Mustafa Kemal’i Anıtkabir’e almadılar!

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri dolayısıyla Anıtkabir’e ziyaret gerçekleştiren Halkın Kurtuluş Partisi üyeleri, ellerinde bulundurdukları “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” yazılı bayraklardan dolayı içeri alınmadılar.

Halkın Kurtuluş Partisi, Kızılay Meydanı’ndan Tandoğan’a kadar sloganlarla gerçekleştirdiği yürüyüşte “Yaşasın Demokratik Laik Tam Bağımsız Türkiye”“Mustafa Kemal Ölümsüzdür”, “Emperyalistler, İşbirlikçiler, Geldikleri Gibi Gidecekler”, “Yaşasın İkinci Kurtuluş Savaşı’mız”, “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam” sloganları atıldı. HKP’liler, sonrasında Anıtkabir’e ellerindeki bayraklarla katılmak istediler. Bu sırada Anıtkabir komutanlığı ve polis tarafından, ellerindeki bayrakların siyasi simge olduğu iddia edilerek HKP üyelerinin Anıtkabir’e girişi engellendi. Mustafa Kemal’in fotoğrafı ve kendi sözünün örgütün kendisine ait olduğu iddia edildi.

Eylemi devamına yönelik müzakereler sırasında, daha önceki bayramlarda bu bayrağa izin verildiği, hem parti yetkilileri, hem de ast düzeyindeki Anıtkabir görevlileri tarafından belirtildi. Çabaların sonuçsuz kalması üzerine, Halkın Kurtuluş Partisi yetkilileri Mustafa Kemal’in kendisine konulan yasak sonrası Anıtkabir yetkililerini protesto etme kararı aldılar. Yapılan açıklamada, Halkın Kurtuluş Partisi’nin söz konusu uygulama konusunda sorumlulardan hesap soracağının altı çizildi.

Açıklama sonrasında Halkın Kurtuluş Partisi üyeleri tekrardan kortej oluşturarak, sloganlarla Tandoğan’dan ayrıldılar. Eylemde, son günlerde iktidar ile şiir gibi anlaşan gençlik örgütün pankart ve bayraklarının alındığı görüldü.

Partinin resmi sitesinde yapılan açıklama şu şekilde:

Anıtkabir’de Mustafa Kemal’e, “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” sözüne yasak!

 29 Ekim Laik Cumhuriyet’in İlanının 94’üncü yılında, Türkiye’yi Yeni Sevr’e götürenler, Mustafa Kemal düşmanlığında daha da pervasızlaştılar. Artık Anıtkabir’e, Mustafa Kemal’in “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” sözünün ve kalpaklı resminin bulunduğu pankartlarla, flamalarla girmek yasak. AB-D Emperyalistleri ve yerli satılmışlar tarafından Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mızın Önderi, verdiği mücadele ve taçlandırdığı zaferle mazlum Halklara umut ve ışık olan askeri deha, Halklarımızın gönlünden silinmeye, unutturulmaya çalışılıyor.

Bu, AB-D Emperyalistlerinin ve yerli satılmışların elbirliğiyle ülkeyi götürdükleri Yeni Sevr sürecinin yansımasıdır.

Bu, başına geçirilen çuvalla onuru kırılan, Ergenekon, Balyoz vb. adlı CIA Operasyonlarıyla diz çöktürülen, 15 Temmuz Ganimet Paylaşım Savaşıyla öldürülen Türk Ordusunun, onun Mustafa Kemalci ruhunun yok edildiğinin göstergesidir.

Bu, AB-D Emperyalistlerinin ve Yerli Satılmış AKP’giller’in tüylerini diken diken eden, en büyük korkuları olan bağımsızlık ve özgürlük mücadelesine karşı kustukları nefretin artık pratiğe yansımasıdır.

