Marksizm-Leninizm ve Din (Adana Direniyor)

ml_din_analiz“Sosyalistim” diyen insanda okuduğunu anlama, sentezleme kapasitesi olmalıdır. Deyim yerindeyse “Leb” demeden leblebiyi anlamaktır. Ancak bakıyorsun kendine “Sosyalistim” diyen çoğu insan kişiliğine daha henüz Marksizm-Leninizmi oturtamamış kişiler olarak kısmen karşımıza çıkıyorlar. Leblebinin tozuyla yetiniyorlar. Konuşurken de hep ağızlarında saçılıyor leblebi tozu. Peki Marksist-Leninist insan “Leb” demeden leblebiyi nasıl anlayacak ? Hah! İşte biz ona Diyalektik Materyalizm bilimi diyoruz. Yani ateizmin ağabeyi! Devrimci öngörünün kaynağı budur. Ondan bir haber teoriyle yola çıkmak pratikte ölüme atlamaktır. Maddeci akıl yürütmeyi bilen bir sosyalist lafta değil gerçekte de sosyalist olmuştur. Bu yüzden devrimci teori üzerine inşa edilen pratik zaferle sonuçlanır.

“Peki ya dinler ?” hatta “Tanrı” diye soracaktır insanlar. Onunla da mücadelenin ince bir çizgisi vardır. Az önce dedik ya “Leb” demeden leblebiyi anlamak diye… İşte gerçek devrimciliğiniz burada açığa çıkmalıdır. Din ile mücadelenin ince çizgisini bilmek, kültürel bir yapıya dönüşmüş olan din halkın afyonu, toz kondurmaz durumuna gelmiş bir hurafe ile nasıl baş edeceksiniz ?

Bugün burjuvazinin halkın o açığını(dini) nasıl kullandığını hepimiz biliyoruz. Bir başka dünya da cenneti vaat edip her türlü sömürüyü yapıyorlar. Deyim yerindeyse Din; Burjuvazinin elinde kullanışlı bir silah olmuştur.

İşte buradan hareketle önce mücadele edeceğin unsuru iyi tanımalı onu sentezlemeli ve halkın günlük çıkarları doğrultusunda ajitatörlükle onunla mücadele etmeli burjuvazinin silahını ona karşı kullanırken halkın gözünde de onu zayıflatmalısın.

Zamanla daha doğrusu Sosyalist devrimin kazanımıyla din ve tanrı halk gözünde çürüyecek ve yerine gelen nesiller bu havaya karışmış olan zehirli gazdan, uyuşturucu etkisi olan afyondan solumayacağı için aklı hür, dünyaya, doğaya ve kendine yani insana bilimle bakan nesiller gelecektir.

Günümüz de kendini “Marksist-Leninist” ve “Sosyalist” olarak lanse edenler bu ince çizgiyi bilmemekte bilmediği gibi kendisini sosyalist ilan etmektedir. Elbette bu çaylak, hippilerle devrim alanı yaratamazsınız. Onlar kimi zaman her şeyi unutur hatta “Sosyalist” olma iddiasını burjuvanın elinde ki en tehlikeli silah olan Din ve Tanrı afyonuna karar ve bağlar. O uyuşturucu afyonu solur kendince “Burjuva Sosyalizmi” oluşturur. Artık Din ve Tanrı onun için pek rahatsız edici daha doğrusu halkımızı uyutan bir afyon değil tam aksine kendisi de o afyonu solumuş burjuva etkisinde kalmış bir etkisiz eleman haline gelmiştir.

İşte diyalektik materyalizmden haberdar olan o bilimi kullanmasını ve oradan hareketle devrimci teori kuracak ve bu teoriyi hayata geçiren gerçek devrimciler, burjuvazinin etkisi altına girmiş diyalektik materyalizmi kullanamadığı için burjuvazinin din ve tanrı silahıyla vurulmuş olan hippi devrimcileri de gerçek devrimcilerin oluşturacağı temiz havada nefeslenecek ve şuurları açılacaktır.

Burjuva silahıyla vurulmuş, afyonlanmış yani burjuva sosyalisti olmuş çaylak, hippi devrimcileri de sola karşı burjuvazinin sol maskeli hastalıklı kişileri olarak çıkmaktan ancak gerçek devrimcilerin açacağı hava akışıyla kurtulacaktır.

Sözlerimi de Devrimler Kartalı Lenin Usta’nın sizlere anlatmak istediğim konuya nokta olacağı iki sözüyle bitirmek isterim;

“Biz insanüstü ya da sınıf bilinçsiz kavramlardan kaynaklanan tüm ahlaki ilkeleri reddetmekteyiz. Biz bunların toprak sahipleri ve kapitalistlerin yararı adına işçilerin ve köylülerin kandırılması, aldatılması ve akıllarının bulandırılması olduğunu söylüyoruz. Ahlaki ilkelerimizin tamamen proletaryanın sınıf mücadelesi çıkarlarıyla ilişkili olduğunu söylüyoruz. Ahlaki ilkelerimizin kaynağı proletaryanın sınıf mücadelesi gerçekleri ve ihtiyaçlarıdır.”

“Sosyalistler, din konusundaki tavırlarını genellikle şu sözlerle belirtirler: “Din, kişinin özel meselesi olarak görülmelidir.” Ancak herhangi bir yanlış anlamaya yol açmamak için, bu sözlerin anlamı kesinlikle açıklanmalıdır. Devlet söz konusu olduğunda, dinin kişisel bir sorun olarak kalmasını isteriz. Ancak, Partimiz düşünüldüğünde dini kişisel bir sorun olarak görmemiz söz konusu olamaz.”

Evet… Lenin Usta`nın da söylediği gibi din ve onun buyrukçusu tanrı ve tanrılar kapitalistlerin aldatmacası, afyonudur. Bizim için bir toplum sorunudur. Kendi aramızda da “Kişisel sorun”a indirgenemeyecek kadar önemli bir meseledir.

Adana Direniyor’dan Fatih

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir