“Susamam” derken sessizleşmek… (Adana Direniyor)

6 Eylül’de yayına giren Susamam adlı şarkı, tüm medya organlarında gündem oldu. Şarkı, toplumun belli başlı sorunlarına değinmekteydi. Şanışer, Fuat, Ados, Hayki, Server Uraz, Beta, Tahribad-ı İsyan, Sokrat St, Ozbi, Deniz Tekin, Sehabe, Yeis Sensura, Aspova, Defkhan, Aga B, Mirac, Mert Şenel, Kamufle‘nin yer aldığı “SUSAMAM” parçası güzel, ama bazı noktalarda kopuşlar yaşayan, projenin özüyle çelişen şeylere sahne olan talihsiz sorunlar yaşadı. Gelin hep beraber bu sorunları tespit edelim ve görelim.

Susamam, adından da anlaşılacağı üzere daha başından “Ben, susamam” diyecek insanların şarkısı olabilir. Peki ya böylesine güzel bir parçayı halkın büyük kısmı sahiplenmiş, “susamam” demişken projede yer alan Mirac, dahil olduğu parça için şunları söyledi: “SÖYLEMEM GEREKİR. Şarkıda bulunan bir kişi olarak ve tamamen yoksulu, yetimi, mülteciyi, sokağı anlatan biri olarak aşırı uç siyasi kesimlerin, HDP ve FETÖ bağlantılı kişilerin şarkıyı paylaşmasından ve bundan nemalanmasından aşırı rahatsızlık duyduğumu belirtmeliyim.”

Yine parçada bulunan Defkhan’da parçanın geldiği durum itibariyle çalışmadan ayrıldığını beyan etmişti.

Açık konuşmak gerekirse bu arkadaşlar toplumun vicdanı için sussalar daha faydalı olur. Benim önerim bu projeye birde varoştaki tabiriyle “Sen, konuşma teneke” diye bir bölüm yapmak gerekir. Bu işin ironik kısmı tabii. Hatta proje içerisinde Fuat Ergin gibi gerçek bir üstat bulunmakta. Bir de ona bakın. Hiç dert yandı mı yaptığı işin öznesinden? Çünkü o Rap’in toplumsal sorunlardan etkilenmesi gerektiği durumunu kavramış. Ama Mirac arkadaş, basbayağı küçük-burjuva dünyasında “aşırı uç siyasi” olarak değerlendirdiği, ama esasında ne dediğini bilmediği gerçeğidir. Tek derdi şoven bilinçaltında yükselen rahatsızlıkları kendi projesinin ruhiyatına ihanet ederek dillendirmiş olmasıdır. HDP gibi bir sermaye partisi olan, NATO’ya üye vermiş, hiçte “aşırı uç” olmayan ve hatta bizzat devlet tarafından kâh işine geldiği şekilde seçime sokulmuş, kâh karşıtlığa itilmiş olsa da HDP Mirac’ın bahsettiği üzere “aşırı uç” değil, bizzat iç işleri bakanlığınca seçime sokulmuş siyasi partidir (Mirac, bir sonraki gönderisinde bunu hatırlasa da, kafasının içindeki farklı). FETÖ de yine ABD merkezli, “ne istedilerse verilen” ve devlet tarafından kollanan bir yapılanmadır. Şarkıda bahsedilen haksızlıkları en çok uygulamış, uygulamasına yol açmış yapılanmadır. Dolayısıyla geriye tek bir “uç” kalıyor, o da sömürülen, isyan eden, bilenen, kin duyan halkın ta kendisidir. Yani Mirac, isyan eden herhangi bir insanı “HDP-FETÖ” sopası ile uzaklaştırmaya çalışıyor. Tabii bu arkadaştan yüksek teorik siyasi bilgi beklemiyoruz. Zaten o küçük burjuva dünyasında kendince ona buna “aşırı uç” diyerek kahvehane teorisyenliği yapadursun. Önemli olan olgunun kendisidir. Mirac, maalesef algılarda yaratılmaya çalışan zokayı yutmuş, talihsiz bir açıklama yapmıştır. Çünkü üretim araçlarının mülkiyetine sahip olan burjuvazi (parababaları), aynı şekilde de düşünsel üretim araçlarına sahipler. Mirac’da burjuvazi tarafından pompalanan düşünsel üretim araçlarının algısına kapılarak, tam da eleştirdiği toplumsal sorunların yeniden üreticisi olan düşüncelerin etkisiyle bilinçaltının zehrini kusmuştur. Ve haliyle Mirac’ın yapacağı “protest rap” ancak bu kadar olur demekteyiz, görünen köy klavuz istemiyor. İnsan üzülüyor tabii böylesine bünyesinde ustalar barındıran bir parçadan projenin ruhiyatını kavrayamamış, sanatı “sen dinleme Brütüs” şeklinde yapanlar çıkınca.

Bu akıl tutunmasının yanı sıra şuna değinmek lazım, bu parça üzerine yüklenen “protest” anlamı taşıyabildi mi? Zira bu parça, ancak yıllardır bu sorunlara karşı mücadele eden insanlarca dinlenir, kabul edilir ve sahiplenilebilir. Dert yanılan sorunların bizzat o sorunların oluşmasında payı olan kişi, kurum ve aygıtlarca savunulması beklenemezdi elbette. Zira “Susamam” parçasının çalışmasında yer alanlara soruşturma açılması da bu sebepten ötürüdür. Çünkü suçlular, yavuz hırsız misali ev sahibini bastırırlar. Çünkü susmamak beraberinde dirayetli, ilkeli ve politik bir duruş gerektirir. Ticari amaçla, piyasaya sanat üretmek için üretilen sanatta “susmak” veya “susmamak” gibi bir dert yoktur. Piyasa için sanat üretmek ile halk için, halkın sorunları için sanat yapmak ve duyarlıca sanat yapmak arasında fark vardır. Bu fark politiktir, beraberinde birçok şeyi reddederken, beraberinde de örgütlü mücadeleyi, yani hareketi gerektirir. Bu sebepler piyasaya göre değil, halkın çıkarlarına göre şekillenir. Tarih, sınıfların savaşımıdır ve modern, sosyal sınıflı çağımızla birlikte her şey ortadan ikiye ayrılmıştır. Ya emekçi halk yığınlarından yana “susamaz”sınız, ya da parababalarından yana susmayı tercih edersiniz. İşte yaptığınız sanat, icra ettiğiniz iş bu önemsiz gibi görünen, ama esasen önem arz eden fark üzerinden ya “serbest” kalır, ya da “tutsak” ve “tehlikeli” görülür.

Protest Rap, bu sebeple gerçekten susamaz işte. Onu cezalar, ölümler, saldırılar ve her türden başına gelecek kötülükler susturamaz. Çünkü susmak; celladına aşık olmaktır onun için. Ama o cellâdına susacak kadar onursuz bir sanat değildir.

Susamam parçası, burjuva hukukunun bulunduğu her ülkede göz yumulabilecek, kabul görecek cinsten bir şarkıdır. O sebeple de kafasında Batı tipi burjuva demokrasisi bulunan herkes, pervasızca, her yerde toplumun sosyo-ekonomik durumunu konu edinen böylesine bir Rap’i yapabileceğini zanneder. Oysaki bizim ülkemizde bırakalım burjuva hukukunun kör topal demokrasisini, onun kırıntısı dahi bırakılmamıştır. Haliyle de küçük burjuva sınıf karakterli bir Rap parçası bile burjuva hukukunca geri kalmış ülkemizde soruşturma açılacak dereceye gelmiştir. Yani Susamam parçasının kendisi yakıcı protest bir rap olmak istemiyorum, “ben örgütlü bir etkinlik” değilim diye bağırsa da onun değindiği konuların sorumlularının iktidar olduğu ve burjuva hukukunun ruhuna da Fatiha okunduğu bir ülkede istese de istemese de o artık protest olmuştur. Mirac Beyefendimizin sanırım ömrü boyunca kavramaktan yoksun kalacağı meselede tam olarak budur.

Susamam parçası içerisinde çürük elmalar barındıran bir parça olduğunu görmüş olduk, ama o elmalarda ayaklanıp “susuyoruz biz” diye ayrılabildiler. İnsan düşünüyor, ya ayrılmasalardı? Düşünsenize, kanserli hücre vücudu terk etmiyor. Ne kadar korkunç! Eksikler muhakkak var. Aslında bu şarkıdaki çoğu Rapper “küçük burjuva” dediğimiz tabakaya dayanıyor. Türkiye’de sınıflar dövüşü öyle bir hal aldı ki, gittikçe tekelleşen parababaları düzeninde küçük burjuvazi de ister istemez politik olacak. Hatta onlar da proleterleşecek ya da proleterin çıkarları ile müttefikleşeceklerdir.

Zaten bu tarz küçük burjuva tabakasından protest rap, çoğunlukla Rap müziğin, üretici güçler aksiyonunun kendisini üretmesi sonucunda ortaya çıkıyor. Yani yüksek teoriye dayanmak yok ama Rap müziğin kendi aksiyonlarını yeniden üretmesi durumundan “protest” olamamak gibi bir seçeneği yok. Ya varoşta ziyan olmuş bir hayatı sözlerinizde yazarak politize olacaksınız ya da doğrudan protest olacaksınız. Ama Rap muhakkak protest olduğu için doğası gereği bu özelliğini isteseler de istemeseler de kendisi üretecektir. Hepimiz biliyoruz ki Rap, öz olarak politiktir, insanın politik bir hayvan olduğu gibi. Bunu kimse inkâr edemez.

Yazımıza “susmamak kolay değil” diyerek son vermeyi uygun görüyoruz.

Adana Direniyor’dan Fatih

2 comments to ““Susamam” derken sessizleşmek… (Adana Direniyor)”
  1. Pingback: Türkiye Direniyor Bülten – Kasım 2019 – Türkiye Direniyor

  2. Pingback: Türkiye Direniyor Bülten – Aralık 2019 – Türkiye Direniyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir