Sosyal Demokrasinin İkiyüzlülüğü

REYSAŞ/TÜVTÜRK direnişi, yaklaşık 600 günü aştı. Türkiye’nin pek çok yerinde devam etmekte olan Nakliyat-İş direnişlerini ve Kastamonu’da daha önce eşi görülmeyen bir kararlılıkta yürütülen bu onurlu mücadelelerini kararlılıkla sürdüren bütün işçilerimize saygı ve selamlarımızı iletiyoruz. Türkiye Direniyor sayfasından da seslerini duyurmaya çalıştığımız işçilerimizle birlikte bir röportaj yapma fırsatı yakaladım. [1]

Halkın Kurtuluş Partisi Ankara İl Örgütü, Kastamonu’daki direniş ile dayanışma göstermek adına geçtiğimiz nisan ayının sonunda gıda kolileriyle birlikte yardıma geldi. İşçilerin arasında yaklaşık iki senedir işsiz olanlar ve bu süreç içerisinde başka işlere başvurmuş fakat sendikalı olduklarından dolayı kabul edilmeyenler, yine bu süreçte başka işlerde de çalışıp yine de arkadaşlarının direnişinin yanında olan ve direnişi devam ettiren sendikalı işçiler de vardı. İki yıl boyunca özellikle de katlanarak artan işsizlik ve pahalılık çukurunda çırpınmanın ne demek olduğunu bilmeyen ve gözü paradan başka hiçbir şeyi görmeyen kapitalistlerin emekçilere yapmış olduğu bu zulme çare olmak için yine devrimciler koşmuştur. Yerelde bulunan ve yine yereldeki halkın “sözde her derdine deva” olacak Sosyal Demokrat partiler, burjuva örgütler 2019 yılında yapılan basın açıklamasına katılarak görevlerini tamamladıklarını düşünmüşlerdir fakat iki sene gibi uzun bir zaman mevzubahis olduğundan dolayı bu yapılmış olan halk arasında devede kulak diye tabir edilen deyimin özetidir.

Kastamonu’da halkın yanında olduğunu iddia eden fakat Sevrci Soytarı Sahte Sol ile iç içe geçmiş yapılanmaların içerisinde bulunan kişi ve kurumlar direnen işçilerin ne işsizliğine çare bulmuş ne de onlara maddi ya da manevi destek sağlamışlardır. Emekçiler böylesine ciddi ve büyük bir sorunla boğuşurken siyasilerin hiçbir işe yaramayan ve neticesinde de yine hiçbir şeyin değişmediği sahte esnaf ve köylü ziyaretleri, emekçilerin şansına onlara iki sene önce yalnızca bir kere rast gelmiş ve galiba orada durmak veya birkaç cümle söylemekle işçilerin sıkıntılarını çözüme kavuşturduklarını düşünmüşlerdir. Böylelikle bu burjuva karakterlerin emekçilerimizin dertlerini umursamadıklarını ve bu dertlere çözüm aramak yerine İYİ Parti gibi Amerika’nın çocuklarından biri olan partinin Kastamonu’daki yansıması olan il ve ilçe örgütlerini ziyaret etmeyi, onların toplantılarına katılmayı daha faydalı bir etkinlik olarak benimsemişlerdir.

Sosyal demokratların sınıf çelişkilerini anlamadıkları, burjuvaziye karşı proletaryanın yanında durmadıkları ve üstüne üstlük burjuvaziyle daha da yakınlaştıkları ve AB-D borazanlıkları yaptıkları müddetçe hiçbir zaman ileriye gidemeyecekler aksine içinde bulundukları yanılgıyı ve gericiliği daha da koyulaştıracaklardır ve yanlarında oldukları şovenlerin ve Amerikancıların yansıması olmaktan öteye gidemeyeceklerdir.

Bir tarafta emekçi işsizlikten ve açlıktan kırılırken, düzenli geliri olmadığı için kendisine doğru düzgün kıyafet alamazken öbür tarafta her daim halkın yanında olduğunu iddia edenlerin, AKP hükümetini eleştirirken kendilerini kaybedenlerin aslında onlardan hiçbir farkı olmadığını proletaryaya kanıtlaması demektir bu. Gerçi sorun isimlerinin ya da rollerinin farklı oluşunda değil hangi sınıfın çıkarlarına hizmet ettiklerindedir. Burjuvazi hangi kılığa girerse girsin, hangi makyajı yaparsa yapsın yine de gizleyemez o çürümüşlüğünü.

Bugün faşistlerle, ABD ve AB taraftarlarıyla yan yana gelenler daha sonra ülkemizdeki sosyalistlere, devrimcilere sahip çıkıyormuş imajı veremezler. Bugün yukarıda fotoğraflarını gördüğünüz bütün CHP’liler kendi paylaşım sayfalarında ya da kendi özel hayatlarında da Deniz Gezmişlerin, Mahir Çayanların ve Erdal Erenlerin isimlerini ağızlarından düşürmüyorlar fakat onların katilleriyle, gencecik yoldaşlarımızın ölümleriyle mutlu olanlarla da yan yana gelmek için tabiri caizse can atıyorlar. Bu biz devrimcileri şaşırtan bir durum değildir, bizler komünistler olarak burjuvaların omurgasızlığıyla tarih boyunca mücadele ettik ve etmeye de devam edeceğiz. Fakat yukarıdaki görsel sınıf mücadelesinin haklılığı ve gerekliliğini bir kez daha göstermektedir çünkü bu şehirde, nasıl her gün ekmeğini nereden bulacağını kara kara düşünen, iki yıldır işi olmayan emekçiler varsa kilosu 180 lira olan pastırmayı tabak tabak götüren “demokratlar” da var. Onlardan burjuva karakterleri gereği sınıf mücadelemizi anlamalarını beklemiyoruz belki ama bu kadar çok iddiada ve vaatte bulunup işçilerin açlığına göz yumuşlarına, bu haksızlığı duymamalarına ve bunun hakkında hiçbir şey yapmamış olmalarına tahammül edemiyoruz.

Ne yazık ki Kastamonu gençliği, şehirdeki yıllardır süregelen hâkim, gerici ve faşist ideolojilerin etkisinden kurtulamamıştır. Şehrimize diğer illerden gelen muhalif ve demokrat öğrenciler ise üniversitedeki faşist güruhlar aracılığıyla bastırılmış, pek çoğu da CHP ve Kadın Meclisleri gibi parti ve örgütlerin bünyesinde sınıf bilincinden ve devrimci fikirlerden uzaklaştırılmış, burjuva ideolojilere doğru savrulmuşlardır. Bunlar ve benzeri parti ve örgütlerin amaçları sadece ranttır, bu yüzden içlerinde ve yanlarında bulundukları parti ve örgütün nitelikleri değil nicelikleri önemlidir. İnsana katkısı olmadığı gibi zarar veren bu örgütler, gençlerimizi sosyalist düşünceden uzaklaştırarak kendi burjuva ideolojilerinin ateşli bir savunucusu hâline getirmeyi amaçlamaktadırlar.

Emekçiye çok değer veren (!) saygıdeğer burjuvalarımız (!), sarı sendikacılarla ve Kürt hareketinin Amerikancı çözümünü savunanlarla güle oynaya 1 Mayıs’ı kutlamaktadır, 1 Mayıs’ın ruhunu yaşatan Nakliyat-İş’in onurlu direnişçilerine ise sırtlarını dönmüşlerdir fakat biz inanıyoruz ki kazananlar direnenler olacaktır ve acı çekecek olanlar sarı sendikacılardır. İşçi sınıfı gördüğü muamelenin hesabını soracaktır. Zafer elbet işçi sınıfının ve onun haklı davasını savunanların olacaktır!

Selam olsun gözlerindeki ışığı direnişten gelenlere!
Selam olsun onurlu mücadelesini terk etmeyenlere!
Selam olsun Karadeniz’in yiğit işçilerine!

Karadeniz Direniyor’dan Berna

Hasan Baltacı, Kastamonu CHP Milletvekili İyi Parti Danışma Kurulu toplantısında konuşma yapıyor. (21 Mart 2021)
Soldan sağa: Kastamonu CHP İl Başkanı Hikmet Erbilgin, Kastamonu CHP milletvekili Hasan Baltacı, Kastamonu İyi Parti Başkanı Mehmet Çıvgın (1 Mart 2021)
Kastamonu CHP Merkez İlçe Başkanı İlke Karabacak (Sağdan Beşinci), Kastamonu CHP İl Başkanı Hikmet Erbilgin (Sağdan Altıncı), Kastamonu CHP Milletvekili Hasan Baltacı (Soldan Yedinci)(1 Mayıs 2019)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir