Muharrem İnce’nin çıkışı bize ne anlatıyor? (Adana Direniyor)

Y-CHP içerisinde, AKP’gillerin ve onların ülkemizi götürdükleri Ortaçağcı Gericilik ve kötü gidişattan halkımızı düzlüğe çıkartacak olan tek kişi, Y-CHP’nin Genel Başkanlığına sürekli adaylığını koymuş ve her defasında da Genel Başkanlığı kazanamamış olan Muharrem İnce imiş gibi lanse ediliyor. Peki, Muharrem İnce’nin kendisine yüklenen bu “kurtarıcı” misyonu bir gerçeklik payı barındırıyor mu? Muharrem İnce’nin yeni parti kurma girişimleri bizlere neyi gösteriyor? tüm bu sorulara yanıt aramadan önce kısaca Muharrem İnce’yi analiz edelim.

AKP’gillerin iktidara gelmesiyle birlikte ülkemizde Ortaçağcı gericilik, irticai tehlikesi gerçek anlamda artmış oldu. Bugün bir süreç içinde geldiğimiz koşullar gökten zembille oluşturulmadı elbette, muhakkak bir sebep-sonuç zinciri içerisinde bu kötü günlere kadar geldik. AKP’gillerin Laik Cumhuriyet düşmanlıkları, Kuvayi Milliye ve Kurtuluş Savaşımızın önderlerine ettikleri düşmanlık haybeye değil. Bu AKP’gillerin sınıfsal karakterleri ve doğaları gereği bir durumdur. Hepimiz artık inkâr edilemeyecek bir gerçeklikle biliyoruz ki; AKP’giller kökü Sümerlere dek dayanan, Babil artığı bir kadim sınıfın ülkemizdeki siyasi temsilcileridirler. Bu sınıfa Kadim Tefeci-Bezirgân Sermaye sınıfı diyoruz. Bu sınıf kadim çağın kültürel, siyasi ve ekonomik köklerini bugünkü Modern Toplumumuz da barındırmaktadır. Bizim gibi kapitalizmce geri olan ülkelerde, maalesef Kapitalist sosyal devrimcilik gereğini yerine getiremediğinden bu sınıf kadim tarihin yadigârı olarak yaşayıp durmuştur. Bu durum Batı’da tam tersidir. Batı’da -yani ileri kapitalist toplumlarda-, bu kadim artığı sınıf ya burjuvalaştırılmış ya da kökten yok edilmiştir.

Bir süreç halinde içine düşürüldüğümüz bu parababalarının işsizlik ve pahalılık cehennemi, Ortaçağcı gericilik, vurgun ve talan düzeninde rol oynayan, AB-D Emperyalist ağababalarının her isteklerini büyük bir işbirlikçilik sonucunda yerine getiren AKP’giller, artık yolun sonuna geldiler. Bu gerçekliği kendileri de görüyor ve ona göre davranıyorlar. Yukarıda bunların Tefeci-Bezirgân sınıf kökenli olduklarını söyledik. Bu sınıfın yaptığı en iyi şey; din alıp din satmaktır, insanları Allah’la aldatmak ve kamu malı aşırıcılığı yapmaktır. İşte en son yaptıkları, oynadıkları Ayasofya tiyatrosu da bu din tüccarlıklarından bir tanesidir. Hepimiz medyadan ve TV’lerden elimizden geldiği ölçüde takip ettik Ayasofya’nın ibadete açılmasını. Sokakta kimler vardı? Tarikatlar, cemaatler, dergâhlar ve alabildiğince CIA-Pentagon İslam’ının temsilcileri  vardı öyle değil mi? Hepsi gözü dönmüş bir şekilde, militanca akın ettiler Ayasofya’ya güya ibadet etmeye, arkadaşlar. Dedik ya bunlar Ortçağcı, asalak ve üretimle uzaktan yakından alakası olmayan, domuzuna kaba etlerini ve göbeklerini büyüten bir sınıfın tüccarlığını yapmış olduğu din sermayesinin alıcıları, yani müşterileriydi. Hepsi doğası gereği Laik Cumhuriyet, Ulusal Kurtuluş Savaşı ve onun önderlerine düşmanlıkta birbirleriyle yarışan vatan satıcılar! Peki, Muharrem İnce’ye ne demeli? Kendisini ne diye pazarlıyor halkımıza? “Laik, Cumhuriyetçi ve Atatürkçü” diye değil mi?

Kendisini bu değerler üzerinden pazarlayan İnce, bu değerlerle genetik olarak asla uyuşmayan, domuzuna kadar bu değerlere düşmanlık besleyenlerin Ayasofya’da ki “din tüccarlığı” isimli tiyatro gösterimlerine bilet kapan çocuk mutluluğuyla nasıl ortaklık etmiş, hep beraber bakalım:

Evet, videoda da görüldüğü üzere Ayasofya’da ki din tüccarlığına ortaklık ediyor, Muharrem İnce. Ayasofya’nın ibadete açılması tiyatrosunu “Tefeci-Bezirgan Simsarı Ali Erbaş!” [1] konu başlıklı yazımda ortaya koymuştum.

Sokaklarda tekbirlerle militan bir şekilde Laik Cumhuriyete, kurtuluş Savaşımıza ve onun önderlerine lanetler okuyarak, kinlerini kusarak AKP’gillerin tüccarlığını yapmış olduğu CIA-Pentagon İslam’ına böylelikle Muharrem İnce’de müşteri olmuş gördüğümüz gibi… Hem de kendisini Laik, Cumhuriyetçi ve Atatürkçü gibi değerler üzerinden pazarlayan birisi olarak yapıyor tüm bunları, değerli arkadaşlar. Apaçık kalpazanlık peşinde, din tüccarlığı yapmak noktasında, yani AKP’gillere benzemek için onlarla yarışmaya oraya gidiyor. Nitekim oradaki hülogcu tayfada zaten gülüyor İnce’nin bu hareketlerine. Çünkü onlarda biliyor ki din tüccarlığı doğasında olan, sermayesi din olan bir sınıfa benzemek suretinde bulunanlara oy verilmeyeceği gerçeğini. Gülüp geçiyorlar… İşte tamda bu sebeplerden diyoruz ki; AKP’gillerin halkı “Allahla Aldatmak” tüccarlığından pek bir farkı yoktur İnce’nin yapmış olduğu bu işin. O sebeple de ne AKP’gillerle, ne de Ortaçağcı gericilikle mücadele edemez! Neden mi? Açıklayalım…

Muharrem İnce, gericilikle mücadele edebilir mi?

Muharrem İnce, gericilikle mücadele edemez ve orta çağ kalıntılarının tahrip ettiği laik cumhuriyetin değerlerini tekrardan tahsis edemez, o güce ve anlayışa sahip değildir.

Ülkemizde gericiliğin ve orta çağcılığın bir sınıfsal boyutu vardır. Olgunun bu boyutunu bilmeden veyahut görmezden gelerek gericilikle mücadele etmeye çalışmak veyahut kitleyi bu yönde mücadele etmeye yönelik inandırıp düşündüğü gibi davranmayanlar ya uşaktır, ya gafil!

İnce, bundan önceki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday gösterilmesine karşın Partisinin(CHP’nin) kararına karşı “Benim adayım Mehmet Bekaroğlu’dur.” diyerek tepki göstermiş ve Bekaroğlu’nun AKP’den de oy alabileceğini savunarak kendince bu önerisini haklı göstermiştir, hatırlayacağımız üzere. [2]

Bekaroğlu, hayatını Mustafa Kemal’e hakaretlerle ve onun Laik Cumhuriyetiyle mücadele etmekle geçirmiş bir insandır ve İhsanoğlu’ndan daha militarist bir siyasal İslamcı geleneğe sahiptir. Bu bakımdan “Adayım Bekaroğlu’dur” diyen bir kişinin ciddi manada ülkemizdeki gericilikle ve bu gericiliğin kökeni ve sınıfsal boyutu ile mücadele etmesi olanaksız, imkânsız bir durumdur. Bu bakımdan İnce’ye ilerici, Laik temellerde oy vermeyi düşünmek hayal kırıklığına yol açacaktır, zaten süreç halinde de hayal kırıklığına yol açtığını tarih yargıcı bizlere göstermiştir, “Adam Kazandı” demesiyle…  “Mecliste türbanlı vekil olabilir” diyen birisini mecliste sarıklı vekiller olması rahatsız etmeyecektir. Veyahut o boyuta gelinmesinde taviz vermekle ya da ona mümasil şeylere yol açmakla tarihe geçecektir. Bu sebeplerden de anlayacağımız üzere Muharrem İnce, ülkemizdeki kötü gidişatın sebeplerini kavrayan bir anlayışa sahip değildir, haliyle ülkemizin içinde bulunduğu sorunun temel sebeplerini, köklerini ve olgunun sınıfsal yanını kavrayamayanlar “kurtarıcı” olamazlar. Onlardan kurtarıcı olmasını beklemek; İsa Mesih’in gelip insanoğlunu kurtarmasını beklemekle eş değerdir.

Muharrem İnce, tüm bu yanıyla birlikte Y-CHP’ye de birkaç kez Genel Başkan Adayı olmuş ve Kurultayda sonuç alamamıştır, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibine karşı… Çünkü CIA-MOSSAD kaynaklı kaset operasyonuyla CHP’nin başına geçirilen Sorosçu Kemal Kılıçdaroğlu’nun “sahte ana muhalefet” görevi henüz bitmemiştir. İnce, bu noktada sürekli AB-D Emperyalistlerine “bende göreve hazırım” demiştir. Bu sebeple İnce, ülkemizdeki tüm bu talan, vurgun ve parababaları düzeninin karşısında ne alternatif olabilir, ne de “Tam Bağımsız Türkiye” mücadelesinin bir parçası olabilir! Neden mi? Açıklayalım…

Muharrem İnce, gerçekten “Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye Mücadelemiz” diyenlerin adayı mı?

“Bosna’da Kosova’da nasıl birlikte çalıştıysak yine ABD’yle çalışırız, ABD bizim müttefikimizdir” diyen Muharrem İnce’de AB-D Emperyalistlerinin bir seçeneğidir!

Tabi bu lafları ilk defa söylemiyor. Osmaniye mitinginde aynen şunları söylüyor; “ABD ile müttefik olacağız ve yönümüz kesinlikle Batı olacaktır.” diyor. Yani demek istediği açık ve net! Gör beni Beyaz Saray, diyor. Ben, senin karşında değilim, sana müttefik olmaya hazırım ve ben, Orta Doğulu mazlum halkların değil senin çıkarların doğrultusunda hareket edeceğim, yüzümü para babalarına döneceğim, diyor.

Amerikan İlerleme Merkezi (CAP) adlı bir CIA kuruluşunun sözcüsü olan Alen Makovsky, Amerika’nın Sesi’nde yayımlanan bir konuşmasında AB-D Emperyalistleri için Muharrem İnce’nin projelendirme konusunda yeni bir alternatif olabileceğini dile getiriyor. Muharrem İnce için aynen şu tespiti yapıyor:

“(…) özellikle İnce Batı’ya yapısal olarak bağlı biri, Batı yanlısı, laik bir görünüme sahip. Bu, sorunlar olmaz anlamına gelmiyor ama esas itibariyle Batı’ya yönelimli bir kişi ve Batı’yla olumlu ilişkilere sahip olmak isteyecek.” [3]

Evet, görüldüğü üzere CIA kuruluşunun sözcüsü rapor veriyor, “hazır” demek istiyor. Demek ki İnce Efendinin tüm bu göze batma, “ben buradayım” dercesine çabaları boşa değilmiş! AB-D Emperyalistleri görüyor elbette bu özel çabasını ve ona göre görüş ifade ediyorlar kişiliği hakkında ve diyorlar ki; “Batı’ya yapısal olarak bağlı biri, Batı yanlısı, Laik bir görünüme sahip” bu bize ne anlatıyor? Muharrem İnce’nin olası bir proje ihtiyacında düşünülecek isimlerden birisi olduğunu anlatıyor, yoldaşlar. Nitekim CIA kuruluşunun sözcüsü de “laik görünüme sahip” diyor, yani hepimizin de takdir edeceği üzere her şeyin bir sureti vardır birde gerçeği, arkadaşlar. Bunlar suretçe, yani biçimsel, şeklen Laik Cumhuriyet ve Kuvayi Milliye savunucusudur. Türk Finans Kapitali nasıl ki Cumhuriyeti kendi çıkar savunma aygıtına çevirmişse bunlarda tüm bu ilerici değerleri kendi çıkarlarına hizmet edecek şekilde değiştirmiş ve savunmuşlardır. İşte tüm bu sebeplerden Muharrem İnce, “Tam Bağımsız Türkiye” Mücadelesini ve onunla beraber antiemperyalist mücadeleyi savunamaz, yürütemez. O sebepledir ki AKP’gilleri iktidara taşıyan şeylere kökten karşı koyamaz.

İnsanlık soyunun baş düşmanı ABD! Hepimizin bildiği üzere Yugoslavya’yı, Irak’ı, Libya’yı ve Suriye’yi en acımasız felaketlere uğratmıştır. Ortadoğu’da milyonlarca Müslüman insanın, kadının ırzına geçerek, işgal ederek ve katlederek savaş suçları işlemişlerdir. AB-D Emperyalist haydutlarına karşı çıkmak, onlara karşı mücadeleye atılmak başlıca insan olmanın esaslarından birisidir. Bu sebeple kendisine devrimci diyen, başta insanlığa karşı sorumluluk sahibidir. Bir başkasına atılan tokadı kendi suratında hisseder ve ona göre davranır. Ancak İnce’de bu meşrep, bu kavrayış yoktur. Zaten o sebeple de diyoruz ki; koftur, kalpazandır, oportünisttir!

HKP Genel Başkanı Nurullah Ankut’un İnce’nin bu tutumunu bizlere açıklayan “CHP’ye Umut Bağlamış İçtenlikli İnsanlarımıza” isimli kitabından bir alıntı yapalım:

“Muharrem İnce, siyasi açıdan Kılıçdaroğlu ve ekibinden çok da farklı değildir

Bugünün sözde Kemalist muhalefet lideri Muharrem İnce, Beşşar Esad’ın canı cehenneme, diye durduk yerde saldırılarda bulunur. Maksat, ABD’li patronlar duysun ve kendisini beğensin.

5- Bunlar da kamu kuruluşlarının özel sektöre yani Yerli Yabancı Parababalarına satılmasına prensipçe karşı değildirler. Bazen göstermelik karşıymış davranışlarına girdikleri olur.

6- Bunlar da Antikomünizm yaparlar, Tayyipgiller gibi. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ne saldırırlar sık sık. Gerçek anlamda ulusal onur taşımadıkları için; genç Kore Halk Cumhuriyeti lideri Kim Jong Un’un, ABD ve Japon Emperyalistlerinin Kore’nin gözünü korkutmak için aradaki denizde askeri tatbikat yapması karşısında donanmaya “kara sularına girilmesi halinde düşmanla savaşması” emrini vermesinin ve gerektiğinde atom silahını da kullanmaktan çekinmeyeceklerini açıklamasının yani yiğitçe meydan okumasının önemini, büyüklüğünü hiç kavrayamamışlardır bu CHP yöneticileri. Kore Lideri’nin bu mertçe meydan okuyuşu karşısında emperyalistler tırsmış ve yüzgeri olmuşlardır, hatırlanacağı gibi. Ama mertliğin, yiğitliğin, ulusal onurun önemini kavramak için azıcık da olsa ona sahip olmak gerekir.

7- Bunlar da Tayyipgiller gibi türbancı, çarşafçıdırlar. Gürsel Tekin’in öncülüğünde yapılan “CHP’nin çarşaf açılımı” hatırlanacaktır herhalde. Yine hatırlanacaktır; Kılıçdaroğlu’nun “Mecliste türbanlı milletvekili de olabilir” açıklamasından sonra, Tayyipgiller’in milletvekilleri büyük bir zafer kazanmış havasında bir anda “örtündüler”. Yine geçenlerde verdiği bir röportajda türbanın Mecliste de serbest bırakılmasını şöyle açık açık savunuyordu, Muharrem İnce:

“-Peki başörtüsü, özgürlükler açısından, CHP’nin laiklik kavramına mı aykırı?

“-Buralara takılmamak lazım.
“-Cevap vermiyorsunuz
“-Kardeşim partinin üyesi. Faal. Başı örtülü. Bu tür arkadaşlarımız var.
“-Kız kardeşiniz vekil olmasın mı yani CHP’den?
“-Olabilmeli, kesinlikle evet! O yeteneği birikimi varsa, sırf başörtüsü var diye değil.
“-Göstermelik aday yapmam, örgüt isterse, iyiyse, başörtülü de olur.” (Muharrem İnce’nin Habertürk’ten Balçiçek İlter’e yaptığı açıklama) Kılıçdaroğlu-Gürsel ekibi de farklı düşünmemektedir.”
[4]

Alıntımız, bunların gerçek yüzünü bizlere yeteri kadarıyla açıklıyor. Eksiksiz biçimde…

Şimdide Muharrem Beyefendi siyasi parti kuracağını ilan ediyor. Hemen bununla ilgili haberin videosuna bakalım:

Muharrem Beyefendi, ne diyor? “Cumhuriyetin kazanımlarını yok ediyorlar” diye gerekçelendiriyor kuracağı siyasi partisinin amacını ve devam ediyor diyor ki; “Muhalefetten de iktidardan da memnun değilim” diyor. Yukarıda tek tek, somut olaylar ışığında İnce’nin ne mevcut sahte muhalefetten farkının olmadığını, ne de Laik Cumhuriyet’in kazanımlarının gerçekten savunucusu olmadığını, olamayacağını açıkladık. CIA kuruluşu sözcüsünün de İnce için nasıl rapor sunduğunu ortaya koyduk, arkadaşlar. İnce’nin kuracağı partide, kendiside projeden ibaret olacaktır. Bu oportünist kalpazan, ne Laik Cumhuriyet’in yok edilen kazanımlarını umuruna takacak karaktere sahiptir, ne de gerçek muhalefet yapacak birikime sahiptir! Bundan olsa olsa CIA Sözcüsünün de söylediği üzere “Batı yanlısı, Laik görünümlü” proje olur. Nitekim kendisine “siyasi parti kur” denilmiş ki tüm Ayasofya tiyatrosuna ortaklık ede ede, dirhem dirhem bu partinin kuruluş zeminini hazırladı. Ne diyelim? İnce ne ola ki kuracağı parti ne olsun?!

Takdiri okuyucularımıza bırakmadan önce şunları söylemek isterim; AB-D Emperyalistlerine, onların ülkemizdeki yerli işbirlikçilerine karşı kökten, sınıfsal olarak mücadele barındırmayan her hareket, her oluşum veyahut her yapı yok olmaya, gafil avlanmaya ve savrulmaya açıktır! Bizi bu hayâsızca akından kurtaracak olan biricik siyaset, sınıf siyasetidir.

Adana Direniyor’dan Fatih



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir