Türk Telekom işçisi, “yedi düvele” karşı direnişte

isci_turktelekom_teknikerBugün bu yazıyı okumanızı sağlayan internet servisinin arızasız çalışmasını için gece gündüz demeden çalışan Türk Telekom çalışanları, dört bir yandan gelen baskılardan dolayı direnişte. Her biri bunalmış ve patlamaya hazır Türk Telekom işçileri, taşeronundan patronlarına, sarı sendikasından devlet baskısına kadar dört bir yanda karşılaştığı sömürgenlere karşı mücadeleye girişti.

Türk Telekom işçileri, tepkilerini duyurmak için #direntürktelekomteknikeri etiketi ile sosyal medyada duyurularını gerçekleştirdi. Duyuru sırasında işçiler yaşadıkları sorunları gerek yazıyla, gerek fotoğrafla anlattılar. Ancak sorunlar kötü iş koşulları ve psikolojik baskı ile bitmiyor. İşçilerin karşısına dikilen diğer iki engel, kadrolu çalışan sayısının üç katına çıktığı belirtilen taşeron işçi sayısı ve taşeron şirketlerin rant amacıyla hizmet kalitesini düşürmesi ve işveren ile işbirliği içinde olan Türk-İş’e bağlı Haber-İş adlı sendika. İşçilerin ücretlerini ve haklarını belirleyen Toplu İş Sözleşmesi hala imzalanmayı bekliyor. Ancak sendika, kabul ettiremeyeceği bilinen pazarlık maddelerini zamana yayarak tepkisizliği sağlamaya çalışıyor ve görüşmeleri işçilere aktarmıyor.

İşçiler, grev seçeneğini de ortaya koymuş durumda. Ayrıca kendi hazırladıkları bir bildiri sorunlarını dile getirdiler. İşte o bildiri:

“Türkiye’nin en değerli şirketinde personel depremi yaşanıyor. Özelleştirme süreci sonrası temelleri atılan personel yapılandırılmasında yeni bir aşamaya geçildi. Kısa zaman sonra taşeron çalışanı sayısı kurumun asli personel sayısının üzerine çıkacak.

Özelleştirme öncesi 75 bin olan personel sayısı 25 binler civarına düşürüldü ve şimdilerde uygulanan politikayla bu sayı daha da aşağılara düşürülecek. Kurum tam bir kaynayan kazan gibi.Tüm personel sıranın kendilerine geleceği kaygısını taşıyor. Hem psikolojik ve hem de fiili baskı, mobbing uygulamalarını aratır hale geldi.

Türk Telekom’u en değerli şirket durumuna getiren personelin kıyımı için her yolu deneyen yönetim tüm taleplere de kulaklarını tıkamış durumda pervasızca planını uyguluyor.

YA İŞTEN AYRILIN YA TACİZİ KABUL EDİN!

Türk Telekom’un yıllardır uyguladığı teşvik uygulaması (emekliliğini dolduranlar için) bu yılda hayata geçirildi. Adı üstünde teşvik uygulaması çalışan arkadaşlarımızın insiyatifine bırakıldığı için kimi çalışanlar emekliğe ayrılmadan çalışmaya devam edebiliyorlardı. Ancak özellikle yeni genel müdür atamasından sonra teşvik zorunlu hale getirildi, hatta teşvik almayan çalışanların iller arası sürgünleri çıkarılmaya başlandı. Çalışanlara yönelik ağır bir mobbing uygulamasına başlandı. Çalışanlara yönelik ikna odaları kurularak işten ayrılmaları aksi halde her türlü tacizi kabul etmeleri istendi.

Hızını alamayan işveren emekliliğini hak etmemiş (8-10 yılı kalmış) personele dahi aynı saldırılarda bulunmaya başlamış, yaşadığı şehirlerden başka illere sürgünler hızlanmıştır. Aile birliği tanımı ayaklar altına alınmış, çocuklar okullarından eşler işlerinden koparılmıştır. Kısacası tam bir personel kıyımı yaşanmaktadır.

Bütün bunları personel giderleri ve performansa bağlayan yönetim devasa reklam bütçelerini ve AB normlarındaki personel istatistiklerini görmezden gelmektedir.

SENDİKAYA ÇAĞRI

Olayın en önemli ve esas boyutuna gelirsek;

Mart 2013 Türk Telekom ile T Haber İş Sendika’sı arasında toplu sözleşme tarihidir. Burada bir taşla bir kaç kuş vurulmak istenmektedir;

 -Personel tasfiyesiyle bir yetki tartışması yaşanması

-İşten çıkarma ve sürgünlerde hedef tutturulursa üyelerle sendika arasında güven bunalımı yaratılması

-Bu güven bunalımıyla birlikte taşeronun tüm birimlere sokulması (yeni taşeron yasasının getireceği katkılarla birlikte) Kaldı ki; yerellerde taşeron firmalarla akçeli ilişkileri olan yöneticiler olduğu herkesçe bilinmekte.

-Türk Telekom içindeki iktidar savaşlarında mevzi kazanmak.

Sürgünlerin personel ihtiyacından ve norm kadro uygulamasından kaynaklandığı savunması yapan işverene bir cevap vermek gerekir diye düşünüyoruz. Bursa’dan 5 işçinin Kütahya’ya Kütahya’dan da 5 işçinin Bursa’ya sürgünü de bu savunuyu çürütmüş oluyor. Sürgünlerin ağırlıkla Güneydoğu Anadolu’dan yapılması da ayrıca düşünülmesi gereken bir konu.

Şimdi bu yazıyı yazan biz işçiler olarak,

Haber İş sendikamızın genel merkezinden isteğimiz şunlardır;

Artık bir sendika gibi davranın ve gereğini yapın. Söylediğiniz biçimde bu işin diyalogla çözülmeyeceği ortadadır.

Somut olan ise eylemdir. Genişletilmiş başkanlar kurulunuzu toplayıp tüm temsilcilerle birlikte genel müdürlük önünde eylem planınızı açıklayın.

Posta ve Türksat işçilerini de katarak hep birlikte tüm illeri eylem alanına çevirin.

İş bırakma eylemleri örgütleyin, 44 gün grev yapan sendika bütün bunları hayata geçirebilir.

Konfederasyonumuz Türk-İş’i harekete geçirin,

Tüm sendikalarla birleşin ama önce yönetim olarak birliğinizi sağlayın.

Bütün bunları sağlarsanız başaramayacağınız hiç bir şey olmaz. 

Tüm Türkiye’den Türk Telekom’da çalışan Türkiye Haber İş Sendikası’na üye işçiler”

,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir