Kendine “İnsanım” Diyen Unutur mu? Asla! (Adana Direniyor)

lenin-ataturkLenin Yoldaş’a nasıl müteşekkir olmayalım? O, bizim kurtuluşumuza maddi ve manevi yardımlarda bulunmuş ve Birinci Anti-Emperyalist Kurtuluş Savaşımızın yegane müttefiki olmuştur. Elbette bizler, yani Anadolu köylüsü ve işçisi olarak sınıfımızın önderi Lenin Yoldaş’a şükran ve minnet borçluyuz.

İşçilerin ve köylülerin oluşturduğu Kuvayimilliye’ye cephane yardımları saklanamaz bir gerçekliktir. O; yani Lenin Yoldaş, biz işçilerin ve köylülerin emperyalistlere karşı kurduğumuz ve adına “Kuvayimilliye” dediğimiz anti-emperyalist halk ordusuna, zaferle sonuçlanan ilk gerilla savaş pratiğimizde sınıfımıza yardım etmiştir. Kuvayimilliyenin öz kitlesi işçiler ve köylülerdir.

Kurtuluşumuza omuz verenleri unutmak veya unutmaya çalışmak elde midir? Asla! İnsanlığın şerefi ve onuru babından asla unutulamaz! Unutmak; İhanettir, nankörlüktür, insanlık dışı bir davranıştır!

Ve…. Elbette ki Birinci Anti-Emperyalist Kurtuluş Savaşımızın biricik kumandanı Mustafa Kemal’i unutmak ihanetlerin en nankörcesidir. Uçurumda olan Anadolu’yu uçurumun kenarından alıp müttefiki Lenin Yoldaşla bizleri emperyalistlerin boyunduruğu altından kurtaran biricik önderlerdir. Lenin ve Mustafa Kemal düşmanlığı tarih sahnesinde ve doğrudan hayatın kendisince affedilemez ihanet, nankörlük ve kahpeliktir!

Anadolu toprakları bin bir türlü hileyle ve cebren işgallerle karşı karşıya kalmış durumdaydı ve elbette yerli işbirlikçilerin yurdun işgaline ortaklık etmeleri söz konusuydu. Ve elbette emperyalistler Anadolu halkının egemenliğine yerli işbirlikçiler aracılığıyla göz dikmiştir. Mustafa Kemal ve Lenin Yoldaş, vaziyetin farkındalardır.

“Peki Lenin Yoldaş, kendisininde söylediği gibi bir “Burjuva ihtilali”ne neden destek verdi?” diye soracaktır bazılarımız. Bunun cevabı çok basittir. Lenin Yoldaş, bunu “Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı”nda çok güzel şekilde açıklar. İşte şöyle diyor Lenin Yoldaş;

“Eğer ezilen ulusun burjuvazisi, ezen burjuvaziye karşı savaşırsa, biz, her zaman ve her durumda, herkesten daha kararlı olarak bu savaştan yanayız; çünkü biz, zulmün en amansız ve en tutarlı düşmanlarıyız.” [1]

İşte bu yüzdendir Lenin Yoldaş’ın Mustafa Kemal’i  desteklemesi arkadaşlar. Ortada mazlum Anadolu halkına karşı emperyalist bir zulüm söz konusudur. Hangi devrimci yürek, bilinç bu zulme göz yumabilir?

Bir Marksist-Leninist sadece kendi düşüncesine ve kendinden olanları desteklemez veya savunmaz, kendine “Marksist-Leninist” diyen bir insan ilerici, iyi düşünceli, bilimsel ve halkçı olan bir çok girişimi savunur ve analizini yapar. Lenin Yoldaş da Birinci Anti-Emepryalist Kurtuluş Savaşı veren Mustafa Kemal’i analiz etmiş ve desteklemiştir. Lenin Yoldaş, Mustafa Kemal’i şu sözleriyle analiz etmiştir;

“Mustafa Kemal tabiî sosyalist değil. Fakat görülüyor ki, iyi bir teşkilâtçı. Yüksek anlayışlı bir lider. Millî burjuva ihtilâlini idare ediyor. Progressif (ilerici), iyi düşünceli, akıllı bir devlet adamı. Bizim de Sosyalist ihtilâlimizin mânâsını anlamış olup, Sovyet Rusya hakkında olumlu hareket ediyor. O, soygunculara karşı bir Kurtuluş Harbi yapıyor. Emperyalistlerin gururunu kıracağına ve Sultanı da, yarânı ile birlikte alt edeceğine inanıyorum. Halkın ona inandığını söylüyorlar. Ona yardım etmek gerek. Yani Türk inkılâbına yardım. İşte sizin işiniz budur.

“Türk hükümetine ve Türk halkına saygı gösteriniz. Mağrur olmayınız. Onların işlerine karışmayınız. İngiltere, onların üzerine Yunanistan’ı saldırdı. Bize karşı da İngiltere ve müttefîkleri ne kadar memleketler saldırmışlardı!

“Fakir olmamıza bakmayarak Türkiye’ye materyel yardımı yapabiliriz. Moral yardımı, dostluk müşterek duygusu ise, üç kat daha büyük bir yardımdır.” [2]

İşte görüyorsunuz bu iki büyük insan emperyalizme ve onların yardakçılarına karşı nasıl kader birliği yapmış ve müttefik olmuşlar. Nasıl unuturuz bize uzanan bu elleri, nasıl görmezden geliriz?  Kendine “İnsanım” diyen unutur mu? Asla! Birinci anti-emperyalist kurtuluş savaşımızın kumandanı Mustafa Kemal, unutmamıştır bu yardımları, dostluğu ve şöyle demiştir;

“Eğer Rusya’nın yardımı olmasaydı  yeni Türkiye’nin İngiliz-Fransız ve Yunan müdahalecilere karşı zaferi ya bugünkü ile karşılaştırılamaz ölçüde büyük kurbanlar pahasına elde edilirdi ya da hatta büsbütün olanaksız olurdu. Rusya Türkiye’ye hem manevi ham maddi bakımdan yardım etti. Ulusumuzun bu yardımı unutması bir suç olur.”

Mustafa Kemal Paşa’nın da söylediği üzere bu dostluğu, yardımı unutmak suçtur! Bizim açımızdan tarihe, halklara ve iki müttefik önderlere karşı suçtur.

Yazımı bitirmeye yaklaşmışken siz değerli okuyucularımla son olarak da Türkiye sosyalist devrim mücadelesinin teorik ve pratik önderi olan Marksizm-Leninizmin geliştiricisi ve Türkiye orjinalitesini ortaya koyan ve buna mümasil teori üreten ustamız Hikmet Kıvılcımlı’nın insanlığın ve ülkemizin kurtuluş reçetesinden bahsettiği sözlerini sizlerle paylaşmak isterim;

“İnsanlığın önünde iki rahmetten biri var: ya bilesiye, tüm bilinçli, kıyasıya, öldüresiye ve ölesiye Milli Kurtuluş Savaşı göze alınır yahut sürünesiye, sömürülesiye, çürüyesiye, geberesiye, kullaşılır, köleleşilir. Ya Kurtuluş Savaşı ya da en soysuzca Köleleşmenin Mezar Taşı.”

Yeniden Anadolu halkı ve sınıfımız en hakiki dostlarıyla sosyal bir kurtuluşa yelken açmak üzere birleşecektir. Geçmiştekini yad etmek ve saygı duymak bizlere güç verecektir. Anadolu halkı açısından birinci kurtuluş savaşımızda olan çelişkileri ikinci kurtuluş savaşımızda aşacağız ve sınıflar çelişkisine kurban ettiğimiz “Devrimci Cumhuriyet”imizi sosyal kurtuluşla taçlandıracağız.

Biz HKP’liler ustamızın söylediklerinden birinci yolu tercih ettik ve diyoruz ki; YAŞASIN İKİNCİ KURTULUŞ SAVAŞIMIZ! YAŞASIN İKİNCİ KUVAYİMİLLİYECİLİK!

Kaynaklar:

[1] Vladimir İlyiç Ulyanov, Ulusların Kaderini Tayin Hakkı – Ulusal Sorunda “Pratik Olma”

[2] C.İ. Aralov: Bir Diplomatın Hatıraları, Rusça.

Adana Direniyor’dan Fatih

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir