PAME’den Selanik Deklarasyonu: Dünyanın Tüm İşçileriyle Sömürüsüz, Savaşsız ve Mültecisiz Bir Dünya İçin

pame-selanik-deklarasyonuYunanistan işçi sınıfının mücadelesini yürüten PAME’nin çağrısıyla çeşitli ülkelerden sendikalar, “Selanik Deklarasyonu: Dünyanın Tüm İşçileriyle Sömürüsüz, Savaşsız ve Mültecisiz Bir Dünya İçin” başlıklı bir deklarasyon yayımladı. Söz konusu deklarasyonda emperyalizmin uluslararası düzeyde işçi sınıfı haklarına karşı vahşi bir saldırı gerçekleştirdiği vurgulandı ve olası bir Üçüncü Emperyalist Paylaşım Savaşı tehlikesine vurguda bulunuldu. Gelecek dönemde dayanışma ve mücadeleyi yükseltme amacıyla bazı eylem, etkinlik ve kampanyaların düzenleneceği bildirilen deklarasyona Türkiye’den DİSK’e bağlı Nakliyat-iş ve Sosyal-İş sendikaları imzaları ile yer aldılar.

Yayınlanan deklarasyonun Türkçesi şu şekilde:


SELANİK DEKLARASYONU

Haziran 2017

Dünyanın Tüm İşçileriyle Sömürüsüz, Savaşsız ve Mültecisiz Bir Dünya İçin

24 Haziran 2017 tarihinde Yunanistan’ın Selanik kentinde binlerce işçinin katılımıyla, NATO’ya ve binlerce insanın yaşamını yok eden, milyonlarca insani mülteci haline getiren emperyalist savaş ve müdahalelere karşı kitlesel bir gösteri düzenlenmiştir. 25 Haziran 2017 tarihinde bölgedeki birçok ülkeden sendikalar bir araya gelerek son dönemdeki tehlikeli gelişmeler, tekellerin rekabeti ve insanları mağdur eden emperyalist örgütlere karşı sendikal hareket ile işçilerin alacağı pozisyonu tartışmıştır.

Uluslararası, anti-emperyalist ve savaş karşıtı sendikal buluşmada işçi sınıfının, sermaye ve hükümetlerinin emek düşmanı politikaları ile emperyalistler arasındaki rekabet karşısında uyanık ve hazırlıklı olması ve işçi sınıfının bunlara karşı mücadele etmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Emperyalistler arasındaki rekabet şu alanlarda yoğunlaşmaktadır:

• Krizin getirdiği yükün nasıl paylaşılacağı ve zayıflayan kapitalist gelişmeden nasıl fayda sağlanacağı,

• Rekabette hangi tekellerin öncülüğü yapacağı

• Pazarları; gaz, petrol ve hatta su kaynakları ile enerji ve ticari ulaşım hatlarını kimin kontrol edeceği.

Ülkelerin tümünde kapitalist hükümetler emperyalist rekabet, müdahale ve savaşlara emperyalist grupların biri üzerinden katılmaktadır. Kapitalist hükümetlerin temel derdi kendi ülkelerindeki yönetici sınıfın çıkarlarını ve işletmelerin uluslararası satranç tahtasındaki konumunu korumaktadır. Barış ve güvenlik üzerine yaptıkları açıklamalar çoğalırken, savaş bütçeleri de büyümektedir.

Dünyanın dört bir yanındaki işçiler, savaşların, özellikle de bölgemizde, daha ve daha çok alana sıçradığını görmektedir. Balkan halkları sınırların değişmesi, ülkelerin değişmesi, milliyetçi nefretin artması, Rusya ve Çin arasındaki kapitalist rekabet bağlamında ABD-NATO ve AB’nin bölgeye yönelik müdahaleleri ve bölgedeki ülkelerdeki burjuvazinin çıkarlarının olumsuz sonuçları ile karşı karşıya kalmaktadır.

Aynı zamanda AB militarizasyon sürecini güçlendirmektedir. AB bir Avrupa ordusu ile acil mücadele gücü (Eurocorps), Avrupa Savunma Birliği ile Avrupa Savunma Fonunu desteklemektedir.

NATO ve AB ulus aşırı emperyalist güçlerdir ve bu güçler küçük bir azınlığın servetini korurken, milyonlara sömürü, yoksulluk ve göç getirmektedir. İşte bu yüzden bu güçlere karşı mücadelemizi güçlendirmek görevimizdir.

Öte yandan uluslararası düzeyde işçi sınıfı haklarına karşı vahşi bir saldırı ile karşı karşıyadır. AB ve her bir ülkedeki hükümetler, sermaye gruplarının çıkarları için emek karşıtı düzenlemelere imza atmaktadır. Tekellerin serveti büyürken, AB ve hükümetler ücretleri azaltmakta ya da yapılan küçük ücret artışları emek karşıtı politikalar nedeniyle buharlaşmaktadır. İşçilere yönelik bir diğer saldırı ise sendikal faaliyetlere, örgütlenme ve grev hakkına yönelik saldırılardır.

Bu bütünlüklü saldırı, her bir ülkede işçi sınıfını işsizliğe, yoksulluğa ve sefalete mahkûm etmektedir. Sınıf politikalarının bir boyutu budur.

Diğer boyut ise büyük finansal grupların çıkarları için yürütülen haksız emperyalist savaşlardır.

Bölgemizin geneline yayılacak bir savaş ihtimali karşısında, şimdi bizler ülkelerimizdeki işçi sınıflarımızı ve halklarımızı korumak üzere, ortak eylem ve dayanışma içinde, sendikalarımızla birlikte bir duvar inşa ediyoruz.

Bunu, her bir ülkedeki sendikalar için birincil bir görev olarak görüyoruz; bu görev bir yandan işçi haklarını güçlendirmek için mücadeleyi, bir yandan da bizi bölmek ve sömürmek için içimize nefret tohumlarını ekmek isteyenlere karşı işçi sınıfının milliyetçilik, yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve faşizme karşı her daim tetikte olmasını sağlamayı kapsıyor. Bu doğrultuda, sendikaların; ücret, sosyal güvenlik, ücretsiz eğitim ve sağlık için yürütülen mücadele ile emperyalist planlara karşı mücadeleyi birleştirmesi gerekmektedir. Sendikalar, her bir ülkedeki sermaye grupları ve emek düşmanı hükümetlere karşı mücadeleyi büyütmek için emperyalist örgütlere, NATO ve AB’ye karşı mücadeleyi güçlendirmek zorundadır.

Ülkelerimizde işçi sınıfını ve halkları bölecek hiçbir şey yok. Aksine, zengin ve yoksulun olmadığı. Patronların olmadığı, hak ettiğimiz bir yaşam için yürütülecek mücadelede ortak çıkarlarımız var. Mücadelemiz, sınırların ve egemenlik haklarının savunulması ve halkların barış içinde yaşaması mücadelesi ile yoksulluk, işsizlik, savaşlar ve göçe yol açan barbar sömürü sistemine son verilmesi mücadelemi arasında bağlar kurulduğu ölçüde başarılı olacaktır.

İşte bu yüzden:

• Sınır ötesi emperyalist müdahalelere ve savaşlara; NATO ve AB mezbahalarına dâhil olunmaması

• Tüm yabancı askeri üslerin kapatılması, NATO’nun Ege ve Balkanlardan kovulması

• Kapitalistlerin politik-askeri ittifaklarına dâhil olunmaması

• Sınırların değişmemesi

• Sendikal haklar ile diğer özgürlüklerin yok edilmemesi

• Sınır ötesi askeri faaliyetlere bütçe ayrılması yerine işçi sınıfı ve ailelerinin ihtiyaçlarının karşılanması

• Milliyetçiliğe, ırkçılığa ve şovenizme karşı

• Mülteciler, göçmenler ve tüm halklarla dayanışma için

Mücadele ediyoruz.

Kapitalistler ve müttefiklerinin bize yabancı ve düşman olan bayrağı arkasında toplanmıyoruz. Sınıf işbirlikçiliği ve ulusal uzlaşma çağrıları karşısında işçi sınıfının çıkarlarının bayrağını yükseltiyoruz. Haksız savaşlara karşı ve savaşlara yol açan nedenlere karşı mücadele ediyoruz. Dayanışma halkların silahıdır.

Bu açıklamayı imzalayan sendikalar, sendikaları

• AB ve NATO’nun oynadığı rol ile ilgili olarak 19-20 Ekim tarihlerinde Brüksel’de düzenlenecek Avrupa çapında bir toplantıya katılmaya

• Filistin, Suriye ve Küba halkları ile dayanışma içinde olmak ve emperyalist savaşlara karşı bir sendikal eylem gününe katılmaya,

• Ortak bir afiş ve bildiriyle tüm ülkelerde mültecilerle dayanışma kampanyası yürütmeye davet etmektedir.

PAME – Yunanistan, GFTU – Suriye, Sloga – Sırbistan, USB – İtalya, Sosyal-İş – Türkiye, Nakliyat-İş – Türkiye, Emek Koalisyonu – Filistin, KTOEOS – Kıbrıs.

,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir