Hikmet Kıvılcımlı – Tarımdaki Asalaklar

Yön DergisiSayı: 33 – 1 Ağustos 1962Halim Köylü takma adı ile kaleme alındı.

Traktör Çeşitleri

Türk çiftçisini sömüren, tarımsal ürünlerimizin özünü emen pembe kurt, yeşil kurt, süne ve çekirgenin yanı sıra bunlardan daha sömürücü ve alt edilmesi güç olan bazı asalak böcekler vardır ki bunlar çiftçiye ziraat alet ve makineleri ile kimyevi gübre ve mücadele ilaçları satan “Özel Teşebbüs” firmalarıdır.

Özel teşebbüsle Devlet Sektörünün el ele verdiği şu günlerde bir oyunun daha perdesini aralamayı lazımla bulduğumuz için bu yazımızda tarımsal alet ve ilaçlar satan firmaların iç yüzlerini açıklayacağız. Yurdumuzda her yıl tarımsal işletmelerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere dışarıdan ortalama 70-80 milyon liralık ziraat alet makineleri ile kimyevi gübre ve ilaçlar getirtilmektedir. Bunun %30’u özel bir kanunla ve bu iş için kurulan Türkiye Zirai Donatım Kurumu tarafından, geri kalan % 70’i özel teşebbüs firmaları tarafından yurda sokulmaktadır. Yurda sokulan zirai alet ve makineleri getiren özel teşebbüs firmaları ile Zirai Donatım Kurumu arasında bulunan oranı her yıl ithal kotalarındaki tahsislere, piyasanın ihtiyaçlarına ve ithal imkanlarına göre değişmekte olup ortalama olarak en az %60’ı özel firmalar tarafından getirtilen ziraat alet ve makinelerinden bu işle meşgul olan birkaç firma milyonlarca liralık kârlar sağlamaktadır.

Firmaların çıkarı elden geldiği kadar çok miktarda alet ve makineyi yurda sokmakla olup özellikle bol bol döviz tahsis edilen yedek parça ithalatında dış sömürücülerle el ele verilerek türlü dolaplar döndürülmektedir. Örneğin birkaç yıl önce yurda sokulan bir traktörün elde bulunan yedek parçaları bu ihtiyacı karşılamasın diye dışarıdaki imalatçılar sık sık tip değiştirmekte ve beş yıl önce ithal edilen bir traktörün elde kalan yedek parçası bu yeni gelenlere uymamaktadır. Bu yüzden sadece Zirai Donatım Kurumu elinde milyonlarca liralık işe yaramaz yedek parça stoku birikmiş olup Türk çiftçisini en zayıf yönünden sömürebilmek için ithalatçı firmalarla dışarıdaki imalatçılar iş birliği yapmaktadırlar.

Aynı şekilde Zirai Kalkınma hamlesine giriştiğimiz 1950 yılından 1960 yılına kadar değişik firmalardan tam 60 çeşit traktör getirilmiş olup bunların yıldan yıla değişen tipleri de hesaba katılacak olursa yurdumuzda kullanılan traktör çeşitleri 115’in üstüne çıkmaktadır.

Dışarıdaki imalcinin çıkarı, sattığı makinelerin bir an önce kullanılmaz hale gelerek yenisinin alınmasında olduğuna göre bu değişik firmaların birbirine uymayan yedek parçaları yüzünden köylerimiz bir traktör mezarlığı haline gelmiştir. Halbuki tüm bu amaçla kurulan Zirai Donatım Kurumunun yurdun her köşesinde satış mağazaları ile tamir atölyeleri bulunduğuna göre yurda sokulacak traktör çeşitlerinin birkaç tipe bağlanarak sadece bu çeşitlerin getirtilmesi ve eskiyen traktör parçalarının yeni traktörlerde kullanılması sağlanabilirdi. Bu suretle dış ticaret dengemizde her yıl milyonlarca liralık döviz tasarrufu sağlanmış olacağı gibi yedek parça ithal edilmeyen yıllarda binlerce traktörün yüz üstü kalması önlenmiş olurdu.

Amma kutsal liberalizm, özel teşebbüs dokunulmazlığı, serbest rekabet kuralları gibi büyük prensipler karşısında birkaç yüz milyon liralık israfın ne önemi vardır ki? Hele bu büyük firmalar iktidar partilerinin seçim masraflarına büyük bağışlarla katılırsa köylünün yırtık şalvarına bir yama daha vurulması bahasına yeni bir çeşit traktör ithalinde ne sakınca olabilir?

Tarım ilaçları rezaleti

İnsan sağlığı için gerekli ilaçlar üzerindeki kazanç spekülasyonu YÖN’ün geçen sayılarında üzülerek okuduk. İnsan sağlığına kasteden bu kirli ellerin tarım ilaçları üzerinde daha temiz kalması düşünülemez. Hem bu ilaçlar milyonlarca asalak böceklere karşı kullanılacağına göre yazık değil mi bu hayvancıklara? Tanrı onları da yaşasınlar diye yaratmamış mı? Ama başkasının sırtından, ama alın teriyle. Bu ancak yaratanın bileceği iş…

Yıl 1966. Demokrat iktidar bir yanlışlık yapıp tertemiz bir adamı Tarım Bakanlığına getirmiş. Temiz fakat gereği kadar yürekli değil. Zirai Donatım Kurumu her yıl Devlet bütçesinden özel firmalara aktardığı milyonlarca liralık tarım ilaçlarının tatlı kârlarına direnerek bir müessese kurmak istemiş. Bu ilaçların ham maddeleri dışarıdan getirtilerek İzmir’de kurulacak çok basit bir fabrikada küçük bir maniplasyona tabi tutulacak ve ambalajlanıp satışa çıkarılacak. Gerekli ham maddeleri ucuz fiyatla sağlamak ve İzmir’deki tesisleri kurmak üzere Amerika’da büyük bir kimya fabrikası ile iyi bir anlaşma yapılmış. İşletme ve idare kadroları tespit edilmiş. İşe başlamak için sadece Bakanın onayı kalmış.

Gelgelelim, suyun başına yedi gözlü üç dev anası oturmuş, bırakmaz susayanları. Bu ilaçları yapıp satan ve sadece Zirai Donatım Kurumuna verdiği ilaçlardan yılda en az 5-6 milyon lira kâr sağlayan üç büyük firma vardır yurdumuzda. Bu tatlı kârların elden gideceğini anlayan firmalardan biri o devrin otoriter Bakanlarından birinin Alman eniştesini Şirketlerine ortak etmiş ve başlamış çekişme. Bu otoriter Bakan, Tarım Bakanına resmen bir yazı döşenmiş. “Memleketin kalkınması özel teşebbüsün yardımı ile mümkün olacağından, bu ilaçları yapan Milli Sanayi yurdumuzda kurulmuş bulunduğundan, her işe Devletin el atması doğru olmayacağından dan dan… Zirai Donatım Kurumunun giriştiği teşebbüsten vazgeçmesi.” Ricası ile biten bir yazı. Yazıyı imzalayan Bakan otoriter ve nüfuzlu. Yazıyı alan Bakan temiz fakat yüreksiz. Donatımın yazısı ile öteki Bakanın yazısını günlerce cebinde gezdirmiş. Fakat imkan bulup bir türlü açamamış ve sonunda Donatımcılara dert yanıp:

Bu adam o Bakanlıkta durdukça yaptırmayacak bu işi. Şimdilik vazgeçelim bu teşebbüsten. Hele biraz daha bekleyelim… diye boyun bükmüş adamcağız.

Tabi bu iş böylece yüz üstü kalmış. Halbuki liberal ve idealist Bakanın yurdumuzda kurulmuş olduğundan bahsettiği sanayi çok ilkel ve basit bir ambalajcılıktan ibaret olup yurt dışından getirilen ve % 90’ı DDT türünden olan ham maddelerin Marmara adalarından motorlarla gelen mermer tozları ile karıştırılıp torbalara konmasından başka bir şey değil. Dışarıdan gelen ham maddenin fiyatı 300. Sadece Tarım Bakanlığı yurt çapında Zirai Mücadele ihtiyacı için bu üç firmadan yılda en az 8-10 milyon liralık ilaç satın aldığına göre 5-6 milyon liralık temiz kârın bu üç firma arasında tatlı tatlı bölüşülmesi ne kadar kolay? Bir de Zirai Donatım Kurumu çıkacak ortaya. O da hisse alacak bu kârlardan. Ah bu kahrolası Devletçilik. Alt üst ediyor piyasayı.

Son günlerde öğreniyoruz ki bu üç firmadan en kodamanı, yurdumuzda ileri fikirlerle savaş ve ekonomik konularda ilmi araştırmalar yapmak için toplanan 6 milyon liralık fona en büyük bağışlarda bulunanlardan biriymiş. Marmara adalarının mermer tozunu altın fiyatına satmak kolaylığını keşfeden bu becerikli firma toplanan paralarla yapılacak ilmi araştırmalarla bakırdan altın yapmak hünerinin sırrını da açıklayıverse de yurdumuz ekonomik güçlüklerden kurtuluverse…

Zirai Donatım Kurumunun başarısız işleri

Ama özel teşebbüsün bu kötü yönlerini ortaya sererken Donatım Kurumunun başaramadığı bazı işlere de dokunmamak insafsızlık olacak. Evvela Donatım Kurumunun başındaki idareciler sosyal inançları bakımından Devletçiliğe inanmamış, liberal kişilerdir. Bu her zaman, her devirde böyle olmuştur. Yazdığı ilacın şifasına inanmayıp hastasının kulağına usulcacık karınca duası fısıldayan bir doktor düşünelim. Bu doktorun yazacağı reçeteden hayır gelir mi hastaya? Her işte sorumluluk korkusu, statükonun korunması ve dalavereli işlere fazlaca burun sokan çetin karakterli müfettişlerin teşkilattan uzaklaştırılması. İşte bu üç prensip faaliyetlerinin pusulası…

Örneğin Donatım Kurumu bir traktör fabrikasına ortaktır. Kuruluşu, işleyişi ayrı bir etüt konusu olan bu traktör fabrikası her dönemde dört ayaküstüne düşmektedir. Bu fabrikanın donatım aracıları ile sattığı traktörlerin son günlerde yedek parça sıkıntısı çekilmektedir. Donatım Kurumuna küçük bir komisyon karşılığı bu fabrikanın satıcılığını yapmakta iken son yıllarda ödenecek satış komisyonu üzerinde anlaşamayarak bu işi bırakmıştır. Şimdi bu iş İllerde ve İlçelerde sorumsuz kişilerin aracılığı ile yapılmakta ve yedek parça sıkıntısı çeken Türk çiftçisi her fırsatta soyulmaktadır. Neden? Mademki bir kamu hizmeti yapmak için kurulmuş geniş bir teşkilat vardır ve mademki son yıllarda ithalat güçlükleri dolayısıyla donatım mağazaları satacak bir şey bulamamaktadır. O halde Donatım Kurumu evvelce kendi aracılığı ile satılmış olan bu traktörlerin parçalarını hiçbir komisyon almadan bile neden satmaz?

Evvelki yazılarımızdan birinde değindiğimiz gibi sömürücü amaçlarla işleyen özel teşebbüs, resmi sektör işletmeleriyle sürtünme yerlerinden bu müesseseleri de bozmuş ve bunlar da kuruluş gayelerinden uzaklaşarak kâr amacıyla işleyen kötü birer müessese hâline gelmişlerdir. Evvela inanç lazım beyler, yaptığı işin heyecanını duymak lazım. İleri reformlara, Devletçiliğe, tarımsal alanda yeni hamlelere inanmayan kişiler, inanmadıkları Devlet işlerinin başında ancak bu kadar başarı sağlayabilirler. Üst yanı kelam, kelam…

,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir