Yanlış Adreste Çözüm Aramak

ali-havuc-yanlis-adres1 Eylül 2017 tarihli “Yeni Çıkış Hattı Cumhuriyetçi Cephe” [1] başlıklı ABC’deki yazısında Merdan Yanardağ, Türkiye’nin içine düşürüldüğü durumu ve bu gidişin nasıl durdurulabileceğini analiz etmeye çalışarak, ilerici, cumhuriyetçi, laik güçlerin çok da uzak olmayan bir gelecekte karşı karşıya kalacağı tehlikelerin önlenebilmesi için yapılması gerekenleri yazdı. 1923 Cumhuriyetinin AKP eliyle nasıl yıkıldığına ve kurulmaya çalışılan yeni rejime dikkat çekti. Aslında yaşadığı ülkenin sorunlarına duyarlı her yurtseverin ortak kaygısıdır bunlar. Fakat ortaya koyduğu çözümlerde Merdan Yanardağ, bu gerici saldırının püskürtülebilmesi için, sosyalist solun dahil, bu gidişattan rahatsız tüm muhalif kesimlerin adresi olarak da CHP’yi gösteriyor. Her ne kadar açık açık sosyalist sol ve diğer yurtsever, laik, cumhuriyetçi direnç odakları kendilerini fes ederek CHP çatısı altında birleşsin demese de, gösterdiği çözüm yolu buna işaret ediyor. Çünkü, “CHP’nin başlattığı Adalet Yürüyüşüne, miting ve kurultaya sosyalist solun anlaşılamaz bir aymazlıkla kayıtsız kaldı”ğını söylüyor. Tabii bunun yanısıra sosyalist solun taleplerinin de CHP tarafından yeterince dikkate alınmadığını yazıyor.

1950’erde başlayan karşı devrim sürecinin zirve yaptığı 2000’lerin başlarından bu yana CHP her dönem meclise girdi. Peki sormak gerekir: CHP bu kötü gidişi durdurabilmek için ne yaptı? Hiç. Meclisteki burjuva düzen partilerinin, kayıkçı kavgası dışında birbirlerinden çok da bir farkı olmadığı bilinen bir gerçek. Bunlar, düzen hangi yöne kayarsa-kaydırılırsa kendileri de o yöne kayar. Parababaları Düzeninin sınırları dışında bir siyasetleri yoktur. Mesela AKP’nin kurduğu din devletinin sınırları içindedir şu anki siyasetleri ile dincilikte birbiriyle yarışır haldeler. Öncesinde, yani Türkiye bugüne göre biraz daha laik iken, yine o sınırlar içindeydi siyasetleri. Yine emperyalizme ve onların ülkemiz ve bölgemiz üzerindeki planlarına hiçbir itirazları yoktur. Dahası AB’yi, ABD’yi ve NATO’yu savunurlar. Türkiye’nin siyasi ve iktisadi bağımsızlığına karşı olan bu güçlerle işbirliği yaparlar ve anti-komünisttirler. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti‘ne saldırırlar. Ülkesini IŞİD, El Kaide, El Nusra ve benzeri gibi ortaçağcı katil sürülerine karşı savunan Beşar Esad‘a nefret kusarlar. Küba‘ya ve Venezuela‘ya düşmanlık beslerler. Bir yandan da halkın cehaletini sömürürler. Seçim dönemlerinde köylerin, kasabaların, mahallelerin kahvelerine giderler. Halka bol keseden yalan söylerler. Seçim araçlarıyla gürültü kirliliği yaratırlar. Miting meydanlarında, kürsülerde birbirlerine demediklerini bırakmazlar. “Bu son seçim olabilir, biz iktidar olamazsak ülke elden gider” derler. Ama seçimin hemen ertesinde ise hiç bir şey olmamış gibi el sıkışıp yollarına devam ederler. Meclisin ceylan derili koltuklarında keyif çatarlar. Kulislerde şakalaşırlar. Milyonlarca asgari ücretli, atanamayan üniversite mezunları, işsizlik ve pahalıkla mücadele eden insanlar, özelleştirmeler onların hiç mi hiç umurunda değildir. Merdan Yanardağ da kalkıyor bütün bu özellikleri içinde barındıran Yeni CHP’yi devrimcilere adres gösteriyor. Oysa Yeni CHP, yukarıda da söylediğimiz gibi temel meselelerde AKP’den çok da farklı bir parti değil. AKP bu kadar güçlenip Cumhuriyetin laiklik başta olmak üzere tüm kazanımlarını ortadan kaldırdıysa, bunda Yeni CHP’nin de payı vardır. Türbanın, meclis dahil Türkiye’nin bütün kurumlarına girmiş olması, okulların imam hatipleştirilmesi, gitgide her mahalleye her sokak başına Kur’an Kursları açılması, eğitimin dinselleştirilmesi ve bu din devletine gidişi kabullenmeyen kesimlerin mahalle baskısına maruz bırakılması karşısında ne yaptı Yeni CHP? CHP düşmanlığının neredeyse genlerine kodlandığı bilinçsiz halk yığınlarından oy alabilmek için hepsini olumladı, olumluyor. Sadece bu gidişe gönlü razı olmayan bazı CHP milletvekilleri tekil de olsa karşı çıkışlarda bulundular, o kadar. Cumhurbaşkanlığına Ekmeleddin’i aday gösteren, AKP’yle Yenikapı’ya giden, Adalet Kurultayında Risale-i Nur okunmasına izin veren bir parti bu ülkenin ilerici birikimini temsil edemez.

Kaldı ki Yeni CHP, başta yönetimi olmak üzere içi Mustafa Kemal ve Cumhuriyet düşmanlarıyla doldurulmuş bir parti. Bu gerçekleri bilmez mi Merdan Yanardağ? Bilir bilmesine de, artık iyi niyetinden midir nedir bilinmez, hala medet umuyor. Bu gerçekleri göze batırdığımız için de CHP tabanındaki içtenlikli ama bir o kadar da duygusal davranan ve gerçeklere gözlerini kapatan insanlar tepki gösteriyorlar. Onların pek çoğunun CHP’liliği, aslında aileden gelme bir gelenek gibidir. Annesi, babası, dedesi yıllarca CHP’ye oy vermiştir. Onlar da CHP duygusallığını kolay kolay aşamadığı için takım tutar gibi parti tutar; diğer partilerin halk arasındaki destekçilerine karşı kendilerini CHP’yi savunmak zorunda hisseder. CHP’yi kimlerin yönettiği yine pek çoğunun umurunda değildir. Adına ve amblemindeki Altı Ok’a bakarlar sadece. Bu insanlar elbette ki devrimci mücadeleye, sosyalist harekete kazanılabilir. Özellikle de gençlik. Yeter ki aklını özgürce kullanabilsinler ve duygusallığı aşabilsinler. Okuyup, araştırıp, sorgulayabilsinler. Onlara gerçekleri anlatmak gerekiyor. Bunu yaparken de bazı sözde solcuların dediği gibi CHP’yi “sola” çekerek değil, gerçek yüzünü emekçilere göstererek, teşhir ederek. Harun Karadeniz, “Kapitalsiz Kapitalistler” kitabında ülke gençliğinin durumunu değerlendirirken, ortanın solundakilerden (bugünkü CHP gençliği) bahseder ve felsefeyle ilgilenenlerin, yani okuyup araştıranların daha sola yani sosyalist saflara geçeceğini söyler. Bugün, Harun Karadeniz ile aynı anlayıştayız ve buna inanıyoruz. Antiemperyalist, yurtsever ve laikliği savunan gençlik elbette bu ülkeye sahip çıkacaktır. Politikleşecek, mücadele edecektir.

[1] ABC Gazetesi

Ali Havuç

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir