Hikmet Kıvılcımlı – O Kadar “Zaruri” Saymadığım İki Cevapçık

Dr. Fuat Sabit’in “Hikmet Kıvılcım’ın Henri Barbusse’ü hakkında Zarurî Bir İzah” başlıklı yazısına cevaben, Hikmet Kıvılcım imzasıyla 1936’da Yeni Adam dergisinde yayınlandı. Bu yazıya ek olarak, Hikmet Kıvılcımlı’nın Devrimci Aydın – Hanri Barbüs” kitabını buradan okuyabilirsiniz.

Küçük burjuva şekilsizliğinden hayati ve nihai surette kopuşamayan münevverin zihniyeti ne acayip menşur, aynı zamanda en basit vakıaları biçimsizleştirmekte ne fantasmagorik dev aynasıdır.

Doktor Fuat Sabit’in 5 Mart 936 tarihli Yeni Adam mecmuasındaki “Zaruri Bir İzah”ını okuyuca gayri ihtiyari o menşur ile dev aynasını düşündüm.

Mesele, kendi tabiriyle “Hikmet Kıvılcım’ın Henri Barbusse’ü hakkındadır. Bu risalenin ise adı gibi tezi de şu: “İnkılapçı Münevver Nedir?” Bizde her önüne gelen göğsüne ucuz ve kalp bir “inkılapçılık” etiketi yapıştırıyor. İnkılapçılık insanın oturduğu yerde elceğizi ile alıp göğsüne takıverdiği bir madalya değil, çetin bir yaşayış ve savaş prosessüsüdür. Bu yaşayışa örnek Barbusse’dür. Barbusse’ün cihanda “İnkılapçı Münevver” olarak tanınması: 1- Kitle adamı, 2- Teşkilat adamı, 3- Enternasyonal adam, oluşu iledir. Netice:

1- Barbusse’ü tanıtmak isteyenler, yapılan ankete hiç olmazsa bu üç bakımdan cevap vermelidirler.

2- İnkılapçı münevverim diyenler, Barbusse’ün en aşağı bu üç karakterini benimsemiş olmalıdırlar.

İşte risalenin ana fikri bu… Şu halde, risale “hakkında, parmağını kaldıracak bir kimse, evvela bu ana fikrin doğruluğu veya yanlışlığı üzerinde reyini verecektir. “Otokritik” çalımları bertaraf, en iptidai “adabı münazere”, mevzuun dışına sıvışmamayı icabettirir.

Fuat Sabit asıl mesele hakkında ne buyuruyor? Hiç… Tezimiz doğru mu? Yanlış mı? Cevap yok… O halde kendisiyle neyi konuşmamızı arzu ediyor? 1- Kendisini, 2- Kendisinden menkul kerametlerini.

(Hatta, kendisinin “diyalektik düşünceye karşı en büyük darbe” saydığı ve ana tezimizle doğrudan doğruya alakası bulunmayan yanlışlarıyla fazla meşgul olmayışımıza, tuhaf bir mazohizmle hayıflanıyor.)

Elinizde değil, bırakamıyorsunuz, ama -benim de elimde değil- onun için gene söyleyeyim: Şu dedikoduları bırakın Fuat Sabit’ler. Dükkancı izzetinefs şövalyeliğini atın. Biraz olsun müspet ilim atmosferine yaraşan prensip münakaşasına alışın, Fuat Sabit’ler!

Bak Fuat Sabit, Marksizm bibliyoteği ikinci yılına bastı. 1. Numarası: İş ile kapitalin münasebetini, III. Numarası: Marks’ın felsefe ve sosyolojisini, 4.: Marks’ın ekonomi politiğini, sosyalizmini ve taktiğini, 6.sı: Tarih öncesinde ilk sınıfsız sosyeteyi ve dini, 7. Numarası: Emperyalizmi, veriyor. Bu sıralanış bir doktrinin basamaklarını takip etmiyor mu? 2. Kitap Osmanlı Türk burjuvazisinin sabıkalarını, 5.si Türkiye işçi sınıfının varlığını, 7.si oldukça bugünkü burjuvaziyi, 8. Kitap kısmen münevver zümrenin inkılapla münasebetini, 9. Kitap, Türkiye’de Marksizm kalpazanlığının karakteristiğini anlatıyor. Bu zincirleniş bir sistem teşkil etmiyor mu? Halbuki sen, kendi makalende “tezatlar kelimesi mürettip hatası olarak risalede tesadüfler çıkmış” diye yanıp yakıldığın halde, başkasına sırf 3 rakamının 8 ile karışmasını ve bir de edatının düşmesini asla affedilmez, “haklı olarak tenkide” değer bir cinayet sayıyorsun. Ve bu buluşuna bir de yalan veya yanlış kattıktan sonra 705 sahifelik Marksizm bibliyoteğinde “velut bir mesaiden ziyade, anormal bir çırpınış” görüyorsun. Aferin sana! Bayağı anlayışlı imişsin…

Bu gibi ferasetlerine rağmen, ben gene senin (kapı arkası dedikodularına değil), asıl “inkılapçı münevver” mevzuunda nasılsa ağzından kaçırdığın prensip yanlışlıklarına son iki kısa cevap vermekle sözümü bitireceğim:

1- Diyorsun ki; “Benim ne cihan edebiyatında elden ele gezen ‘Ateş’im var ne de Barbusse’leri yetiştiren bir cemiyet içinde doğdum.” ‘Bu sebeple Barbusse’e benzeyemezmişsin. Burada iki sakat nokta var.

a) İnkılapçı münevver demek, romancı veya edebiyatçı demek değildir. İnkılapçı münevver daha umumi bir modern sosyete kategorisidir. Ve onun ana vasıfları (kitle + teşkilat + enternasyonal) adamı olmaktır. Risaledeki bütün tezimiz bu idi. Barbusse Ateş’i yazdığı için değil, ondan sonra o üçüz karakteri gösterdiği için örnek bir inkılapçı münevverdir. Aksi taktirde, bir münevverin inkılapçı olması için behemehal oturup bir roman yazması kafi gelirdi ki, bu hiç değilse, inkılapçılıkla romantizmi birbirine karıştırmak olurdu. Demek sen tezimizden birşeycikler anlamamışsın. Ne yazık, keşke münakaşaya girmeseydin.

b) Barbusse’ü inkılapçı münevver yapan içinde yaşadığı sosyetedir, demek, La Palice’in hakikatini tekrarlamaktır. Eskiler buna malumu ilam derlerdi. Bu, Marksizmle alakası olmayan kaba bir mekanisizmdir. İşi oluruna bırakan dervişane fatalizmdir. Bu “kaza ve kader”cilikle inkılapçı münevverlik arasında dağlar kadar fark vardır. Yirminci asırda cihanın biricik bir sistem olduğunu unutmak buna derler.

Senin sosyetenin kabahati ne Fuat Sabit? Sen Barbusse olma, olamazsın ve zaten olmamalısın da. Barbusse Fransalıdır, sen Türkiyelisin. Türkiye’de geniş kitleci, teşkilatçı, enternasyonal münevver olmak için “Zola’ları, Anatol Franse’ları, Barbusse’leri yetiştiren bir cemiyet” sayıklarsan, bu senin bulutlar arasında bir Baruh uykusu uyuduğuna delalet etmez mi? İnkılapçı münevver kendi muhitinin realiteleri içinde kendi şartlarını bulmayı bilen militandır. Barbüs’ü sağlığında Fransa’dan Türkiye’ye getirseydik, ilk işi, inkılapçı münevver olmak için, önce Barbüslükten sıyrılmak olacaktı. Bu diyalektiğin anlaşılması çetin mi geliyor Fuat Sabitler? Ne yapalım bu böyledir.

2- Diyorsun ki: “kaldı ki Hikmet kendimi Henri Barbusse’lerle mukayese edecek kadar illizyona kaptırmayacağımı bilmez değildir.”

İşte bir küçük burjuva entellektüelinin fakirizmi de bu… Hikmet senin böyle bir mukayeseye kapılıp kapılmayacağınla uğraşamaz. Fakat o bir mukayeseyi de asla illizyon saymaz. Kendisini inkılapçı münevver örneği ile mukayese etmeyi illizyon sayan bir münevver, inkılapçılığa değil, kendi gölgesine bile inanmayan bir münevverdir. Daha doğrusu münevverden başka herşeydir.

Niçin kendinizi inkılapçı münevver örneği ile mukayese etmeyecekmişsiniz Fuat Sabitler? Böyle bir mukayese veya neticesi sizi o kadar mı korkutuyor? Sana mukayese yaptığın için değil, mukayeseni yarı yolda bıraktığın, tam neticesine vardırmadığın için dokunduk.

“Bütün asil ruhlar gibi… ben de… inkılaba karışmıştım” diyen Fuat Sabitler, bilakis siz her gün, her saat, her an kendinizi inkılapçı münevver örneği ile mukayese edin. Boyunuzu ölçün ki, hiç olmazsa cüceliğinizi gördükçe belki biraz boy atmaya heveslenirsiniz.

Kalanı yalandır… Fuat Sabitler…

HAMİŞ: “İzah”ının üçte ikisini dolduran dedikodular hakkında, uzun lafın kısası şu:

1- Lenin’in o risalesi, geçen yıl gördüğüm gün Türkçesi elinde basılmış bulunuyordu. Aksini iddia derecesinde bir yalanı senden ummadığım için herhalde aldatılmışsın. Acele ile gaf yapacağına, tahkik edebilirdin “Ağacık!”

2- Bazı tercümelerle çift yapılması dolayısıyla bazı ihtimallerin karanlığına, -“asilane”- kubur sıkışlarına gelince!

a) Bunda basit bir hemzamanlık görürsen bir yıl önceki formülasyonu lütfen hatırla:

b) Kötü kasıtlar görürsen işini davulla ilan etme.

c) Kanaatimce Fuad Sabitlere pasif “teşvik”den aktif bir “ikaz”ı layık görmek ve iliklerine kadar samimi olmaktır.

d) Netice Ludwig Feuerbach’ın Almancasını bulursan getir. Bir daha karşılaştıralım. Ve Hikmet Kıvılcım yerine Fuad Sabit imzasıyla neşredelim. (Maamafih -kendi tabirinle- “bir de mevki sahibi olduktan sonra”, ekmek parasından ötürü Marksizm Bibliyoteği kalıbını sokarsa gene canın sağolsun. Biz kusura bakmayız.)

,
One comment to “Hikmet Kıvılcımlı – O Kadar “Zaruri” Saymadığım İki Cevapçık”
  1. İnkılapçı münevver daha umumi bir modern sosyete kategorisidir. Ve onun ana vasıfları (kitle + teşkilat + enternasyonal) adamı olmaktır. Risaledeki bütün tezimiz bu idi. Barbusse Ateş’i yazdığı için değil, ondan sonra o üçüz karakteri gösterdiği için örnek bir inkılapçı münevverdir. Aksi taktirde, bir münevverin inkılapçı olması için behemehal oturup bir roman yazması kafi gelirdi ki, bu hiç değilse, inkılapçılıkla romantizmi birbirine karıştırmak olurdu. Demek sen tezimizden birşeycikler anlamamışsın. Ne yazık, keşke münakaşaya girmeseydin.
    DR.HİKMET KIVILCIMLI.
    ÖZET’İN ÖZETİ.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir