“İşçi-Köylü kurultayı”na tebliğ

Türk Solu Gazetesi, 6 Ocak 1970 – Sayı: 112
Tebliğ, aralarında Hikmet Kıvılcımlı’nın da yer aldığı 5 kişinin ortak imzası ile kurultaya sunulmak üzere kaleme alınmıştır.

“Horoz dövüşünü sevmiyoruz. Beş dakika sonra ikisi de kesilip sarhoş sofrasına meze edilecekler… Birbirlerini kan içinde bırakıyorlar.

Sayın Aslan, seçildikten beş gün sonraki Çankaya İlçe kongresinde şöyle demiştir:

“Kişisel kırgınlıkları ve dargınlıkları bir yana bırakarak, birlik ve beraberlik içinde saflar sıklaştırılmalı.”

Ve o kongrede, insanlar birbirlerine girerek on yaralı verdiler.

Düşünmek yerine toslaşmak, gerçek sosyalizmin ötesinde kalır. İnsanlık, yalnız sosyalizm yoluyla hayvanlık çağını son kertesine, dek yenecektir.

Bir Sosyalist Parti içinde üyeler kurt ve koyun içgüdülerine sürüklenmemişlerse, bunda kişicil dargınlıklardan aşırı, hatta Emperyalist ajanlarının kışkırtmalarından öncelikle gelen ÖRGÜTCÜL objektif nedenler bulunmalıdır.

Türkiye İşçi Partisi çevresinde ve içinde patlak veren bütün çatışmaların kökü nereye dayanıyor? TİP Program ve Tüzüğünün Bilimcil Sosyalizm öğretisi açısından işlenip geliştirilmesinden çok, pek iyi dilekli pek şanlı Aşiret reisliği sağduyusu ile yorumlayıp uygulanmasına dayanır.

Yanlış yorum ve uygulamalar, şimdiye değin iki organik prensip yanıltısında odaklandı: 1- Taktik yanıltı, 2- Örgütcül yanıltı. Bu iki yanıltı üzerine kısa birer özetleme, ne denilmek istendiğini açıklayabilir.

I- TAKTİK YANILTI

Sosyal Strateji bakımından TİP Programının Minima Program olduğunda hiç kimse ortaya bir kuşku atmadı. Her derebeği artığı ülkede kurulan Sosyalist Partinin Minima Programı: hem MİLLİ’dir, hem DEMOKRATİK’dir, hem DEVRİMCİ’dir.

Bütün tezler ve antitezler, içinde yaşanıldığı inkar edilmeyen Strateji aşamasındaki  Taktik biçimler ve parolalar uğruna çatışıyorlar.

Türkiye’de bugün TİP’in Taktik biçimleri ve parolaları için temel problem nedir? Hareketin taarruz konağında mı savunma konağında mı bulunduğunu belirlendirmektir. Bu tartışılabilir. Ancak, aktüel taktiğin tartışılmaz ortak prensibi şudur: İşçi Partisi, kendi çelik çekirdeği çevresinde Finans Kapital tahakkümüne karşı BÜTÜN Sosyal Sınıfları, Zümreleri, Tabakaları derlemelidir.

A) GENEL olarak TAKTİK:

BÜTÜN hoşnutsuzların ORTAK CEPHESİ’ni kurmak birinci problemdir. “Bütün hoşnutsuzlar” derken bunun içinde üniversite öğrencisinden aşiret ağasına dek, Finans – Kapital her gün, her çeşit, gizli açık bin bir zokasını yemeyen kimsenin bulunmadığı hiç unutulmayacaktır.

Ona göre, Millet bütününün her sınıf, zümre tabaka yığınları iki yönde etki – tepki alanına girer

1) Bütün yığınlar içinde örgüt biçimleri ve parolaları yaratılır ve yürütülür.

2)  İşçi Partisi içinde: (her sınıf zümre, tabaka hoşnutsuzlarından) Proletarya sosyalizmine yürekten inanmış ve yürekle adanmış kişiler öncülükte ve öncelikte yetiştirilip kaynaştırılır.

Son politik olaylarda ne ile karşılaştık? Bilmeyen kalmamıştır.

TİP içinde kimi sorumlu yanlış taktik yorumları, yığın örgütlenmeleri girişimlerini desteklemek şöyle dursun onları Partiye “rakip” ve “tuzak” sayıp düpedüz yasaklamak, olmazsa baltalamak, o da tutmadı mı ilgilenenleri Haysiyet Divanlarından Parti dışına atmak kertesinde negativismuslara kapı açtı.

Sendika gibi yığın örgütleriyle bağ kurmak zorunda bırakılınca ise onu yalnız yukarıdan aşağıya, kendi korktukları “tepeden inme” yolla sağlamakla yetinildi. Aşağıdan yukarıya  en kendiliğinden gelişmeler, bilinmez hangi “Haşmetpenah”ların yüce taht veya bantlarına ve ilişkilerine suikast sayıldı.

Örnek aşırıca bilinen bu genel Taktik yanıltılar yalnız İşçi Partisini yığından soğutmak, düşünce ve davranışta kabuğu içine çekilmek zorunda bırakmakla kalmadı. Asıl özgücün yedek güçlerle bağlarını koparıp, öncülükte gecikmesine yol açtı. Ve artık öğrenildiği gibi, “kişicil” tahtları ve bahtları da kurtarmaya pek yaramadı.

B) ÖZEL olarak TAKTİK:

Bütün “geri kalmış ülke” adıyla anılan evren sektöründeyiz. Finans Kapitale av edilmiş derebeğileşen antika Tefeci Bezirgan toplumlardanız. Böyle bir Türkiye’de milletin yedek güç yığınları içinde en aktif ve en etken olan asıl VURUCU GÜÇLERİ benimseyip önemsemek ikinci problemdir.

Kimi “Parti Dışı Muhalefet” sözcüleri: Türkiye’deki vurucu güç özelliklerin nice yıllardır açıklanmış tarihcil ve sosyal köklerini kavrıyamadıkları için yahut bir türlü kavramak istemedikleri için, Bilimsel Sosyalizm alfabesi olan Sosyal Determinizm’in dışına kaymak “cesaretini” göstermişlerdir.

Kişi rollerini aşırı abartmakta işin içinden kolayca sıyrılmaya girişmişlerdir.

O zaman farkında varmaksızın, metafizik idealizm ve ütopizm yolundan Sağ Sapıtma adlı kaypak inişin üzerine basmışlardır.

Kimi TİP yöneticilerine gelince: onlar büsbütün şahbaz ve realiteden “bağımsız” davrandılar. “Hikmet vücut”ları 27 Mayıs iken, onlar 27 Mayıs’ın kendi ölçüsünde bir devrim olduğundan kuşku yaratma kompleksine düştüler.

Böylece, farkına varmaksızın, hem bindikleri dalı kesiyorlardı hem “akılcı ihtiyatkarlık” peçesi ardında  özgücü en gürbüz yedek gücünden soğutmaya gidiyorlardı. Ve hepsinden acısı: bir yanda 27 Mayıs’ı “devrim” olarak savunurken, ötede o devrimin vurucu güç olmuş “bürokrat” sosyal küsmeye karşı: “Sol sapıtma” adı verilecek “sosyalist” duyarlılık uyarıp, Finans Kapital ile “asgari müşterek” bulmayı, kendine bir savunma taktiği yapabildiğine inanıyordu.

Kimi TİP yöneticileri, Özgücü yedek vurucu gücünden yoksun bırakınca: hayali küçük burjuva yakıştırma sözcüklerinden medet umdular.

Kimi Parti Dışı Muhalefet sözcüleri. Devrimin en önemli problemi olan İktidar problemini, bir klişe “Slogan”ın gölgesinde ellerinin tersiyle bir yana ittiler”

Asıl Finans Kapitale gücümüz yetmeyince, düşmana bile en son mecbur kılmadıkça yapılmayan, en başta işleniverdi.

II- ÖRGÜTCÜL YANILTI

Örgüt alanında yanıltılar, aşağı yukarı Taktik yanıltıların kaçınılmaz sonucu oldu.

Örgüt problemi, İşçi Partisinin en heterojen(ayrışık) sosyal kategoriler içinde ahengi kurabilmesi için, en homojen türdeş kaynaşık bir çelik çekirdek olmasıdır.

Bu ne ile olacaktır?

1) Türkiye’de var olan tüm gerçek sosyalistleri İşçi Partisi içinde ORDULAŞTIRMAK’la.

2) İşçi Partisi içinde örgütlenen devrimcileri yüce Sosyalizm ülküsünde kardeşleştirip KAYNAŞTIRMAK’la.

TİP’in gerek genellikle: geniş anlamda yığınları salkayan ORTAK CEPHE’yi derleyip toparlayabilmesi; gerek özellikle: aktif anlamda yığınları paslı zincirlerinden boşandıracak VURUCU GÜÇLERİ derleyip toparlayabilmesi, ancak ve yalnız o KAYNAŞIK ORDULAŞMA ile gerçekleşterebilir.

A) GENEL olarak ÖRGÜT:

Parti üyelerinin ve kadrolarının çelik çekirdekleşmeleri için Teorik gücün önemli üzerinde hiç durmayalım.

Örgüt olarak Parti içinde çelikleşmeye engel olan sayısız nedenler arasında en göze batıcı ve kesin iki örneğe değelim.

1 – İşçi Köylü gönüllüleri:  Bezirgan partileri ayakta tutan örgüt elemanları, işsizler deryası Türkiye’nin devletçi ve özel sektörlerde peyledikleri profesyonel el-ulaklarıdır. Emperyalizm dünyada resmen casus profesyonel ve öfemik Barış Gönüllüleri’dir.

Böyle bir ortamda, TİP’in yalnız belirli saatlerini partiye verecek gerçek fedailerle etken olması hayaldir.

2 – İşçi Aydın Ayırdı:  Bir İşçi Partisinin başlıca ödevi, nereden gelmiş olursa olsun, ardındaki bütün köprüleri yıkıp işçi sınıfından yana geçen üyeleri arasındaki sosyal hendekleri ve uçurumları, sosyalizm kardeşliğiyle doldurmaktır. Sosyal bir sapıtmayı savunmayan her üyenin sınıfı, zümresi konu edilemez, Hele egemen sınıf provokasyonlarının Zubatof’karı işlettikleri işçi aydın ayırdını Partinin (teori + pratik) potasında eritmek, sosyalizm ilk işidir.

Bir de “Tüzük” örneği ele alalım. Ünlü 54 üncü madde, aykırı ve gürültülü uygulamalara elverdi.

Tüzük gereğince İşçi Aydın ayrılığı yapma sandık biçiminde nesleştirilip ölmezleştirildi, anıtlaştırıldı. Artık, Partiye her adımını atan zümre veya tabakanın, Kabedeki Put gibi ayrı bir oymak sandığı aranır oldu. Parti sentezleştirici pota olmaktan çok, federatif küme küme aşiretlerin yamalı bohçasına döndü. Kaynak yapıcı organlar dağıtıcı dükalıklara dondu.

Dikkat edenler bir yol daha, Finans Kapitalin değirmenine su götürüldüğünü ve örgüt içinde moral kırıklığına varıldığını üzülerek gözlediler.

“Biçimsel demokrasinin seçimsel partisi” kurulları içinde, sayı ile “yenik” düşürüldü.

B) ÖZEL olarak ÖRGÜT: Bir partinin çelik çekirdekleşmesi, ister istemez her hareketin hem tarihcil, hem sosyal gelenek, görenek ve gelişim olanakları ölçüsünde olur. Hiçbir “çelik çekirdek” ne gökten zenbille iner, ne yerde bir dahi kişi kerametiyle ve ansızın yoktan var edilebilir. Çetin, sabırlı uzun “çıraklık” denemeleri ister. Güçlü düşünce ve davranış savaşları, kurbanları, şahitleri, gazileriyle damla damla birikir.

Biri Parti için somut, ötekisi Türkiye için orijinal iki olay karşımıza ister istemez dikiliyor.

1- Kongrenin Kararları ve Parti Meşruluğu:  Bir İşçi Partisi her şeyden önce Aşiret reisliği havasından kurtulup, Düzenli politika örgütü havasına girmelidir. Bunu gerçekleştirecek şey, keyfi yönetim yerine Organ meşruluğunu ve Parti içi Kanunluluğunu geçirmektir.

Bir Parti’nin meşru kanunluluğu ne ile sağlanır O Parti’nin Kongresinde alınmış Kararları ile

Son Olağanüstü TİP Kongresi: o ana dek bayağı suçlar dışından atılmış olanların yeniden Partiye alınmaların ağır bastırdı. Bu eğilime uygun karara gidildi.

O karar, ilkin “müracaate” bırakılmak parantezciği ile sınırlandırılmak istendi. Sonra “müracaat edenler” de alınmadı.

Parti dışından önüne gelen içeriye alınmalı mı? Denecek Orası, önceki Kongre sırasında, Karar alınmadan tartışılabilirdi.

2- Türkiye’de Sosyalistlerin Orijinal Durumu:  Her canlı organ gibi TİP de, dışarıdan  aldığı üye maddesini sindirecek yolları seçer.

Finans Kapital, çok ince yollardan işletmeyi pek iyi bildiği ve becerdiği etkenliklerine başvurarak; bir İşçi Sınıfı politikacılarını damgalayış metodu icat etmiştir. Anayasaların yurttaşa tanıdığı fikir, felsefe,vicdan hürriyetlerini hiçe sayarak, halka gerçekten gönül vermiş politikacıları, pundunu düşürüp bir damgada yurttaşlık ve insanlık haklarından mutlak yoksun düşürür.

Normal Batı kapitalizminde suç sayılmıyan düşünce ve davranışları, TİP’in affedilmez suç saymakla Finans Kapitalden daha duygulu ve duygusal davranması doğru olur mu?

Bu noktada çok kişicil ve taktikcil gerekçeler öne sürülebilir. Hepsi,son duruşmada: AP’nin yığınlar için sömürdüğü “Allah korkusu”nun yerine, TİP için “Polis korkusu”nu geçirmek felsefesinden daha mutlu sonuca varabilir mi

Böyle bir anlayış ve davranış, Sosyalist eğilimli bir partiyi değil en basit Liberal bir burjuva partisini bile canevinden vurur. Getirdiği sayısız teorik ve pratik yozlaştırmalar, yalnız Finans Kapital’in ekmeğine yağ sürer.

Böyle bir boşluğa düşmek, bir seçimi kaybetmekten bin kez daha ağır kayıp olur. Çünkü Parti kendi meşruluk ve kanunluluk prensibini, yani kendi kendisini yaralamış bulunur. Bugünkü TİP sancılarının en kıvandırıcılarından birisi de bu durumdur.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının ve o Anayasa metnine, ruhuna aykırı düşmeyen kanunların yasak etmediği bir hakkı, bir İşçi Partisi Türk vatandaşından nasıl esirgeyebilir.

Bu adımlar ve anlayışlı, ileriye doğru atılıyor ve anlayışlı, ileriye doğru atılıyor sanıldıkları zaman bile yığın ruhunun ve maddesinin gelişimi açısından burjuva legalitesinin gerilerine düşmekten kurtulamazlar.

***

Yukarıdaki satırlarda, kişileri ağza almamaya çalıştık. Eğilimlerin de, kendilerine göre olumlu yanları üzerinde hiç durmadık. İvedi konu: olumsuzlukların ürünü operasyona uğratmaktır. Sosyalizmimizde olumlu yanları ve yönleri eleştirmek işini, tarihe bırakmak daha doğru olur.

İşçi Köylü Halkçılık Kurultayının, Antiemperyalist ve Antifeodal İkinci Ulusal Kurtuluş Cephesinin gelişip güçlenmesinde önemli bir katkı olmasını dileriz.

7 Aralık 1969

,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir