Katillere empati!

arastirma-katile-empati16 Ekim tarihinde satılık kalemlerin derlendiği Taraf gazetesinde, Perihan Mağden adlı namusdan yoksun yazarın, Cem Garipoğlu adlı ruh hastası ile ilgili “empati kurduğu” bir yazısı yer aldı. Mağden’in yazısında hem katledilen Münevver Karabulut ve ailesine itiraf, hem de parababası çocuğu ve katil Cem Garipoğlu’nu aklama çabası mevcut. Yazıdaki bir ifade aynen şu şekilde:

“Çünkü Cem’in vicdanı vardı. Çünkü Cem’in kalbi vardı. Çünkü böyle bir “suçun” yükünü kaldıramadı.”

İnsan, eğer gerçekten insan ise hata yapabilir. İnsanın en ayırt edici özelliği, hayal gücünde geliştirdiklerini olguya dökmesi üzerine yaptığı denemelerde hedefe ulaşamamasıdır, hata yapılması bu kadar doğal bir durumdur.

Ancak insan dışında, hayvan dışında, bitkiler dışında başka tür bir gruba ait dördüncü bir tür vardır dünya üzerinde. Onlara insan demek, en başta kendimize hareket olur, çünkü insandan farklı olarak canileşmiş, sağlıklı düşünme yetisini yitirmiş ve insan görünümlü canavarlara dönüşmüştür bu kişiler. Dolayısıyla bu kişilerin doğası gereği yaptığı hareketlerin “hata” ile değerlendirilmesi, o kişi kadar aşağılık olmaktır, cani olmaktır.

İşte Cem Garipoğlu gibi bir parababası çocuğunun da işlediği cinayetin sonucunda hayatına son vermesi sonucu “empati” kurmak, ölü gözünden yaş ummaktan başka bir şey değildir. Sadece Garipoğlu ailesi değil, bütün parababalarının ve ortaçağcı gerici, kafa kesen, kalp sökenlerin vicdani olduğunu söylemek, insanları kandırmak, hatta hareket etmektir.

Halkımız, parababalarının vicdanlarının olmadığını her gün yaşamlarında deneyimler. Saatlerinin, günlerinin kendilerinden koparılışını görür, örgütsüz olduğundan dolayı sessiz kalır. Kimisi inancından dolayı ruhsal dünyada adaletin olacağını düşünür. Kimisi kendisine yapılanları hiçbir zaman unutmaz, aklının bir köşesine yazar, zamanı gelince adaletsizliğe karşı sokağa dökülür, öfkesini gösterir, itiraz eder.

Ancak ülkemiz bir o kadar da antika çağdan kalma “Bab-ı Ali” artığı aydınlardan oluşma ortama sahiptir. İşte onlar “insan hakkı” dendi mi, Garipoğlugillerin bile insan olduğunu düşünerek hakkı olduğunu sanır. Her türlü parababaları ideolojisi maskesi altında, parababalarının pisliklerini örterler. “Herkese insan hakkı” derler, bir patronun, bir işkenceci NATO generalinin, bir faşistin de insan olabileceğini varsayarlar. Halkımız bu palavralara inanmaz, ancak bir kaç güzellemeye kanabilecek “herkese insan hakkı” adı altında Taksim-Gezi şehitlerinin katledenlerine insan hakkı olabileceğini düşünen bir kaç bilisiz hariç tabii ki.

İşte Perihan Mağden adlı parababaları tetikçisi, tam da burada “herkese insan hakkı” diyen tarz doğrultusunda, şu haddine düşmeyen cümleleri sarf ediyor: “Hakikat şu ki; Münevver’in ailesi intikama doymuyor.”

Ey gözü dönmüş yaratık, bu adaletsizliğe karşı ne yapsın ki Karabulut ailesi? Vahşetin, alçaklığın, gözü dönmüşlüğün karşısında ne yapabilir ki?

Bu söz ile halka göz dağı veriliyor parababalarının ağzı ile. Olayı sosyo-ekonomik bağlarından kopartıp, soyut psikolojik durumlarla açıklayarak, onun cebini dolduran parababalarının ağzı ile “çok fazla sorgulamayın, bir gün aklımızı kaybedip sizin de bir gün çocuğunuzu katledebiliriz. Psikolojiktir deyip, kaderdir deyip geçin” demek istiyor.

Yanılıyorsun ey içi kokmuş! Böyle bir alçaklığı hata alçaklık ile açıklanamaz. Parababalarına, işkencecilere, şeriatçılara ve tecavüzcü katillere insan denemez, onların hakkı olduğu düşünülemez. Her kim ki bu demogojiye destek ise, tüm dördüncü türlerin hak ettiği şekilde cezalandırılmaya layıktır.

,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir