Kesişimselci Emperyalizm: Erdemli Bir Tehdit – Alex Rubinstein

ABD’nin New York şehrinde bağımsız bir muhabir olan Alex Rubinstein tarafından Intersectional Imperialism: A Wholesome Menace [1]” kaleme alınan bu makale, Substack’teki özgün metin üzerinden Russia Today ve Monthly Review’de yayınlandı. Görsel, Alex Rubstein’a ait; Clintonlar tarafından hazırlanan Rojava belgeseline öneri olarak… Köşeli parantezler, kelimelerin İngilizce karşılıklarını ya da İngilizcesini belirtmek adına çeviren notu olarak konulmuştur.

***

İmparatorluk cevabı anında yapıştırdı.

Trump tarzı milliyetçiliği geride bıraktığımıza göre, farklı bir emperyalist ideolojinin çağı bizi bekliyor. İmparatorluğun egemen dogmasının bu dönüşümü [mutasyonu], küresel ekonomik, politik ve sosyal kontrol kurumlarında beliriyor ve çok sayıda çatışma oyununda somutlaşmakta.

Duyarlı [woke] emperyalizmin olduğu yerleri saptayabilmek için ilk önce onu tanımlamamız gerekiyor. Şimdi nedir bu “duyarlı” emperyalizm? Bu kesinlikle hegemonik egemenliğin ahlakçılık ile desteklenerek yinelenmesinin ilk seferi değil.

Koruma Sorumluluğu (R2P) [Responsibility to Protect] doktrininin Birleşmiş Milletler tarafından resmileştirilmesi 2005’de olmuştur, fakat bu doktrinin kökenleri aslında NATO’nun Yugoslavya’yı bombalamasına dayanmaktadır. Obama döneminde “insani müdahale” terimi bu gibi politikalar için maske işlevi görmektedir.

Duyarlı emperyalizm, bu konuların dönüşüme uğramış hali olarak kavranmalıdır. Şirketler “gökkuşağı kapitalizmini” Amerikan liberal kesiminin artan duyarlılığına ayak uydurabilmek için benimsemeye başladıkça ABD emperyalizminin kurumları da popülaritesi artan kimlik siyasetini temsil edebilmek adına kendilerini şekillendirdiler.

Bu olgu [fenomen] gözden kaçmadı. İnternet üzerindeki her şey gibi meemlerin konusu haline geldiler, iki US B-52 Stratofortress bombardıman uçağının resimlerinin karşılaştırması özellikle baya popüler oldu. Resim bir US B-52 Stratofortress uçağının, “Cumhuriyetçiler”denen, bombalama anını gösteriyor. İkinci B-52, “Demokratlar”denen, de bombalıyor fakat bu sefer dev bir “Black Lives Matter” etiketi ve dışında bir “gökkuşağı” etiketi bulunuyor.

Yukarıdaki meemlerin anlatamayacağı şey, formatının sınırlayıcılığı göz önününde bulundurulursa, emperyalizmin yöntemlerinin çeşitliliğidir, çünkü bu bombalamaların ötesinde bir şeydir. Ayrıca bunların hepsi sadece başkanın değiştirilmesi ile sınırlandırılamaz. Biliyoruz ki ABD Dışişleri Bakanlığı ve 3 harfli istihbarat kurumları Başkan Trump’ın dış politikaya yaklaşımı konusunda veya onun kültürel eğilimleri konusunda neredeyse hiç hemfikir değildi.

[Antony J. Blinken: Dış politikamızı kadınların ve kızların hakları ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak tasarladığımızda, politikamız daha etkili, daha insancıl ve insanların yaşamlarında kalıcı bir fark yaratma olasılığı daha yüksektir.]

Yani Trump yönetimi altında bu yazıda belirlenen akımlar var olsa da, Biden yönetimi altında reddedilemez biçimde öne çıkarılıyordu. Örneğin, “Kadın Tarihi Ayı” olan bu Mart ayının ilk 10 gününde Dışişleri Bakanlığı, 2020’nin aynı dönemine kıyasla 26 kez “kadınlar” hakkında tweet attı.

The Noble Anti-Triggering Organization (NATO) [2]

Bu ay NATO “çeşitliliğimiz gücümüzdür.” diyen gösterişli bir tweet yayınladı.

NATO’nun bu duyar kasma çabalarının ışığı altında örgütün eski liderlerinin Almanya’da en ufak bir çeşitliliğe karşı Naziler olduğunu hatırlamak önemlidir. Bugüne kadar NATO, Ukrayna gibi ülkelerde Neo-Nazileri desteklemeye devam etti, o sırada NATO ülkeleri Nazizmin yüceltilmesinin toptan durdurulmasından ziyade Nazi işbirlikçilerinin onurlandırılması için gerçekleşecek yürüyüşleri sırf COVID-19 gerekçesiyle iptal etti.

https://twitter.com/NATO/status/1366355680681209859
[NATO: Çeşitlilik bizim gücümüzdür. Bizi daha güçlü kılan farklılıkları kutlamak için bize katılmak için retweet yapın]

Joe Biden’ın başkanlık kampanyasının başlatılmasının ardından, Virginia’nın Charlottesville kentinde neo-Nazilere saldırırken bildirdiğim gibi, Biden neo-Nazi lideri Oleh Tahnybok ile bir araya geldi.

Ukraynalı Azak Taburu Militanları Nazi ve NATO bayraklarını taşıyor.

NATO’nun farklı tendeki insanların haklarını savunmadaki en büyük başarılardan birisi de cihatçı milislerin Libyalı lider Muammer Kaddafi’yi bıçakla tecavüz ederek öldürmesi ve köleliğin Afrika kıtasına yeniden getirilmesi için maske görevi gören Libya’nın bombalanması politikasıdır(!)

Brüksel’deki şanlı salonlarının dışarısında NATO’nun renkli tendeki insanlar için sağladığı fırsatlar bu şekilde.

Çocukların dediğin gibi; “Çok şaşırdık [Big Yikes].”

Dışişleri Bakanlığı İnsan Kaynakları Departmanı Haline Geliyor

NATO tarafından kullanılan “Çeşitlilik gücümüzdür” sloganı, Kamala Harris ve bizzat Joe Biden‘ın başlıca kampanya temasını kelimesi kelimesine kopyalıyor. Aynı konu geçen sene CIA tarafından da kullanılmıştı.

[Kamala Harris: “Çeşitlilik gücümüzdür”]

Belki de bu konuyu en etkili şekilde kullanan kişi bunları söyleyen Dışişleri Bakanı Blinken’dı:

  • “Çeşitlilik ve kapsayıcılık bizi daha güçlü, akıllı, yaratıcı ve yenilikçi yapar. Ayrıca çeşitlilik dünya çapında rekabet bağlamında önemli avantaj sağlar.
  • Çeşitlilik herhangi bir organizasyonu güçlendirir – ve Dışişleri Bakanlığı için bu çok önemli bir konudur.
  • Çeşitşilik ve kapsayıcılığa ülkemizin çeşitliliğini yansıtan daha diplomatik bir işgücü için yatırım yaptık.”

Geçenlerde Dışişleri Bakanlığı Blinken’ın Hillary Clinton’un podcastinde “Bakanlıkta çeşitlilik ve kapsayıcılık, teşvik edilme konusu, Rusya, Çin ve başka konular” hakkında tartışmasının reklamını yaptı.

Blinken’ın altında Dışişleri Bakanlığı bu konuya o kadar bağlıydı ki Dışişleri Bakanı sözcüsü Ned Price “doğrudan kendisine veren Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Baş Sorumlusu pozisyonunun yaratıldığını” söyledi ve tahmin edebileceğiniz gibi ekleyerek “Çeşitlilik ve kapsayıcılık bizi daha güçlü, akıllı, yaratıcı ve yenilikçi yapar” dedi.

Savunma Bakanlığı “Güç Arttırımı” Peşinde

Savunma Bakanlığı da bu akımın önder yapılarından bir tanesidir.

Geçen hafta, FOX Haber sunucusu muhafazakar Tucker Carlson Pentagon’u eleştirdi. Hepsi Joe Biden’ın, kendisinin ve Savunma Bakanı Lloyd Austin’in önderliğinde, orduyu kadınlar için daha uygun hale getirebilmek adına saç ile ilgili kurallarının yeniden gözden geçirilmesi ve “hamile kadınlara özel uçuş kıyafeti” gibi politikaların (policies) açıklanmasıyla başladı.

Hamile kadınlar hız trenlerine bile binemezken, onların jet uçakları kullanabilmesine izin vermek bence kadınların veya çocuklarının kârına bir şey değil.

https://twitter.com/DeptofDefense/status/1359185522841833474
ABD Savunma Bakanlığı: Derman çeşitlilikten gelir. Bu Denizciler engelleri aştı ve savaş alanında cesaret sergilediler.

Carlson, bu politikalara saldırırken olayın püf noktasını kaçırmıştır, ABD ordusunu daha güçsüzleştirildiğini iddia etmiştir. Bu politikaların gerçek amacı, liberal vatandaşlar için orduyu allayıp pullamaktı. Hava Kuvvetleri’inin de haziranda dediği gibi, “çeşitlilik” “güç arttırımıdır”.

Fox’un dediklerine Pentagon sözcüsü John Kirby — Obama döneminde Dışişleri Bakanlığı’nın sözcüsü — Carlson’a “Basın Sekreteri ABD Ordusunun Çeşitliliğini Çarpıtan Fox Sunucusunu Hırpalıyor” adlı basın konferansında cevap verdi.

“ABD ordusu çeşitliliği sayesinde dünyanın gelmiş geçmiş en büyük ordusudur” cümlesiyle basın konferansı başlamıştır.

Kirby Savuna Bakanı Lloyd Austin’in (sosyal medyada “ordudaki bariyerleri” yıktığı için onurlandırılan siyahi bir adam) bu haftanın başındaki açıklamalarına değinerek çeşitli mücadele gücü faktörlerinin “yaşanmış deneyiminin” “karar verme sürecimize girdiğini” söyledi.

Biden: Her çocuğun, Birleşik Devletler Silahlı Kuvvetlerinin başkan yardımcılarının ve generallerinin buna benzediğini bilmesini istiyorum.

Aynı konuşma Savunma Bakanlığı’nın web sitesinde “Biden Güç Sergiliyor, Amerikan Ordusunun Çeşitliliğinin Mükemmelliği.” adıyla başlığın altına yer alıyor.

Bakan Austin hakkındaki öbür haber, başka bir Pentagon basın açıklamasına göre, geçen ay kendisi “Irak NATO Görevindeki rolünün genişletilmesinden dolayı memnun olduğunu” söyledi. Bu “genişletilmiş rol” Reuters’a göre ülkeyi işgal eden NATO askerlerinin 500’den “4000 veya 5000”e çıkarılması anlamına geliyor.

The Central Idpol Agency [3]

Dışişleri Bakanlığı veya Savunma Bakanlığı’ndan geri kalmamak için, Joe Biden’ın izinden giderek, CIA Z kuşağının kendinden önceki kuşaklara kıyasla daha radikal liberalizme kayan görüşlerine ayak uydurmak için “dijital estetik” yapmaya başladılar.

Sheronda Dorsey, CIA’nın Yetenek için Müdür Muavini Vekili, Wall Street Journal’da şunları söyledi: “Yetenek neredeyse oraya gitmeliydik.” CIA’nın “farklı ırklara, kültürlere, engellere, cinsel oryantasyonlara ve cinsiyetlere mensup kişileri içerisine almayı planlaması ve bu sayede iş gücünün Amerika’yı yansıtacağını” ekledi.

Wall Street Journal “Bugün CIA’in dijital estediği yeni bir başkanlık yönetimi ile uyum içerisinde. [John] Brennan, direktörlüğü 2017’de sona ermişti, Biden yönetiminin istihbarat atamalarıyla, ilk kadın ulusal istihbarat direktörü Avril Haines de dahil olmak üzere, ‘çeşitlilik hakkında çok güçlü sinyaller’ gönderdiğini” söyledi.

Brennan, yardımcısı Haines ile Obama yönetiminde CIA direktörüydü, geçenlerde MSNBC’ye kendisinin “ne dediklerini duyunca beyaz erkeklerle bir arada olmaktan gittikçe daha utanır hale geldiğini” söyledi.

Brennan’ın yorumları Cumhuriyetçi senatörlerin Haziran ayındaki kongre eylemleriyle nasıl başa çıktıkları hakkındaki bir tartışmada geldi. Brennan “Bu ülkeyi manipüle etmeye devam edecekler”  dedi.

İstihbarat örgütünü yönetirken Brennan, kongrede örgütün yaptığı bir işkence incelenirken hack yoluyla yasadışı bir şekilde casusluk yapılmasını sağladı ve bunun hakkında yalan söyledi. Şimdi ise Kongrenin “manipülasyonundan” şikayet ediyor. Bütün süreç Trump dönemindeki medyanın “hayranlığı” sayesinde toplum tarafından unutuldu. Trump’ın bir numaralı düşmanı Nancy Pelosi, yakın zamanda Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisi’nde bir “çeşitlilik ofisi” açtı. Yıllar önce kendisi CIA’nın işkencenin üstünü örmesine yardım etti ve Irak’taki savaşı da destekliyordu.

[Nancy Pelosi: Tekrarlıyorum, Waterboarding ya da benzer metodları kullandığımızı söylemedik.]

Finansal Feminizm

IMF gibi teknik olarak “bağımsız”, küresel anlamda kuvvetli kurumlar ve Dünya Bankası, fonksiyonel olarak ABD devletinin bir parçasıdır. Bu yazıda bahsedilen diğer kurumlar gibi kimlik siyasetini insanlık karşıtı ajandalarını maskelemek için kullanıyorlar.

[Stephanie von Friedeburg’un Dünya Bankası Operasyonlardan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı olarak atandığını duyurmaktan mutluluk duyuyoruz. Svon, kadınların ilerlemesinin bir savunucusu ve çeşitlilik ve katılımın bir savunucusudur. Kariyeri, Dünya Bankası Grubu’nda neredeyse otuz yıla yayılıyor.]

Washington, D.C. merkezli Dünya Bankasının başkanı ABD Başkanı tarafından seçilmektedir, bunu kendi web sitelerinde de itiraf ediyorlar “Geleneksel olarak, Dünya Bankasının Başkanı sürekli ABD tarafından seçilen bir Amerikan vatandaşı olmuştur (ah!).”

ABD, hem Dünya Bankası hem IMF’de – bu kurum da Washington merkezlidir – en büyük hissedardır. Wikileaks tarafından sızdırılan bir el kitabı olan “Ordu Özel Harekat Kuvvetleri Gayri Nizami Harp”ta Dünya Bankası ve IMF’nin, ABD’nin “çatışmaları sırasında ve büyük çapta savaşı da kapsayarak silah kullanabileceğini” içeriyor.

Belge “Ordu Özel Harekat Kuvvetleri düzgünce uygulanan ekonomik gücün manipülasyonunun gayri nizami harpta kullanılabileceğini ve kullanılması gerektiğini kavramış durumda” denerek devam ediyor.

Ordu belgesine göre, Dünya Bankası’nda “Büyük kararlar %85 ezici çoğunluğunu gerektirdiği için, ABD herhangi bir büyük değişimi engelleyebilecek durumda.”

Dünya Kadınlar Günü için IMF Biden’ın Hazine Sekretaryası Janet Yellen ile “The Age of Womenomics” [4] adlı bir program ayarladı.

IMF Genel Müdürü Kristalina Georgieva “Bu ‘the age of womenomics’ ismini bilinçli olarak seçtik,” dedi.

“Hayatımda kadınları hiç bu kadar kadının ekonomik ve finansal konularda kilit pozisyonlara geldiğini görmedim: ABD ekonomi bakanı olarak siz, Kanada’da Chrystia Freeland, Avrupa Merkez Bankası’ndaki selefim Christine Lagarde, Dünya Ticaret Örgütü’ndeki Ngozi [Okonjo-Iweala]; çok uluslu bir kalkınma bankasındaki ilk kadın başkan, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’ndaki Odile [Renaud-Basso]…”

[Observer – Görüş: Neden Kanada Dışişleri Bakanı, ailesinin Nazi geçmişinden “gurur duyuyor”?]

Duyarlılık Küreselleşiyor

Kendilerini hoşgörünün muhafızları olarak tanıtmak bir yana emperyalist kuruluşlar yabancı ülkelerdeki kaynakların hırsızlığı, egemenlik ve uluslararası hukukun ihlalleri, işgaller ve hatta darbeler için de “duyarlılığı” kullanıyor.

Suriye’de, ABD’nin, Avrupalı devletlerin, Petro-monarşist Körfez ülkelerinin ve NATO işbirlikçisi Türkiye’nin 10 yıldır El-Kaide gibi bağnaz isyancı grupları kullanarak 10 yıldır vekâlet savaşı yürüttüğü bir ülkede, Amerikan kimlik siyasetinin belirgin bir temsilcisi ortaya çıktı: YPG. Amerika’da yıllardır “kadınların Rojava devrimine” sorgusuz sualsiz destek vermeyen bir solcu bulmak epey zor olur. Kuzey Suriye’deki Kürt savaşçılarının sözde politik amaçları Vice News tarafından bile “Dünyanın Gördüğü En Feminist Devrim” olarak nitelendirilmişti.

Amerikan anarşistleri, YPG yanlısı edebiyattan ve ayrıca siyonist [5] akademisyen Murray Bookchin ve New York merkezli “Rojova Acil Durum Planlama Komitesi”nden kızı Debbie Bookchin tarafından popülerize edilen “demokratik konfederalizm” ideolojisinden etkilenerek, Kürt militan örgütü Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) katılarak Twitter solcu grupları arasında ünlendiler.

Suriye’deki Kürt militanları ilk defa Obama döneminde desteklenirken Trump kendilerini “petrolü korudukları için” desteklemeye devam etti. Yani ABD hükümetinin kendi çıkarları için meşru olarak egemen Suriye devletine ait kaynakların hırsızlığını desteklemek için. Şimdi Biden iktidarda olduğundan Kürt militanlar bir kez daha medyanın odağına ve batı solunun hayranlığına kavuşuyorlar.

[Bu ib*eler faşist öldürüyor]

Suriye’deki Kürt güçleri tarafından gerçekleştirilen fetihlerin yüceltilmesi Rakka operasyonunda doruk noktaya ulaştı. Yabancı Queer anarşistleri tarafından varlığının şüpheli olmasına rağmen kendi Vikipedi sayfasına sahip “Queer İsyan ve Kurtuluş Ordusu” isimli bir grup kuruldu. Tarihi şehir Rakka %70 oranında tahrip edilirken bu “iyi hissettiren” başlıklar altında Kürt militanları ve onların müttefiklerinin temsil ettikleri sözde devletçilik karşıtı devrimci bir alternatif anlatısı batıdaki sol çevreleri etkisi altına alıyordu.

Suriye konusunu kapatmadan önce Amina Abdallah Araf al Omari’nin “Damascus’taki eşcinsel kız” hikayesinden bahsetmemek sorumsuzca olur. Bu sahte kişilik, Batılı LGBTQ toplulukları tarafından Esad karşıtı fikirleri kışkırtmak için yaratılmıştı, fakat “eşcinsel kız” kaçırıldıktan sonra beyaz Amerikan Tom MacMaster’ın bu foyası Filistinli gazeteci Ali Abunimah tarafından ortaya çıkarıldı.

Şimdi Biden iktidarda olduğuna göre, Suriye’de savaşı desteklemek için bu gibi namussuzca entrikalar geri geliyor demek… Bir Jacobin dergisi yazısına göre, “Stefan vs. ISIS” adlı bir film yapılıyor. 5 Mart tarihli bir Deadline yazısında  “Kürt Özgürlük Savaşçılarına katılan Non-Binary, Y kuşağından bir gencin hikayesi” olarak bahsediliyor filmden. Orijinal hikayenin yazarı Conner Kilpatrick ortak yazarlık yaparken, Jacobin editörü Bhaskar Sunkara filme eş yönetici olarak seçildi.

Orta Doğu’dan bir muhabir, bana bu gazetecilerin en başında tanıttıkları savaştan kar elde edebilmek için temkinli davrandıklarından, şimdi ise İŞİD ile savaşırken hayatını kaybeden Suriyeli ve Iraklılar yerine Batı’nın kimlik problemlerini bütün tartışmanın merkezine koyduklarından şikayetçi olduğunu söyledi. “Suriye’deki Savaş” diyordu bana, “yurtdışındaki bir grup solcunun kimlik problemlerinin romantik bir şiirine çevirmesi” için değildir. “Kürtler aşırı gelenekçidirler, YPG’nin bu çeşit cinsel yönelimlere ilgi gösterdiğini hiç sanmıyorum.”

Aynı şekilde Hillary ve Chelsa Clinton’un üretim şirketinin (production company) haziranda Gayle Lemmon’un yazdığı kitaptan esinlenen “Kobani’nin Kızları: İsyanın, Cesaretin ve Adaletin Hikayesi” isimli bir TV dizisi üzerinde çalıştıkları bildirildi. Kitabı kullanabilme hakları için yoğun bir ihale sürecinin ardından Deadline “Lemmon’a kitabı yazması için yardım eden güçlü kadınlar ve davaları adına Clintonlar’ın bu fikri sahiplenmeleri çok yararlı olacaktır” ifadelerini kullandı.

Geçen hafta Lemmon kitabı hakkında konuşmak için The View’de Meghan McCain’e katıldı. McCain’in babası, John McCain, ABD’deki en militarist senatör ve Suriye’deki vekalet savaşının en büyük destekçilerinden birisi. Senatör, 11 Şii müslümanın kaçırılmasından sorumlu, Türkiye destekli “ılımlı militan” ÖSO ve Suriye Millî Ordusu ile görüşmelere katıldı.

Bu sırada ABD’nin en uzun süren rejim değişikliği başarısızlığı olan Afganistan’da, geçenlerde Trump yönetimi ile Taliban arasında tamamen çekilme kararı alınmasına rağmen Biden’ın “fazladan asker” tutarak ülkeyi işgal etmeye devam edeceğini açıklamıştım.

Alman devlet yayın kuruluşu Deutsche Welle “Afgan kadınların yeni bir siyasal düzende haklarını kaybedebilecekleri” hakkında bizi uyarıyor. Şimdi Biden yönetimi “bütün seçeneklerin değerlendirilebileceği” bir anlaşma yapmak istiyor.

Bu ayın başında Vox News Beyaz Saray’da Afganistan’dan çekilme konusundaki “polemiklerden” bahsediyordu. Habere göre, Amerika Birleşik Devletleri Genelkurmay Başkanı ABD güçlerinin ülkeden çekilmesi durumunda “duygusal ve ateşli” bir biçimde ülkedeki kadın haklarının “Taş Devri seviyesine gerileyeceğini” öne sürdü.

Taliban’ın kadın haklarına hiç saygı göstermediği su götürmez bir gerçektir, bu Joe Biden’ın 2012 Ocak ayında “2014’de çıkıyoruz. Nokta.” derken pek de umrunda değildi.

Taş Devri konusu açılmışken; ABD Hava Kuvvetleri’nin aylık istatistiklerini toplarsanız göreceksiniz ki ABD Biden’ın sözünden beri Afganistan’a yaklaşık 25.500 adet bomba attı.

Ayrıca bu bombalar öyle ucuza mal olmadı, bu nedenle Milley’in ABD’nin on yıllar boyunca burada çok fazla “asker ve para kaybettiğini” ve bu nedenle ayrılmanın değmeyeceğini söylemesi de gayet normaldir.

Zoomers’ın deyimiyle General Milley, Amerika’nın “çıkarları korumasını [secure that bag]” istiyor.

Biri Genelkurmay Başkanına “bu işler öyle değil [this ain’t it, chief]” demeli.

Duyarcılık [Wokeism], imparatorluk için sadece terörizme karşı göstermelik savaşı sürdürmek bağlamında değil, ayrıca sosyalizme karşı mücadele etmek için de etkili bir araç. Ekvador’da ABD, başkanlık seçimlerinde sahte solu popüler sosyalist adaylara alternatif olarak destekliyor, kimlik siyaseti de neo-liberalizme olan desteği şişirmek için kullanılıyor.

Gazeteci Ben Norton yerli bir eko-sosyalist olarak tanıtılan Yaku Pérez’in ABD devleti ile bağlarını ifşa etti. Pérez Ekvador başkanlık seçimlerinin ilk turunda üçüncü olduktan sonra, diğer turlara katılma hakkını kaybetti, ABD elçiliği onu arayarak kendisinin tekrardan seçimlerin parçası olacağına dair güvencede bulundu. O zamandan beri Pérez sosyalist rakibinin, Andrés Arauz, bir askeri darbe ile canice cezalandırılmasını destekliyordu.

Norton ayrıca Pérez’in karısı Manuela Picq’in, kendisi için bir danışman olduğuna ve seçim kampanyasında yardım ettiğine dikkat çekiyor. Picq’in akademik geçmişi cinsellik ve cinseyet çalışmaları üzerine kurulmuş durumda.

Biden’ın ilerleyen yıllarında, kimlik siyaseti, kesişimselcilik – diğer bir dille ifade etmek gerekirse duyarcılık [wokeness] – daha da yoğun bir biçimde ırkçı emperyalizm yaptıklarını haklı göstermek için kullanılacak. Bu durum sol emperyalizmin bu dogmalarını yıkmak yerine onun kollarında oynaşmaya devam ettirdiği sürece devam edecek.

Romalı tarihçi Tacitus “Büyük imparatorluklar çekingenlik ile varlıklarını sürdürmezler.” dedi. Bu doğru olabilir, fakat bugün, imparatorluğun varlığının sürdürülmesi kapsayıcılık kisvesi altında gerçekleşiyor. ABD’nin dünyada zorbalığını devam ettirebilmesinin koşulu yönetici sınıfının çeşitliliğine vurgu yapabilmesidir.

Olay bundan ibaret.

[1] Intersectional: Kimlik siyasetinde, çeşitli kesimlerin ezilme biçimlerinden dolayı ortak kümelere dahil olabileceğini ortaya koyan, burjuva ekollerinin günümüzde sıklıkla referans verdiği, eklektik kavram. Türkçe makalelerde bu şekli ile kullanılmakta. “Kimliklerarasıcılık” da denilebilir.
Wholesome: Sosyal medyada, genel ahlaka dokunmayan mizahı, esprileri tanımlamak için kullanılmakta.
[2] “Asilzade Duyarlılık Yanlısı Örgüt”, yazar Kuzey Atlantik Paktı’nın kısaltmasına yönelik tarizde bulunulmakta
[3] “Merkezi “Kimlik Siyaseti” Teşkilatı”, yazar CIA’nın kısaltmasına yönelik tarizde bulunulmakta
[4] Kadın-ekonomisi çağı
[5] “Anarşist Kahraman” Murray Bookchin: İsrail’in sömürgecilğini ve savaş suçlarını örtbas eden bir siyonist – Ben Norton (Türkiye Direniyor tarafından çevirildi)

Katkı sunanlar:
İzmir’den Ege
İstanbul Direniyor’dan Özgür

,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir