Nurullah Ankut – BTDK Konuşmaları (3b)

Birlik Tartışmalarını Düzenleme Kurulu (BTDK), sosya­listler arası birliğin teorik ve tarihsel arka planını, imkân ve şartlarını tartışmak üzere 12, 13 ve 19 Ağustos günlerinde toplanan 172 sosyalistin son toplantısında kuruldu. Toplantı ‘Temmuz ayı içersinde, çeşitli sosyalist dergilerde Sosyalistlere, başlığıyla yayınlanan deklarasyonu imzalamış olan 18 kişinin çağrısı üzerine yapılmıştı.  Tarihsel Maddecilik Portalı olarak, Devrimci Mücadele Dergisi’nin “Devrim Üzerine” başlıklı tebliğini sizlerle paylaşıyoruz.


Birlik Tartışmaları – 3, Sosyalist Demokrasi, Tartışma Tutanakları – Tebliğler, sayfa 75-76-77

NURULLAH ANKUT

Sosyalist demokrasi arkadaşlar, iktidara gelen proletaryanın devlet biçimi. Bu devletin görevi nedir? Bu devletin görevi toplumu sınıfsız topluma götürmektir. Bildiğimiz gibi sınıflı toplumla, sınıfsız toplum arasında, kapitalizmle komünizm arasında proletarya diktatörlüğü denen bir aşama, bir dönem vardır. Demek ki bu dönemde, işçi sınıfı devletinin amacı toplumu sınıfsız topluma götürmek. Yani tüm toplumun sosyalistleştirilmesini sağlamaktır arkadaşlar. Bunu nasıl yapacağız? Ustaların söylediği gibi burjuvaziye karşı, yenik düşmüş burjuvaziye karşı yapılacak şey kolay, basit. Ona karşı baskı uygulayacağız, yeniden geriye dönüş olanağını ortadan kaldıracağız. Asıl zor olan ve asıl inatçı ve uzun vadeli bir mücadeleyi gerektiren, burjuvazinin dışındaki küçük üretmenlerin yani küçük burjuvazinin sosyalizme kazandırılmasıdır. Esas sosyalist demokrasinin canalıcı görevi bizce budur. Çünkü bunlara karşı burjuvaziye uyguladığımız türden bir baskı uygulayamayız. Bunlar yıllarca, onyılarca, yüzyıllarca burjuvazinin etkisinde kalmışlardır. Bunları burjuvazinin etkisinden kurtarıp ve gerçek çıkarlarının “küçük burjuvazinin bir özelliği de bildiğiniz gibi uzun vadeli çıkarlarını göremez,
ancak günlük çıkarlarının peşinde koşar, kördür yani küçük burjuvazi- bunların gerçek çıkarlarının kapitalizmde değil sosyalizmde olduğunu öğretmemiz, anlatmamız gerekir. Demek ki küçük üretmenlere karşı ikna yöntemi uygulayacağız.

Ustalardan öğrendiğimiz bunlara karşı ikna yöntemi uygularken elbette kültür düzeylerini okuma yazıma bilmeyen kesimlerinin okuma yazma öğrenmelerini sağlamamız, burjuva kültürü de dahil olmak üzere -çünkü sosyalist kültür ancak gerçek anlamıyla onun üzerine inşaa edilebilir- kültür düzeylerini geliştirmemiz ve uzun vadede sosyalizmin amacını anlatarak bunları ikna etmemiz, kazanmamız gerekir. Sosyalist demokrasinin en önemli görevi bizim anladığımız kadarıyla budur. Bunlar elbette kültür düzeyleri yükselip sosyalizmi anladıkça devlet işlerine yani günlük politikaya daha çok ilgi duyacaklardır ve daha çok katılacaklardır. Demek ki bu geniş halk yığınlarının -hele bizim gibi ülkelerde çok geniş bir yer tutan bu halk yığınlarının- günlük politikaya katılması, yönetim işlerini ele alması proletarya devletinin görevlerini azaltacaktır ve bu anlamda devlet sönmeye başlayacaktır. Gittikçe görevleri azalacağından -yani bir kandilin yağının gittikçe tükenmesi gibi- devletin fonksiyonu da gittikçe azalacaktır. Geniş halk kitleleri sosyalizmi benimseyecek ve kendi kendilerinin yönetimini ele almaya başlayacaklardır. Kendi kendilerini yönetmeyi öğreneceklerdir. Bu anlamda devlet gittikçe sönecek, ortadan kalkma aşamasına doğru gelecektir. Tabii bu arada kitleler sosyalizmi benimsedikçe, üretici güçlerde bu anlamda gelişecek, kırla şehir arasındaki fark azalacak ve giderek komünist toplumun üst aşamasına yaklaşacağız.

Partinin ülke içindeki görevi halk kitlelerinin politize edilmesini sağlamak dedik arkadaşlar. Parti bu görevi yaparken asla enternasyonel görevinden de uzaklaşmamalıdır. Çünkü yüzyılımızın en büyük devrimcisi Lenin ustanın bize öğütlediği gibi devrimci hareket her şeyden önce uluslararası bir harekettir. Tek tek ulusal hareketler bu hareketin bir parçası durumundadır. Demek ki biz geniş düşünmeliyiz. Devrimci harekete baktığımız zaman onun dünya proletaryasının dünya burjuvazisine karşı yürüttüğü bir savaş olarak anlamalıyız. Hepimiz devrimciler olarak, dünyanın öbür ucunda olan bir haksızlık karşısında öfkeden tir tir titreyebiliyorsak ancak o zaman gerçek devrimciyiz, gerçek enternasyonalist bir duyguya, anlayışa sahibiz demektir arkadaşlar. Demek ki parti kitleleri aynı zamanda bu bilinçle de eğitmeli.

Biz çok derdin tek ilacı parti dedik. Bunu bazı arkadaşlar yadırgadılar. Toplumu sınıfsız topluma, komünizme kim götürecek? İşçi sınıfı. İşçi sınıfının en büyük aracı ne? Parti arkadaşlar. Marksist-Leninist ideoloji ile silahlanmış olar parti. Parti hasta olursa bu görevi başarabilir mi? Başta otomatikman başaramaz ve toplumda her şey bir karmaşaya dönüşür. O nedenden partinin Leninci prensiplere uygun çalışmasının çok önemli olduğunu belirttik. Eleştiri-özeleştiri silahının partinin işleyişini ve sağlıklı olmasını sağlayan en önemli yöntem olduğunu dile getirdik. Sosyalist ülkelerde görülen hataların başlıcası hatta en önemlisi bizce budur. Stalin’in hataları; bunu ilk kez Türkiye’de ilk kez 70’lerde Hikmet Kıvılcımlı “Oportünizm Nedir?” adlı eserinde kapsamlı bir şekilde eleştirmiştir.
“Stalin’i niçin mezarında rahat bırakmamalı”” başlığı altında. Çünkü Lenin ustanın partisi gibi bir demir disiplinli partide eleştiri-özeleştiri mekanizmasını ortadan kaldırıp, kişi diktatoryasını oturtmuştur. Kollektif liderliği ortadan kaldırıp, kişi hegemonyasını ortaya getirmiştir. Böyle olunca partinin ilk önce kendi sağlıklı yapısı bozulmuştur. Parti kastlaşmıştır. Donmaya başlamıştır. Sağlığını yitiren parti kitlelerle bağını koparmıştır. Yani toplum içinde etkinliğini kaybetmiştir. Bugün Gorbaçov eleştirilerde bulunuyor. Ne diyor? Parti içinde bir eleştiri daha üst bir organa ulaşmıyor diyor. Partinin kitleler içinde, yığınlar içinde etkinliği yok diyor. Demek ki bütün bunlar partinin yapısının bozulmasından kaynaklanmıştır. Yine Lenin usta uygulamalarımızda çok dikkatli olmalıyız, çünkü bizim arkamızdan gelenler,’dünyanın diğer ülkelerinin sosyalistleri bizi örnek alacaklardır demiştir. Gerçekten de böyle olmuştur. Stalinizm sovyetlerde Stalin öldükten sonra da sürmüştür. Diğer sosyalist ülkelerde de az-çok Stalinizm benimsenmiştir. Parti böyle sağlıklı yapıdan uzaklaştığı için o ülkelerde de mevcut hastalıklar ortaya çıkmıştır. Dünyada bütün sosyalist ülkeler arasında Hikmet Kıvılcımlı’nın da belirttiği gibi en sağlıklı olanlar bildiğimiz gibi Vietnam ve Küba arkadaşlar. Baktığımız zaman bu partilere… Biz bir partiyi nasıl değerlendiririz? Yine Lenin usta çek açık bir biçimde kriterini veriyor: Biz bir partiyi programına, bildirgelerine bakarak değerlendirmeyiz diyor. Bir partiyi liderlerine ve eyleminin politik muhtevasına bakarak değerlendiririz diyor. Gerçek kriterimiz budur diyor. Baktığımız zaman liderlerine Ho amca Ho Chi Minh, kısa pantolon, ayağında sandaletler tek katlı bir kulübede oturuyor ve kapısının önünde bir tek bekçi var. Tek bir bekçi var, bir manyağın herhangi bir saldırısına karşı korumak için, tek bekçi… Demek ki halkıyla bu denli kaynaşmış bir lider. Amerikan emperyalizmine hakkın kılıcı gibi batarken “gönlümüz Amerikan halkıyla birliktedir” diyor. Amerikan emperyalistleri bize acı çektirdikleri gibi, size de acı çektirmektedirler, sizin insanlarınızı da buraya sürerek onların da acı çekmesine neden almaktadırlar diyor. Ve cephedeki askerlere sigara dağıtıyor. Böyle bir insanın başında bulunduğu bir parti elbette sağlıklı bir parti olur.

Yine Küba’ya baktığımız zaman Castro halk bana Fidel der diyar. Bu pek çok şeyi özetler arkadaşlar. Yani kitlelerle o denli kaynaşmış, o denli senli-benli olmuş ki, halk artık ona bir arkadaşıymış gibi, çok sıkı bir dostuymuş gibi hitap edebiliyor. Ve bazen palayı çekip şeker kamışı tarlasına dalıyor, şeker kamışı biçiyor, bazen gençlerin arasına katılıp basket oynuyor. İşte gerçek devrimci liderler bunlardır arkadaşlar. Yine Gorbaçov’a gelen mektuplardan bir tanesinde belirtildiği gibi ”Abus yüzlü liderlerden bezdik”’ diyor. “Sfenks yüzlü liderlerden bezdik artık biz” diyor. Gerçekten de bu tarafa baktığımız zaman hep sfenks yüzlü liderler… Sosyalist liderler böyle olmaz. Sosyalist böyle olmaz.

Demek ki partinin sağlıklı olmasının önemi buradan kaynaklanıyor arkadaşlar. Partinin liderlerinin ve eyleminin önemi buradan kaynaklanıyor. Biz mevcut hastalıklara karşı korunaklı olmak için ne yapmalıyız? Açık ve netçe cevap veriyoruz bu soruya. Parti Marksist Leninist ilkelere harfiyen uymalıdır, en küçük bir aksamaya göz yumulmamalıdır arkadaşlar. Eleştiri-özeleştiri mekanizması partinin en alt organında bile ortadan kalktığı anda o partide bir hastalık başlamış demektir. Bunun üzerine gidilmelidir. Demek ki eleştiri hakkı sonsuzca kullanılacak, oy çokluğuyla alınan kararı da herkes en yüce kanun bilecek. Onu hayata geçirecek arkadaşlar. Bizim anlayışımız budur. Bunlar prensiplerdir.

Bazı arkadaşlarımız yeni bir şey keşfetmişler ya da Marksizmde olmayan yeni bir konuyu tartışıyorlarmış gibi bir hava vermek istiyorlar…

,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir