçmiş İngiliz Emperyalizmi örneklerinde de olduğu gibi, emperyalizmin 150 yıllık değişmeyen taktiğidir.

Suriye’de son yaşananlar da bu taktikten bağımsız değerlendirilemez.

ABD bu süreçte -geçmişte de olduğu gibi- bazen PKK-PYD’yi yalnız bırakarak “kulaklarının çekecek”, bazen yanında olup “sırtlarını okşayacaktır”. Bunu Son DEM açıklamalarında da bunu rahatlıkla görebilmekteyiz. [1]

PKK-PYD-DEM’in Suriye’deki Kürt katliamına halkı kandırmak için söylenmiş bir kaç demagojik laf haricinde bir itirazı yoktur.

ABD’nin ‘Müslüman İsrail’ yaratma projesinin İran ayağı

Bilindiği gibi PKK-PYD’nin bir uzantısı olan PJAK, İran’da varlığını sürdürmektedir. Bu grup İran’da yürütülmekte olan emperyalist “turuncu devrim”e büyük bir heves ile destek vermektedir. [2]

PKK-PYD şu anda ABD’ye birazcık “sitem” etse de, İran’daki bu emperyalist harekata tıpkı Suriye’de olduğu gibi büyük bir güçle destek vereceklerdir. Bu bağlamda bu olaylar bir yandan da İran’a emperyalist saldırı öncesi “cephe gerisi”ni sağlamlaştırma hamleleridir.

Hepimiz göreceğiz, bu kadar laflara rağmen PJAK, İran’ın parçalanma sürecinde yine en büyük ABD’ci güç olacaktır. Yukarıda belirttiğimiz gibi bu artık “politik bir tercih” değil, ABD Emperyalizmi ile Amerikancı Burjuva Kürt Hareketinin sınıfsal-altyapısal kaynaşmasının sonucudur.

Türkiye Devrimcileri ne yapmalı?

Şu anda büyük bir pişkinlik DEM Parti ve Kuyrukçuları, Sevrci Sahte Soytarı Sol Cephesi Türkiye Devrimcilerini ve Demokratlarını, Mustafa Kemalcilerini-Laiklerini “yardım”a çağırıyorlar.

Oysa Suriye savaşı başladığında ve devam ettiği süreçte bu güçlerin hepsi Suriye’de Emperyalist Savaşa karşı çıkmışlardı. KATİL ABD ORTADOĞU’dan DEFOL! Demişlerdi. Bu durumda ABD ile açık işbirliğine giren sadece PKK-PYD-DEM ve kuyrukçuları idi.

Şu anda da ABD işbirlikleri devam ettiği gibi, ufacık bir ‘sırt okşama’ da yine “Biji Serok Obama” benzeri sloganları hiç çekinmeden atacaklardır.

O yüzden mevcut durumdaki ABD’ye “sitemlere” ASLA KANILMAMAsı gerekir.

Bu yaşanan olayların ‘olumlu’lukları var mıdır?

Kürt Halkı, “satışa geldik” psikoloji ile bu olaylara belirli tepkiler göstermiştir. Bazı ABD konsoloslukları önünde, AB ülkelerinde gösteriler yapmışlardır. Ancak bu tepkiler  ‘Katil ABD Ortadoğudan ve topraklarımızdan defol!’ şeklinde değil, “ABD gel bizi kurtar” biçimindedir. Bu sebeple bu eylemlerin anti-emperyalist içeriğinin olduğuna dair bir yanılgıya katılınmamalıdır.

Yine de çok geri tepkiler olsa da, kediye göre budu olsa da, bu eylemler Kürt Halkının ABD’ye güvensizliğini ifade etmektedir.

Süreç içerisinde bu güvensizlik artabilir ve artmalıdır, anti-emperyalist bilinç ile yoğrulmalıdır.

Mevcut PKK-PYD önderliği devam ettiği sürece  bu anti-emperyalist yoğrulma yapılamaz. Bu yüzden, başlarındaki Amerikancıların ihanetin parçası olduğu da gösterilmelidir, teşhir edilmelidir.

Son söz;

Mevcut PKK-PYD-DEM-PJAK’tan anti-emperyalist, anti-ABD’ci bir tepki beklemek, ‘ölü gözünden yaş’ beklemek demektir. Bunların ve Kuyrukçularının, Sevrcilerin teşhir edilerek, Kürt Halkı içerisindeki anti-ABD’ciliği artırmak gerekir.

Ancak bu şekilde bu süreçten hem Kürt Halkının hem Ortadoğu Halklarının lehine bir durum çıkabilir.

İzmir’den Zafer