Bu ülkenin İkinci Kurtuluş Savaşçıları, Mustafa Kemal’in ve Birinci Kuvayimilliyecilerin gerçek devamcıları HKP’liler, 23 Nisan’larda, 19 Mayıs’larda, 30 Ağustos’larda, 29 Ekim’lerde, 10 Kasım’larda olduğu gibi, hiçbir imzanın olmadığı, sadece Mustafa Kemal’in Kalpaklı resminin ve “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” sözünün bulunduğu pankartla ve flamalarla, coşkulu sloganlarla geldiler Anıtkabir’in önüne.

AKP’giller’in güvenlik güçleri önce atılan “Yaşasın Demokratik Laik Tam Bağımsız Türkiye”“Mustafa Kemal Ölümsüzdür”, “Emperyalistler, İşbirlikçiler, Geldikleri Gibi Gidecekler”, “Yaşasın İkinci Kurtuluş Savaşı’mız”sloganlarından rahatsız oldular. Engellemeye çalıştılar İkinci Kurtuluş Savaşçılarını. Ama sloganlar müdahale edildikçe daha da canlandı. Evet, Bursa Nutku’nda Mustafa Kemal’in vasiyetini yerine getiriyordu İkinci Kuvayimilliyeciler. Sonunu düşünmeyen kahramanlar olarak her şeyi göze alarak direniyorlardı. Sonra Mustafa Kemal’in kendisine yasak koydular. Giremezsiniz bu pankartla ve bayraklarla Anıtkabir’e, dediler. Çeviklerini getirdiler, etrafımızı sardılar. İkinci Kurtuluş Savaşçılarının yanıtı coşkulu sloganlar oldu. Anıtkabir’in önünde yapılan basın açıklamasıyla, Mustafa Kemal’in ölümsüz bedeninin bulunduğu yerde Mustafa Kemal’e konan yasağı protesto ettiğimizi, eninde sonunda bu ablukayı yaracağımızı haykırarak ayrıldık.

Ne kadar yasak koyarlarsa koysunlar, ne kadar polisini yığarlarsa yığsınlar, ne kadar susuş suikastına uğratırlarsa uğratsınlar, Vatan Aşkını Söylemekten ve Gereğini Yapmaktan Korkar Hale Gelmektense Ölmeyi Yeğleyenlere geri adım attıramazlar. Korkutamazlar, yıldıramazlar, sindiremezler.

Cesareti bir vatan olarak belleyen, bu vatana sahip olunmazsa Bağımsızlığın da korunamayacağına inanan İkinci Kurtuluş Savaşçılarını hiçbir zor yolundan alıkoyamaz, engelleyemez.

Eninde sonunda içinde bulunduğumuz karanlık günlerden çıkaracağız vatanımızı.

94 yıl önce kurulan laik Cumhuriyet’i Sosyalizmle taçlandıracağız.

Eninde sonunda Mustafa Kemal ve Laik Cumhuriyet düşmanı AB-D Emperyalistlerini ve yerli satılmışları, 94 yıl önce olduğu gibi geldikleri gibi geri göndereceğiz. Ama bu sefer bir daha Tarihin hiçbir sahnesinde hiçbir rol almamacasına… Tarihin karanlık sayfalarına gömülecek, bu insan soyunun en büyük düşmanları.

Ve İnsanlık onları lanetle anacak.

Ant olsun ki; eninde sonunda bize kurulan barikatları yıkacağız, bize konulan yasakları ortadan kaldıracağız, susuş suikastını bozacağız, Halkımızla buluşacağız ve ordulaştıracağımız halkımızla Mustafa Kemal’e, “kurduğun Laik Cumhuriyet mirasını daha ilerilere taşıyarak Sosyalizmle taçlandırdık” diyeceğiz. Arkamıza alacağımız milyonlarla o özgür günleri getireceğiz.

29 Ekim 2017 Laik Cumhuriyet’in kuruluşunun 94’üncü yıldönümünde bize yapılan bu aşağılık uygulamanın rövanşı Devrimle alacağız.

Bunu biz başaracağız.

Biz haklıyız biz kazanacağız.

Halkız Haklıyız Yeneceğiz.

29 Ekim 2017

Halkın Kurtuluş Partisi

Genel Merkezi

 

,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir