O sosyalist parti ‘Ekmel Bey’ için ne dedi

gundem-cb-secimiCHP ve MHP’nin cumhurbaşkanlığı için “çatı adayı” olan Ekmeleddin İhsanoğlu için bir açıklama da Halkın Kurtuluş Partisi’nden geldi. Parti genel merkezi adına yapılan açıklamada “Biz “Çatı”da olmayalım” denilerek HKP’nin İhsanoğlu’na destek vermediği bildirildi.

“Meclisteki 4 Amerikancı burjuva partisi yeni bir devlet başkanı seçecek” diye başlayan açıklamada, ihsanoğlu için  “Ortaçağcı dünya görüşüne sahip” ifadesi kullanıldı.

HDP’nin de ikinci turda Erdoğan’ı destekleyeceğinin belirtildiği açıklamada HKP, İhsanoğlu’nu neden desteklemediklerini şöyle açıkladı:

“(…)1950’den beri, sadece 27 Mayıs Politik Devrimi’nin getirdiği güçle Çankaya’ya çıkan rahmetli sevimli “Cemal Aga”yı (Gürsel’i) saymazsak, tüm hükümetleri, başbakanları, devlet başkanlarını Amerika atamıştır. Kimin iktidara geleceği, kimin ne zaman iktidardan gideceği hep Amerika’nın işi olmuştur. Halk da sandıklara boş yere koşturularak kandırılmıştır. Kendisinin seçtiğini sanmıştır halkımız hükümetleri de, milletvekillerini de. Ve devlet başkanlarını da. Oysa geri planda bütün bu işleri yapan Uluslararası Emperyalist haydutlar topluluğunun başhaydut devleti ABD’dir. O CIA’sıyla yapar, IMF’siyle yapar, Dünya Bankası’yla yapar, ordusuyla yapar. Bizim gibi geri ülkelerden satın aldığı hainler aracılığıyla yapar. Bu hainlerin bir kısmı Antika ve Modern Parababalarıdır. Bir kısmı onların siyasi plandaki temsilcileri, partileridir. Bir kısmı onların “STK”leridir.

Önümüzdeki Ağustos’ta yapılacak seçimde de yine Amerika’nın dediği olacaktır, seçtiği çıkacaktır Çankaya’ya.

İHSANOĞLU LAİKLİĞE KARŞIDIR

İhsanoğlu, “Cumhuriyet’e, laikliğe, Mustafa Kemal’e karşı değil. Yani bizim beklentilerimizi karşılayacak bir aday. O bakımdan desteklemekte bir yanlış yok.” Diyenler yanılıyorlar. Çünkü bu gerekçede ortaya konan tezleri savunma konusunda tam içtenlikli değildir. Kaçamak, ortayolcu bir tutum izlemektedir. Mesela laiklik üzerine söylediklerinde:

“Din alanının siyaset üzerindeki ve siyasetin din üzerindeki kontrolü kaldırılmalı, bu ikisini birbirinden ayıran çizgi net ve açık olarak çizilmeli.” (Ekmeleddin İhsanoğlu, Yeni Yüzyılda İslam Dünyası, Timaş Yayınları, İstanbul 2013)

Bu anlayış, din ile devlet işleri arasında bir denge kurmayı amaçlayan bir tezdir. Her ikisi de birbirinin üzerinde hâkimiyet kurmasın, denmektedir. Oysa gerçek laiklikte devletin dini olmaz. Devleti oluşturan kurumların işleyişleri de asla din kurallarına göre oluşturulmaz. Aklın, bilimin ve insanlığın ortak vicdanına, değerlerine uygun olarak belirlenir, düzenlenir bu kurallar. Din, devletten tümüyle ayrıştırılır. Din, kişilerin özel hayatları içine bir anlamda hapsedilir. İnsanlar kendi özel yaşamlarında inançlarını, ibadetlerini istedikleri gibi serbestçe yaparlar ya da hiçbir inanca sahip olmazlar. Tabiî doğallıkla ibadetle de ilgilenmezler. Bu tamamıyla insanların kendi seçimlerine, tercihlerine bırakılır. Devlet hiç bunlarla ilgilenmez ve bunlara karışmaz.

Tabiî devletin işleyişini düzenleyen kurallar bütünü olan hukuk; kanunlar ve onun alt birimleri olan tüzükler, yönetmelikler vb. ile eğitim de dinden tümüyle uzak olur.

İhsanoğlu, bunlar için de bir ortayol bulmaya çalışmaktadır. O, bizim yukarıda andığımız laiklik anlayışını benimsemediğini açıkça ortaya koymaktadır şu cümlesinde:

“Bir uçta İslam’ı olabilecek en katı yorumlar ve uygulamalarla benimseyen bazı İslamcı rejimler, diğer uçta ise İslam’a yönetimde herhangi bir söz hakkı vermeyen laik rejimler var.” (age)

Yukarıdaki cümlede çok net biçimde ifade ettiği gibi İslam’a yönetimde söz hakkı verilmesini savunmaktadır. Başka türlü anlatırsak; devlet kurumlarının işleyişini belirleyen kanun ve kuralların bir bölümü İslami esaslara dayansın, demektedir. Öyle ya başka türlü İslam yönetimde nasıl söz hakkına sahip olabilir?

İHSANOĞLU MUSTAFA KEMAL’E, JÖNTÜRKLERE VE CUMHURİYETE KARŞIDIR

Gelelim Mustafa Kemal hakkındaki kanaatine. Burada da İhsanoğlu bir ortayol tutturmaktadır.
Bir kere Jöntürk Devrimi’ne, Meşrutiyet Devrimi’ne ve onun devamı olan Cumhuriyet Devrimi’ne karşı bir tutum sergilemektedir. Şöyle demektedir:

“Bugün bile Jön Türk zihniyeti denilebilecek, toplumu sarsan, devlete meydan okuyan ve aydınları kamplaştırarak toplum kesimlerini ters istikametlere yönlendiren menfi miras, 20. asrın sonunda Türk hayatının bir parçası olarak sürmektedir.” (age)

İhsanoğlu, “Jöntürk Zihniyeti” diyerek Jöntürk Devrimi’ne, Meşrutiyet Devrimi’ne karşı çıkınca ister istemez Mustafa Kemal’in önderlik ettiği Cumhuriyet Devrimi’ne de karşı olması gerekir tutarlı olabilmesi için.

İşte bundan dolayı İhsanoğlu, Burjuva sınıf karakterine sahip olan Cumhuriyet Devrimi’nin önderi olarak değil de sadece şöyle diyerek olumlu bir görüş beyan ediyor, Mustafa Kemal hakkında:

“Atatürk istiklal mücadelesinin kahramanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olarak tüm Türk milletinin gönlünde yer etmiş mümtaz bir şahsiyettir. Bunun aksini söylemek tarihin realitesine yakışmayan bir tutum olur.” (18 Haziran tarihli gazeteler)

Bu cümlelerden biz İhsanoğlu’nun Mustafa Kemal’in antiemperyalist oluşunu, savunduğu laiklik ve tam bağımsızlık anlayışını benimsemediğini çıkarabiliriz.

İHSANOĞLU’NUN HİLAFET ÖZLEMİ

Bu konuya ilişkin son bir görüşünü aktaralım, İhsanoğlu’nun:

“Osmanlı Hilafetinin yasaklanması tüm Müslüman Dünyası için bir dönüm noktasıydı. Bu kurumun yasaklanmasının ardından Müslümanlar tarihlerinde ilk kez kendilerini, altında yüzyıllar boyu yaşadıkları yönetimin eksikliğiyle yüzleşirken buldular.

“İslam Konferansı Örgütü’nün kurulması, çağdaş dünyada İslami dayanışmanın cisimleşmesi şeklinde görülebilir.” (E. İhsanoğlu’nun 5 Mayıs 2010 tarihinde Viyana’da yaptığı konuşma)

Açıkça görülmektedir ki İhsanoğlu, bırakalım Mustafa Kemal’in önderlik ettiği Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaş’ımızı, yine Mustafa Kemal’in önderlik ettiği tam bağımsız, laik Cumhuriyetimizi de benimsememiştir. O, Hilafetten kopamamıştır çünkü.

DEVŞİRİLMİŞ BİR “ÇATI ADAYI”

İhsanoğlu ömrünün ortalama yarısını bu örgüt (İKÖ-İİT) içinde geçirmiştir. 24 yıl boyunca İKÖ’ye bağlı İslam Sanat Tarih ve Kültür Araştırmaları Merkezi’nde Genel Direktörlük yapar. 2005 ve 2014 yılları arasında da İİT (İslam İşbirliği Teşkilatı) Genel Sekreterliğini yapar.

Dikkat edersek bu yıllar AB-D Emperyalistlerinin İslam ülkelerini kan ve ateşe boğdukları yılları kapsar.

İİT ve İhsanoğlu, AB-D Emperyalistlerinin bu saldırı, katliam ve işgalleri karşısında en azından bir protestoda bulunmuş mudur? Buna tanık olduk mu?

Hayır. Tersine, AB-D Emperyalistlerinin saflarında, yanlarında olmuştur.

E. İhsanoğlu’nun kimliğini oluşturan, kimliğinin özüne yönelik öğelerden birini oluşturan bu tutumu ve yaşam süreci onu; bizim asla hoş görebileceğimiz, oy verebileceğimiz bir kapsam içine sokmaz.

Soner Yalçın, Sözcü Gazetesi’nde, 22 Haziran 2014 tarihli yazısında Ekmel Bey’in intihalci olduğunu da kanıtıyla ortaya koyar.

İhsanoğlu’nun bu durumu bizce en üzücü olan yönüdür. Çünkü burada ahlâkî bir sorun vardır. Aydın namusuyla ilgili bir sorun vardır.

 

Çankaya ancak Devrimci bir Ayaklanmayla “Halkın Çankayası” olur

Biz diyoruz ki, Tayyip ve Tayyipgiller yıkılacaklar. Onlar 1 yıl önceki Gezi İsyanı’mızda, 17-25 Aralık süreci diye anılan pisliklerinin patlamış bir geriz gibi ortalığa saçıldığı olayda ve en son Soma Katliamı’yla açığa çıkan halk düşmanlıkları, canilikleri ve zalimlikleriyle öylesine üst üste ölümcül darbeler yemişler, yaralar almışlardır ki artık uzun süre gidebilmeleri mümkün değildir.

Ne demiştik bundan önceki değerlendirmelerimizde?

Tayyipgiller’i biz yıkacağız, Gezi İsyancıları yıkacak. Meclisteki burjuva partileri değil. Evet, öyle olacak yoldaşlar.

Çankaya’ya, Mustafa Kemal’in Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın ve Devrimi’nin devamcıları olan halk kitleleri devrimci bir ayaklanmayla, Antiemperyalist İkinci Kurtuluş Savaşı’mızı zafere ulaştırdıklarında ve Demokratik Halk Devrimi’ni yaptıklarında Mustafa Kemal’e yakışan bir önder, bir halk önderi çıkacaktır. Ama ancak o zaman çıkacaktır.

Bizim devrimci bilincimiz bunu göstermektedir. Gerçek olan da budur.

Halkız, haklıyız, yeneceğiz!

Halkın Kurtuluş Partisi Genel Merkezi”

Kaynak: Odatv.com

,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir