YPG ve Batı Solu – Jay Tharappel

Bu metin, Jay Tharappel’in The Oriental Despot adlı günlüğünden 7 Ekim 2019 tarihli “The Kurdish YPG & The Western Left” metninin yalnızca ilk bölümünü içermektedir. [1]

Sanki ABD’nin illegal bir işgalden çekilmesine derin bir öfke duymamız gerekiyormuş gibi “Rojava”nın ihanete uğraması hakkında mızmızlanmayı bırakın.

ABD’nin müdahalesi (eylül 2014) öncesi, Suriye hükümeti ve YPG arasında ortak düşman olan IŞİD ve El Nusra’ya karşı mücadeleye odaklanma amaçlı bir saldırmazlık paktı vardı ve Nisan 2011’de Suriye hükümeti 300.000 devletsiz Kürt’e vatandaşlık vermişti.

ABD’nin desteğini kazanmasının ardından YPG, kendisini daha önce korumuş olan Suriye hükümetine namluları çevirdi ve sonra kendileri adına ABD’ye defalarca Suriye hükümetinin o ortak düşmanı mağlup etme çabalarını sabote ettirdi. Ocak 2016’da Haseke’de Suriye’nin Ulusal Savunma Kuvvetleri’ne ve Süryani milislere ait kontrol noktalarını bulundukları yerden kovuşturmaya çalıştılar. Daha sonra Haziran ve Ağustos 2017’de ABD’ye IŞİD’i hedef alan Suriye jetlerini vurdurdular çünkü mümkün olduğunca fazla toprak ele geçirmek istediler –ki bu topraklar da tarihsel olarak hiç Kürt toprağı olmamıştı. “Dağlardan başka dostumuz yoktur” diyorlar ama kendilerini tarihsel olarak Arap/Süryani toprağı olan Suriye’nin düzlüklerinde buluyorlar.

Geçen yılın aralık ayında ABD geri çekilmekle tehdit ettiğinde, YPG “farkındalık yaratmak” için 3,200 IŞİD’li mahkumu serbest bırakmak tehdidinde bulundu ve Suriye hükümetini sözlerini tutma olasılıklarına karşı Deir al Zor’daki güçlerinin yerini değiştirmeye sıkıştırdılar. Sözlerini tutmadılar çünkü ABD kaldı. Bu senenin temmuzunda ortaya çıktı ki, YPG Suriye’den çalınan petrolü İsrail’e satıyor ve bunu da ajanları olan, sahip olduğu şirket (Küresel Kalkınma Şirketi-Global Development Corporation) sızdırılan belgelere göre “Suriye Demokratik Meclisi’ni SDM’ye ait petrolün satışı ile alakalı tüm meselelerde temsil etme hakkı” ile ödüllendirilmiş olan Mordechai Kahana aracılığı ile yapıyorlardı.

Bu petrol varlığı Suriye’nin devlet mülkiyetindeki malıdır ve savaş öncesinde tüm Suriyelilere sübvansiyonlu fiyattan tesis edilip, şimdi ise Suriye’nin düşmanı İsrail’e satılmaktadır. Bu esnada Suriye hükümeti de İran’ın Afrika’nın ucundan gönderdiği sevkiyatlara yaslanmak zorunda bırakılıyor, ki bu sevkiyatlar da Britanya donanması tarafından ele geçiriliyor, sırf YPG Suriyelilere değil İsrail’e satış yapmayı tercih ettiği için. Dolayısıyla Suriye hükümetinin YPG’den bıkkınlık duyması gayet anlaşılırdır. YPG kendi kontrolü altındaki topraklarda Türkiye’nin desteklediği ÖSO’nun veya IŞİD’in varlığını hoş görmeyecektir. Ama aynı YPG, ABD’nin Suriye güçlerini bombalamasına müsaade etmekte bir beis görmedi, bu Suriye’nin geri kalanının bütün dünyanın kendilerini kurtarmasını istedikleri güçler tarafından yönetilmesi riskini artırmak anlamına gelse bile.

[1] Metnin birinci kısmını almamızın sebebi, metnin birinci yarısında günümüzün Amerikancı Kürt hareketi hakkında önemli bilgiler ve tespitler bulunmasına karşın, metnin ikinci yarısında dile getirilen görüşlerin ve kullanılan üslubun, içinde bulunduğumuz coğrafyada yaşayan, egemen ulusa mensup komünistler tarafından dile getirilmesinin yakışık almayacak olmasıdır. Yine de metne ve yazarına susuş uygulamış olmamak adına bu açıklamayı yapma gereği duyduk ve aynı kaygılardan hareketle çeviri metnin sonuna, orijinal İngilizce metnin tamamının bağlantısını bırakıyoruz.

Kaynak: The Oriental Despot
Çeviri: Denizli Direniyor’dan Ege

,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir