Hikmet Kıvılcımlı – “Kuvvetli Hükümet”

Çaltı DergisiSayı: 131 – 18 Ekim 1965Haki Kırgız (İşçi) takma adı ile kaleme alındı.

Seçimlerde AP’nin birinci Parolası: Kuvvetli Hükümet oldu. Gazeteler. büyük başlıklarla her gün yayınlıyorlar: “AP, Demir gibi bir hükümet kuracaktır!” 21.9.1965 günü Kars’ta AP sözcüsü Cevat Önder şöyle haykırdı: “Demirel’in riyasetinde demir gibi bir hükümet kurulacaktır.” Rafet Sezgin ilave etti: “On Ekimde mihr’i Süleymânı Süleyman Demirel’e teslim ediniz.” Asıl “Mihr’i Süleymân”ın kimin elinde olduğu ise Batılı Ajanslar veriyor: Amerika, 300 milyondan sonra, 30 milyon dolar daha verecek. Vermek için “Süleymân”ı başta görmek istedi. “Demir gibi Hükümet”i kuracak olan asrî Sultan Süleyman ise, halkımızın yumuşak diliyle “Lâpacı” dediği tipte, sürmeli deve gözlü pek artistik bir zavallı muhallebiciye benziyor. Ama, konuşması viskiden keskin. Diyor ki; “Türk Milleti Partimizin Kuvvetli bir Hükümet kurmasını temin edecektir”… Besbelli AP’nin bütün programı gibi, sonuncu parolası da gene “Kuvvetli Hükümet”ten başka bir şey olmayacaktır.

Neden AP, 30 milyon insan iş ve ekmek beklerken, hep “Kuvvetli Hükümet”i sudan, ekmekten acele bir nimet sayıyor? Günün en önemli belirtisi bezirgan Partilerin hep bir ağızdan el çırptıkları o istekte toplanıyor. Çünkü, AP’nin tekelinde saydığı “Milli İrade” duvarında genişleyen çatlaklar: demir miğfer, demir kalkanla örtülüp gizlenecek. Tımarhanede beyin frengisine uğramış paralitik generallere (genel inmeli’lere) sorarsınız: ” – Nasılsın, hemşerim” Hasta, yatalak kolunu kıpırdatacak gücü yokken, dişlerini sıkarak cevap verir: ” – Demir gibiyim!” İnsan ruhunun ambivalans dedikleri iki yüzlülüğü bu… Tarihte bütün istibdatlar hep en “Demir gibi” göründükleri zaman çökmüşlerdir. AP de çökmek üzere midir ki, “Demir gibi Hükümet”ten medet umuluyor? Bilinmez. Ama, AP güvendiği “Milli İrade” dağlarına kar yağmaya başladığını ezmiş olsa gerek. Yoksa ne lüzum vardı, daha Seçim bitmeden maskeleri düşürmeye? O pek böbürlendiği “Oy çoğunluğu”nu, kandıramazsa, yumruk gösterisiyle sağlayacak. İkide bir gevelediği gibi, “Milli İrade” şayet para ve toprak ağalarının demir kasalarında saklıysa, salt Devlet neyine yetmezdi? Ayrıca bir “Kuvvetli Hükümet” telaşı neden? Hükümet Milli İrade ile kurulacaksa, Milli İrade AP’nin dipkoçanlı iktidar senedi ise, neden korkuluyor? Yeryüzünde sahibi bir Milli İradeyle kurulmuş Hükümetten daha “Kuuvetli”si olur mu? Böyle bir Hükümete “Kuvvetli” damgasını vurmak, hiç bir yeni güç kazandırmaz. İnsanları şüpheye düşürür. Demek AP, Milli İradeyi elinde tuttuğunda ve tutacağında kuşkuya düşmüştür.

işte AP liderlerini, Seçim çığıtkanlığına ağızlarını açar açmaz cıyak cıyak bağırtan “Kuvvetli Hükümet” madalyasının öbür yüzü bu kuşkudur. AP’ci sözüm ona “Milli İrade” Gettosunun surlarındaki çatlaklar gedikleşmektedir. Melahat Gedik’lerin aday gösterilmeleriyle kapatılamayacak olan bu gediklerden, Para- Ağa Gettosu içine sızan etkileri durdurup yok etmek kaygısı, Türkiye’nin Bâbil artığı zindancıbaşılarını sarmıştır. Oy kayışları yeni değildir. DP zamanı, CHP’nin devirdiği her çandan kendilerine kahramanlık anıtları dikenler, elçabukluğu ile çıktıkları iktidarda, Amerikan milyarları ellerinde olduğu halde, Türkiye halkının dört beş savaş yılı kanlı gözyaşlarından biriktirilmiş altın stokları emirlerinde buluğu halde, Demokrat Parti hiçbir vakit seçmen oylarının çoğunluğunu elinde tutamadı. Her seçimde ele geçirilen oy sayısı biraz düştü. Şimdi, 20 milyar borçla Osmanlı Kapitülasyonlarını aşmış bir iflas çağında artık, Milli İradeyle, Demokrasiyle, Oyla iktidarda kalmak büsbütün hayaldir. Öyleyse ne yapmalı? Kökü dışarıda vurgunculuğun iktidarda tutunabilmesi için tek yol: “Kuvvetli Hükümet”tir.

Kuvvetli Hükümet nasıl sağlanacak? Kolay. Süleyman Demirel şöyle diyor: “Milli Artık sistemi, gelecek Hükümetleri zaafa düşürecek.”, “Temel nizam Kuvvetler hiyerarşisi.” Rafet Sezgin AP felsefesini şöyle özetliyor: “Milli Bakiye sistemi…. Milletin başına bela edildi. Bizim dinimize göre, bir adamın birkaç karı alması mübahtır. Ama çok kocalı karı duydunuz mu? Koalisyon çok kocalı kadındır.” Tek sözle AP, halk oylarının çoğunluğu ile iktidara gelemezse, Seçim Kanunu oyunlarıyla oynayacak. Seçim Kanununa sokulacak hilelerle, çoğunluk alınmış gibi gösterilecek. Azınlığa dayandığı için zayıf kalan bir hükümet, Seçim Kanunu sayesinde çoğunlukmuş gibi gözükenlerin baskı aygıtı haline getirilecek. Kıyıda köşede, nasılsa Bâbil Gettosundan kaçabilmiş oy varsa, onlar da hiçe sayılacak. “Plan” bu. Oysa, bu plan daha dün kurucuların başını yedi. DP on yılında “Kuvvetli Hükümet”, hem alaturka, hem alâmerikan biçimiyle denendi. DP, 400 seçmen oyundan 150’sini alamadığı halde, “Çoğunlukçu” denilen Seçim Kanunu oyunu ile, Millet Meclisinde 400 koltuktan 300’ünü ele geçirdi. Bu 300 kişiye: “Siz isterseniz Hilafeyi bile geri getirebilirsiniz!” dedi. Dilediği kanunları kağıt para basar gibi çıkarttı. Anayasayı çiğnedi. “Hep aşağıdan ihtilâl olmaz, biz yukarıdan ihtilâl yapacağız”, dedi. İstiklâl Mahkmelerini andırır, olağanüstü Tahkik Heyetlerini ortalığa saldı… Bir de baktık, en “Kuvvetli Hükümet” gibi göründüğü gün, en zayıf olduğu anlaşıldı. 27 Mayıs, aldatılan Milletin direnme hakkını kullanarak, DP’yi devirdi. Şimdi DP’nin avukatlığını pek geç yapan AKP, daha şanslı çıkar mı, dersiniz?

Sayın İnönü, 21.9.1965 günü Malatya’da diyor ki: “Gene Radyo’nun, iktidarın başında bulunanların gözü kapalı sözcüsü olması… Genel fikir adamlarının, gençlerin takibi kapımız önünde hazır durmaktadır… Gene işçilerin dilekleri çabuk yoldan ölümle karşılanabilir. Genel ticarette serbestlik taraftarları ortalığa enflasyon ve vurgun devri açabilir… Nasıl bir idare kurmak istediklerinin işaretini bugünden vermiş olanlarla yeni maceralara mı sürükleneceğiz?” “Huzur bir daha bozulursa, artık tamir olur m, olmaz mı kimse bilemez ve böyle bir maceraya seçmen vatandaş müsaade etmemelidir.”

AP durmuyor. Türk Ordusunu DP Gençlik üstüne kışkıtmıştı, AP işçilerin üzerine kışkırtıyor. Geri tepmeyecek mi? AP, 27 Mayısı, 28 Nisan anılarını taşıyan Beyazıt meydanına çevirmeye çalışıyor. AP Samsun Milletvekili Mehmet Başaran: “Tabiî Senatörlerin istifa etmesini isteyen telgrafı” çekiyor. Tabiî Senatör Ataklı’dan şu karşılığı alıyor: “Silah gücüyle gelenler, ya kendi arzusuyla veya silah gücü ile giderler. Böyle bir gücünüz varsa, bilhassa denemenizi isterim. Sayın Başaran, bu memleketi haramilerin, yağmacıların eline bırakmayacağız… Doğru yola gelinceye ve milli çıkarların her şeyden üstün olduğunu siz anlayıncaya kadar, daima başınızda, Demokles’in kılıcı gibi sallanıp duracağım!”

AP’nin Oy Gettosu’ndan beklediği “Kuvvetli Hükümet” bu merkezde.

,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir