Kemal Sunal: Mücadele eden insanın beyaz perdedeki yüzü

arastirma-inek-sabanKemal Sunal denilince, herkesi kahkahalara boğan, eğlendiren bir insan akla gelir. Doğrudur, Kemal Sunal izleyicisini kahkahaya boğmaktan, mutlu olmasından hoşlanır. Ancak sosyolojik olarak ortaya koyduğu tezde belirttiği gibi, bir de topluma sanat kolundan müdahale kaygısı vardır Kemal Sunal’ın. Oynadığı karakterlerde gerek işçi, gerek maraba, gerek politika adamı olsun, insanların kafasında bir mücadele kıvılcımı yakmak ister. O sebeple o mücadele eden insanı canlandırır her filminde, kimi zaman kendi fazlalıklarından burnunu önünü göremeyen bir milletvekillini canlandırarak onunla dalga geçer, kimi zaman hor görülen, şikayet edilen birini canlandırarak o kişilerin aslında toplumda ne kadar çok benimsenebileceğini gösterir. Başrol oynadığı bir çok filminde ezen ve ezilen arasındaki ilişkiyi, komediyi kullanarak göze batırmaya çalışır. Onu ilk olarak Salak Milyoner‘de gördük başrol oyuncuları arasında. Aynı filmin devamında, yine köyden kopmaya ve şehirli olmaya çalışan tiplemeyi canlandırarak, çok güçlü zannedilen parababaları ile dalga geçer, onların yarattığı tabuları yıkmaya çalışır. Salako, Kibar Feyzo, Tokatçı gibi filmlerde aşiret sorununu göze batırır, kimi zaman da köy ve şehir arasındaki göçün yarattığı tramvalara dikkat çeker. Zübük ve Koltuk Belası filmlerinde sorumsuz, halkı kandıran yöneticileri canlandırır ve onları da tiye alır. İnsanların bu kişiler tarafından nasıl kandırıldığını teşhir eder bu şekilde. Sporcu bile olur filmlerinde, ticarileşen sporun para hırsına dayanan ilişkilerin içindeki sporcuyu canlandırır. Son oynadığı Propaganda adlı filmde ise bir devlet memurunu canlandırır, Suriye ve Türkiye halkı arasına çizilmiş sınırların yarattığı ilişkileri aktarır. Öğrencilik zamanında işçilik yapmışlığı var, filmlerinde de sık sık işçiyi canlandırır. Bazı filmlerde hak mücadelesi arayan işçiyi canlandırır, bazen de işçi hayatı yaşarken bir anda zengin olan bir sonradan görmeyi canlandırır. Kimi canlandırırsa canlandırsın, onun filmlerinde o günün sorunlarını görmek mümkün. O zamanlar gündem olan gece kondu yıkımları, işsizlik, gurbetçilerin sorunları filmlerinde sık sık yer bulur ve bunları komediyle anlatır. Ancak söz konusu haksızlığı hafifleştirmek için değil, tam aksine halka yaşatılanları eleştirmek için bu rolleri canlandırır. Kimi zaman duvarları sloganlarla donatır, kimi zaman 1 Mayıs marşını söyler. Özellikle “Faşo Ağa” yazılaması, ağaların baskı ve zulüm düzenini teşhir etmesi bakımından günümüzde bile öykünen bir slogan. Tüm bu saydıklarımızın yanında, Kemal Sunal dediğimizde onu en çok çağrıştıran tipleme, hiç kuşkusuz İnek Şaban. Aslında parababalarının çocuğunu canlandıran bu tipleme, parababaları tarafından düşman olarak görülmüş ve bu sebeple filme sansür uygulanmıştır. Zengin ailelerin İstanbul’da yatılı olarak eğitim gördükleri sırada yaptıkları haylazlıkları ve idealist öğretmenlerin o çocuklardaki terk edilmişliği ile mücadelesini anlatan Hababam Sınıfı filmindeKemal Sunal’ın kullandığı küfürler birilerini çok rahatsız etmiş ki, 1990’lı yıllarda filmin ulusal kanallarda yayınlanması yasaklanmıştı. O filmin sansüre direnecek kadar gücü bile yoktu artık, çünkü Hababam Sınıfı filmleri oynatılmış, oyuncular artık karakterlerini çoktan terk etmiş, yapımcıları çoktan farklı projeler üzerine yoğunlaşmıştı. Bu filme uygulanan yayın yasağı, Türkiye’deki her bir okulda bir hababam sınıfı yarattı. Sansür, kendiliğinden aşıldı. Her ne kadar ulusal kanallarda, içilen sigara ve küfürler sansürlense de, Hababam Sınıfı ve İnek Şaban hala yaşıyor okullarda. Kemal Sunal, yaşadığı toplumun gidişi ile ilgili kaygısı olan bir sanatçıydı. Tüm saydığımız roller arasında, elbette senaryo yazarlarının onun kahkahalarını paraya çevirmek amacıyla “yumuşattığı” karakterler vardı. Hatta oyunculuğu üzerine tartışmalar yapılabilir, estetik kaygıların olması olası. Ancak günümüzde yaşamaya devam etseydi, verebileceği daha fazla mesajı olacağına eminiz. Bir uçak yolculuğu öncesinde geçirdiği kalp krizi nedeniyle aramızdan ayrılan Kemal Sunal’ı saygıyla anıyoruz.

,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir