Yozlaşma, Devrimciler ve Demokratlar (Mersin Direniyor)

devgencİşçi sınıfının evladıyız.

Alın teri ile eve ekmek getiren babaların, mayamızı çileyle yoğuran anaların çocukları… Ne yapsalar alt edemediler bu çocukları. Birinci Kuvayimilliye’de yedikleri tokat çok sertti ve acısı da kolay geçeceğe benzemiyordu. Ve o yüzden; tanklarla, toplarla, silahlarla yapamadıkları işin bir kısmını başarmanın yolunu; TV’leriyle, dergileriyle, uyuşturucularıyla, kısacası yoz kültürlerini, ekonomice geri ve bağımlı bıraktıkları ülkelerin gençlerinin kanına girmekte buldular.

Ve başarılı olduklarını gördükçe de saldırmaya devam ettiler bu kanallardan. Emekçi gençlik sorgulamasın, şüphe etmesin diyerek zehirlemeye devam ettiler. Radikal bir sessizlik de değildi istedikleri. Kendilerine uygun, bir de “muhalifcikler” yaratmak lazım gelirdi. Bu, demokrasi ve özgürlük süsü vermek için gerekliydi. Bunun üzerine de sağlı sollu liberaller devreye girdi.

Artık, uyduruk TV programlarının adı; popüler kültür, satılmış medya yayınları; özgür basın, uyuşturucularının adıysa “uyarıcı”ydı.

Yurdumun BOP esbaşkanlarıyla birlikte burjuva muhalefeti ise, bu gidişten hiç rahatsız olmuyor, tersine, “bu hayasızca akına” adeta alkış tutuyorlardı. Peki yok muydu bu gidişe dur diyecek bir güç?

Elbette var; biz devrimciler!

***

Peki biz devrimci-demokratların görevleri nelerdir? Yani ne yapmamız gerekir?

Öncelikle işçi sınıfını unutmayacağız. Her işin başında ölçümüz sınıf olacak. Burada işimizi kolaylaştıracak bir yöntem sunulabilir. Bu, uluslararası sömürgeci hareketin durumuna bakmaktır. Yani örnek olarak güncel bir mesele: Kıbrıs. Her yerde “böl-parçala-yut” taktiği uygulayan emperyalistler, neden Kıbrıs’ta birliği savunur? Bu gibi sorular, ufkumuzu açacaktır.

Peki konumuza gelirsek… AB-D emperyalizmi, şu anki Türkiye medyasından, yayıncılığından memnun mu? Memnun.

Gençliğin uyuşturucu illeti ile uyuşturulmasından memnun mu? Memnun. Bu hem uyuşturucu ticareti ve para akışı konusunda onların işine geliyor, hem de gençlik günden güne yozlaşıyor.

Yine yozlaşmayla ilgili, eşcinsellerin hakları konusunda ne diyor? “Haklarını verin, onları tanıyın” diyor. Bu söylemin peşine bugün, hemen bütün Sevrci Soytarı Sahte Sol takılmıştır. Ne yazık ki devrimcilerin, halka hesabını veremeyecekleri hiçbir eylemin altına girmemeleri gerektiğini unutuyorlar.

Peki bu gidişin karşısında durabilecek tek güç “biz” isek eğer, neden bir şeyler yapmıyoruz? Çünkü güçlü değiliz. Ağzımızdan çıkan her bir söz, burjuvazinin sağlı sollu engelleri karsısında cevapsız kalıyor. Çünkü şimdilik her türlü silah onların elinde. Ama sadece şimdilik. Yoz kültürlerini de bu silahlar sayesinde damarlarımıza zerk ediyorlar. Asıl meseleleri, TV kanallarıyla uyuşturdukları anne-babalarımız gibi, biz gençleri de sorgulayamaz duruma getirmek.

Biz ise, her şeyin sorgulamayla başlayacağını söylüyoruz. Bir şüphe tohumu ekilmesiyle çakılacak ilk kıvılcım…

Ama devrimci-demokratlar yapmak zorunda oldukları görevden asla vazgeçmeyecekler. Her ne kadar susuş suikastıyla sesimiz kısılmaya çalışılsa da, gene de kazanan biz olacağız, halkımız olacak!

Mersin Direniyor’dan Bekir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir