Kendisi taşeron… (Halkın Kurtuluş Yolu)

analiz-taseron-rteTayyip ve Tayyipgiller, taşeronlaştırma sonucu değişik işkollarında yaşanan onca cinayete, taşeronlaştırmanın onca olumsuz sonucuna, en son yaşanan Soma Katliamı’na rağmen taşeronlaştırmaya, özelleştirmeye dur durak bilmeksizin devam ediyorlar.

Soma Katliamı’nın en büyük nedenlerinden birinin taşeronlaştırma olduğu ortaya çıktı. Çünkü TKİ’den ocağı kiralayan şirketler, daha kısa sürede daha çok kâr elde etmek için işçilerce “Hadi hadi” adı verilen yöntemle sürekli olarak daha fazla kömür çıkartmaya zorluyorlar.

Çıkan kömür nasıl satılır? Alıcısı var mı? diye de bir sorun yok çünkü TKİ alım garantisi veriyor. Ne kadar çıkartılarsa o kadarını alıyor. Yani pazarlama sorunu yok çıkartılan kömürün. O zaman da işverenler işçileri aman vermeksizin sürekli çalıştırıyorlar. Kısa sürede daha çok kâr elde etmek istiyorlar. Bu Soma ve benzeri taşeronlaştırılan bütün kömür ocaklarında var olan durum.

Bu rezil durum Soma Faciası’yla en kör göze batarca ortaya çıkınca ve bu katliamın baş sorumlusunun Tayyipgiller olduğu en sıradan işçi tarafından bile görülür hale geldi. Bu yüzden de Tayyipgiller’e karşı büyük bir tepki oluştu. Bu tepkiler üzerine Tayyipgiller hırsızlık yaparken yakalanan hırsız misali telaşlandılar. O güne kadar madenlerde işçi sağlığı ve iş güvenliği üzerine İLO’nun geliştirdiği sözleşmeye imza atmamışken işçilerin ve halkın gözünü boyamak, tepkileri yumuşatmak için taşeronlaştırma uygulamalarında değişiklik yapacaklarına dair açıklamalar yaptılar. Bu konuyu düzelteceklerini söylediler ve başta Soma işçileri olmak üzere toplumda bir beklenti yarattılar. Ve bir taslak hazırladılar. Daha doğrusu hükümetlerin yangından (Meclisten ve halktan) mal (yasa) kaçırma biçimi olan ve Tayyipgiller tarafından sıklıkla kullanılan “Torba Yasa”nın 2014 versiyonuna, uygulamasına bu konuyu da eklediler. Ancak taşeronlaştırmayla ilgili hazırlanan tasarı açıklanınca toplumun neredeyse bütününü büyük bir hayal kırıklığı kapladı. Tabiî işverenler dışında…

Tayyipgiller tasarıda, değil taşeronlaştırmayı kaldırmak, sınırlamak, aksine iş alanlarının bütününe yayıyorlar. Yeni yeni taşeronlaştırma alanları açıyorlar:

“Vatan’da yer alan habere göre; Mevcut yasada taşerona verilmesi yasaklanan ‘asıl işlerin’, artık yasal olarak da taşerona verilebilmesinin önü açılırken, taşeron doktor ve belediyecilere olanak sağlanacak. Örneğin bir hastanedeki asıl iş olan sağlık hizmetlerinin ya da belediyelerde asıl iş olan temizlik işlerinin de, taşeron işçilerine yaptırılmasının önünde bir engel kalmayacak. Böylece, örneğin hastanelerde asıl iş kapsamındaki sağlık hizmetleri ve belediyelerdeki asıl iş kapsamındaki belediye hizmetleri de hiçbir tartışmaya olanak tanımadan taşeron eliyle yaptırılabilecek. Geçen yıldan bu yana Çalışma Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı ve yüz binlerce işçinin umutla beklediği tasarının en önemli özelliği, kimseye kadro vermeyecek olması. Yüz binlerce işçiden hiçbirinin kadro talebi karşılık bulmadı. 600 bine yakın taşeron işçisi, özelleştirme mağduru olarak bilinen 23 bin 4-C ve Karayollarında çalışanlara kadro verilmiyor.” (http://www.milliyet.com.tr/taseron-isci-sorunu-2014–teknoloji-1898893/18.06.2014)

Peki Tayyipgiller neden böyle davranıyor? Neden taşeronlaştırmayı tüm topluma, tüm iş alanlarına yaymak istiyorlar? Soma gibi bir katliamdan sonra bile bunu yeni, olumlu bir şeymiş gibi topluma sunuyorlar?..

Tayyipgiller, Antika sınıf yapılarının gereğini yerine getiriyorlar.

Nedir Tayyipgiller’in Antika Sınıf yapıları?

Tefeci-Bezirgânlık! Yani aracılık etme, mal, ürün alıp satma… Üretimle doğrudan hiçbir bağ kurmadan, üretilenleri üretenlerden alıp tüketicilere satma ve yaptıkları aracılık karşılığı kâr elde etme. Kapitalizmöncesi sınıflı toplumların mekanizması böyle işliyordu. Özellikle Doğu toplumlarının mekanizması tamamen böyleydi. Tamkara ya da Damgar diye adlandırılan aracıların, toplum adına toplumun ortak malı olan ürünleri değiştokuş ederken tarihin bir aşamasında o değiştokuştan kendilerine de pay almaya başlamalarıyla birlikte başlayan kişisel mülkiyet, toplumun büyük çoğunluğu aleyhine mal, para biriktirme ve bunu sistemli hale getirme, bu sistemi oturtma ve bu sistemi kurmak için de tarihsel şartların oluşmasıyla birlikte ParaYazı,Devletin ortaya çıkması; bu düzeni korumak ve sürdürmek için ortaya çıkan zor; silahlı adamlar, cezaevleri sistemi düzeni, bu Antika sınıfın kökenini, yapısını oluşturuyor. Bu Antika Sınıf 6 bin 6500 yıldan bu yana bu mekanizmayı, bu sömürü biçimini kullanıyor. İliklerine işlemiş, ruhlarına sinmiş. Ellerinden başka türlü davranmak gelmiyor. İsteseler bile yapamıyorlar. Tabiî yapmak da istemiyorlar. Çünkü iş, kârlı iş… Kolay iş… Aracılık et, al sat vurgun vur. Taş atıp kolun yorulmasın.

Nasıl benimsemesinler, nasıl sürdürmek istemesinler, nasıl sürdürmek için ellerinden gelen gelmeyen her şeyi yapmasınlar?..

İşte Tayyipgiller de bu nedenden böyle davranıyorlar. Sözde taşeronlaştırmayı sınırlamak, düzenlemek istiyorlar ama yepyeni alanlarda yepyeni uygulamalarla taşeronlaştırmayı büyütüyorlar, yaygınlaştırıyorlar…

O zaman bu Antika geleneğimizi, Antika Sınıf yapımızı bilmeyen halkımızda, yazarçizerlerimizde bir soru oluşuyor: Neden böyle?

Neden bu! Neden Antika Tefeci-Bezirgân Sermaye Sınıfının tarihsel köklerinde. Tarihsel yapısında.

Bakın, Tayyip’in bizzat kendisi ne yapıyor?

Ülker Bisküvileri’nin bayiliğini-distribütörlüğünü (taşeronluğunu) yapıyor. Alıyor satıyor…

Bu kadar parayı nereden buldun diye sorulunca ne cevap vermişti hatırlayalım:

Ülker’in bayiliğini yapıyorum, oradan çok para kazandım, dedi.

Kişi olarak ticari hayatının tamamı aracılık ederek, alıp satarak vurgun vurmak. Mal, para biriktirmek.

Belediye Başkanlığı döneminden beri yargılandığı onlarca davanın konusu ne?

Hep vurgun, talan, soygun değil mi?

Yargılandığı davaların tamamı; yolsuzluk, usulsüzlük, kamu malı aşırma, haksız mal edinme, zimmet, kalpazanlık, ihaleye fesat karıştırma, çıkar amaçlı suç örgütü kurma vb. vb…

Başbakanlık dönemi bundan farklı mı?

Hayır, değil.

Orada da aynı. Sınıf yapısının gereğini orada da birebir yapıyor, hayata geçiriyor.

Ne demişti hatırlayalım:

“Benim görevim ülkeyi pazarlamak”.

Değil mi?

Adam pazarlamacı. Ha Ülker’in bisküvileri, çikolataları, ha koca bir ülke, koca bir halk, halklar… Ama adamın umurunda mı? Görevini pazarlamak olarak görüyor. Onlarca yıl öyle öğretilmiş. Öyle yaşatılmış. Sınıfının, öğretilenin, ruhuna, içine sinenin, sindirilenin gereğini yerine getiriyor. Başka bir şey yapmıyor.

Ya AB-D Emperyalistleri için yaptıkları? Orada da pazarlamacılık, taşeronluk yapmıyor mu? Yapmadı mı?

Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da, Suriye’de ne yaptı Tayyip?

Yaptıkları taşeronluk değil mi?..

Suriye’deki, Irak’taki Ortaçağcı canilere; IŞİD’lere, El Nusra’lara, ÖSO’lara vb.lerine verilen silahları, paraları kim ulaştırdı AB-D adına? Kim taşeronluk yaptı?

Tayyipgiller!

ABD’nin Yeşil Kuşak Projesi”nin, “Büyük Ortadoğu Projesi”nin, “Genişletilmiş Ortadoğu Projesi”nin taşeronu, “eşbaşkan”ı kim?

Tayyip!

Tâ 1960’lı yılların sonundan,15 yaşından itibaren “Milli Türk Talebe Birliği (MTTB)”den başlayan siyasi hayatının tamamında ABD Emperyalistlerinin taşeronluğunu yaptı Tayyip.

Yani bizim açımızdan Garp cephesinde yeni bir şey yok. Tayyip, Tayyipgiller Antika Sınıf yapılarının gereğini yerine getiriyorlar, ona uygun davranıyorlar. O açıdan sürpriz bir durum yok.

Önemli olan bizim, biz devrimcilerin, biz halkların Tayyipgiller’in bu sınıf yapılarını kavrayıp kavrayamayacağımız, bilince çıkartıp çıkartamayacağımız sorunudur.

Usta’mız Hikmet Kıvılcımlı, bu Antika Sınıfı ve onun Antika Sınıf yapısını iki kere iki dört ederce, bilimcil kanıtlarıyla ortaya koymuştur. “Tarih Devrim Sosyalizm” adlı anıt eseri,“Osmanlı Tarihi”, “Toplum Biçimlerinin Gelişimi” vb. eserlerinde bu konuyu çözümlemiş, aydınlığa çıkartmıştır. Biz de O’nun öğrencileri, devamcıları ve geliştiricileri olarak Usta’mızın teorisini günümüze uyarladık. Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanı Nurullah Ankut“Tayyipgiller Kökeni ve Sınıf Yapısı” adlı iki ciltlik eseriyle ve diğer eserleriyle bu sınıfın günümüzdeki ekonomik ve siyasi plandaki temsilcilerini ortaya çıkarmış, yolu bir kez daha aydınlatmıştır.

Dolayısıyla kendisi taşeron olan Tayyip’ten ve Tayyipgiller’den taşeronlaştırma konusunda farklı, olumlu bir şey beklemek, ölü gözünden yaş ummaya benzer!

Kaynak: Halkın Kurtuluş Yolu Gazetesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir