Hikmet Kıvılcımlı – Ezici Dolandırıcılık (Fransız Seçimlerinin Dersi)

23 ve 30 Haziran 1968’de iki turlu olarak gerçekleşen Fransa seçimleri sonrası kaleme alınan bu yazı, Türk Solu gazetesinde – büyük ihtimal 34. sayısında – yer alması için gönderilmiş, bununla birlikte yer almamıştır.

Fransız SEÇİMlerinin, Fransa’da yalnız: “Çoğunluğun zaferi” diyen gazete başlıklarına yer verdi. Türkiye’nin en “Demokrat”, hatta en “solcu” hür basında aynı sonuç “De Gaulle’ün EZİCİ ZAFERİ” diye bir çeşit selâmlandı. Bu tutum, “SOL”un arabayla tavşan avlama uygunluğunda “Bayramdan bayrama” namaz kılan bektaşi gibi “Seçimden seçim” paçaları sıvayan “Fâsık-ı mahrum” beyefendiliğinden “SAĞ”ın nasıl yararlandığına parlak bir örnektir.

Fransa için sadece “ZAFER” nedir? Kendiliğinden ve hiç teşkilâtsız, çocukça ajitasyonlar sonucu yıkılması beklenen De Gaulle palamutunun “ORDUYU DA ARKASINA ALARAK” ve Kagulcu-faşist generalleri [1] ansızın “AF” ederek, suyun yüzüne çıkabilmesidir. Sırf, bir yol daha iktidarda tutunabilmesidir.

Türkiye basını için “EZİCİ ZAFER” denilen şey nedir? “SEÇİM KANUNU” adı verilen burjuva sahtekarlığının, Fakir halklara bir yol daha “BAŞARI” gösterilip yutturulabilmesidir.

Fransa çapında “İLERİ” bir Emperyalist-Faşist Devlette, Seçim Kanunu sahtekarlığı nasıl yapılıyor? Son Fransız seçimlerinin en ilginç yanı: Türkiye halkının değilse bile, Türk sollarının ibretle durmaları gereken yanı budur.

Rakamlara girmeden önce, bir gerçekliği hiç unutmayalım: 1968 yazı ortasında DEVLETİ ELİNDE TUTMAK nedir? 27 Mayıs denememiz hem TUTMAnın, hem TUTAMAMAnın ne olduğunu iyice ıspatladı. DEVLET KUŞU: Öyle bir Zümrüt-Anka’dır ki, onu ele geçiren FİNANS-Kapital hizbi, milletin fitil fitil burnundan getirdiği yüz milyarlarca liraları, cömert cebinden feda etmişçe harcamakta boyamadığı göz bırakmaz. Finans-Kapital milletin ciğerini sökerek aldığı millet parasının her kuruşunu: gökten kudret helvası yağdırırca, Büyük iyiliksever, büyük “VATANPERVER” pozlarında millete SADAKA gibi dağıtır görünerek yutarken OY avcılığı yapıyor.

De Gaulle’ün kulaklarından tutup bakanlıklara getirdiği kaşalotlar: yanlarına valileri, kaymakamarı, teknokratları, plâancıları, yazarları,, çizerleri takarak: bölge bölge, şehir şehir dolaşırlar. Finans-Kapital’in o “gündüz külâhlı, gece silâhlı” haydutlarının elçabukluklarını, bütün “Hür Basın”, sansasyonel (insan ağızlarını bir karış açık bırakan) maşetlerle sayfalarında şişire şişire Fransız milletini gıdıklarlar. Büyük projeler, yaman plânlar, görülmedik prodüktiviteler sulandırılır. Amerikan Şirketlerine bütün Fransız üretim kollarını el altından satarken Fransız Amerikan düşmanlığı duman perdesini koyulaştırırlar. “Vive la Fraance! (Yaşasın Fransa)” Golvaların torunları, burnundan güdümlü De Gaulle’ün her yaldızlı çalımını bir ekonomi ve politika mucizesi olarak alkışlar. En seçme İktidar yâverleri “Kadın parmaklı” nükte dolu tiryaki sözü imişçe reklâm edilir… Türkiye halkını kınamayalım!

Ve De Gaulle’cü palyaçolar bir şeyi hiç unutmuyorlar: gezdikleri her köy, kasaba, şehir ve bölgede, rastladıkları işçilere, köylülere, esnaflara ve aydın esnaflara açıkça ıspatlıyorlar ki… Devletin yalnız topu tüfeği, Toplum polisi ve gizli servisleri değil, MİLYARI da KENDİ ellerindedir. Eğer Devlet denilen Tanrı Zeus’un göklerinden, yalnız itikatlı katolik yağmur duası ile sağılabilen milyarlık bulutların çorak Fransız tarlacıklarına ve “yün çorapları” içine damlacıklar yağdırması isteniyorsa, De Gaulle’den daha “Milli haysiyetli” AHİR ZAMAN PEYGAMLERİne sakın oy verilmemelidir.

Yoksa, memleket ANARŞİYE gömülür. KOMÜNİZM Diktası altında, insan oğlunun soluk alması bile Siyasi Komiserlerin terazisinde tartılıp, kuyruğa girmekle anca sağlanabilir. Şu güzelim, serbest Batı Demokrasisinin (geri kalan bütün dünyayı uluslarını soyarak yığdığı) Sermayeleri ve aşırı kârları durur. Frenk milletine az çok tattırılan “Prosperite (genlik, bolluk, rahatlık)” edebiyen duman olur gider.

Hani, yaşı benzemesin, AP saksağanları nasıl, fakir Türk milletinden sızdırdıkları 10 milyarlarca liraları, hep Bay Pederlerlerinin Cennetteki çiftliğinden, Mikâil Aleyhisselâmın kanadıyla gönderilmiş sayarlar. Bu Milyarlar, hep “ÖZEL SERMAYE” Tanrısının, Hacıağa ruhuna bereket, Fatihâ çeşmesi, Yâsin yol açışı törenlerinde göstermelik olur. Tıpkı o cibilliyette Salkımı: Şirket ve Ortak kırkharâmilere, Talkını: köylü efendimize düşen paracıklar oynatılır. Teknik hârika, Sosyal yardım, Kur’an Kursu, Barış gönüllüsü eşnatiyonlarının katolikçileri Fransayı kırar geçirir.

Böylesine dalavere Seçimleri, Devletin Milyarları, milyonluk Orduları, Jandarmaları, Polisleri, Provokatörleri, bir ülkede bir avuç adamın, sayılı Finans-Kapitalist çetesinin emrine verilirse, o ülkede ne oyların selâmeti kalır, ne Seçimin anlamı. Yalnız o hava içinde, De Gaulle’cü klik, daha sittin sene Fransız milletinin başına belâ olmanın bin bir hilesini kuracaktır. Türkiye “Aziz Allah korusun, artık: Ana Muhalefet Partisi, Baba İktidar Partisi tahterevallisi kıyamete dek rahat oynanacaktır. Ve öteki “Küçük Parti” kontenjanları da Demokrasi “Hamamının Namusunu kurtarmak için”, Başbuğluk kispetleri giyecekler, yağlı ballı yalancı Pehlivanlık pertavları atarak, başa güreşip duracaklardır.

De Gaulle’kâri seçimlerin “EZİCİ İÇYÜZÜ” budur. “EZİCİ ZAFER” gibi parlatılan “EZİCİ DOLANDIRICILIK”a kadarcıkla kalmaz. Bir de “SEÇİM KANUNU” perdesi altında oynanan bir rakam hokkabazlığı vardır ki, ona can dayanmaz. Zavallı gençlik, “Nurlu istikbal”de, yüksek maaşlı, bol avans tahsisatlı ufuklar beklerken, 1969 yılı değil 1999 yılı da “İKTİDAR” güneşi, öyle rakamlarla “HEM DE SANDIKTAN ÇIKARAK” doğacaktır. Örnek verelim.

28 milyon küsür Fransız seçmeninden yalnız 9 milyon küsürü De Gaulle’e oy vermiştir. Bunun oranı: 1967 yılı seçiminde her yüz Fransız seçmeninden 28 kişi, 1968 seçiminde 32 kişi kadardır. “ZAFER” denilen şey yüzde dört, beşi geçmiyor. Bunca milyarlar, şantajlar, demagojiler 100 Fransız seçmenin 68’ini kafesleyememiş. Demek De Gaulle, Fransız seçmenlerinin her 3 kişisinden 1 kişisinin bile oyunu dolandıramadığı hâlde, Fransız Devletinin başındadır. Bundan Finans-Kapitalin ve bizdeki ulaklarının utanması gerekir.

Bu utanmazlık Millet Meclisinde koltukları paylaşmakta daha da açıklaşır. İki Seçim rakamlarını öyle özetleyelim:

Yani, en son De Gaulle Seçim Kanunu ile elçabukluğu yapmıştır.

De Gaulle Solculardan 100 oyda ancak 2 oy fazla aldığı halde, Fransız Meclisinde Solculardan yüzde 43 fazla söz sahibi oluyor. Nispi hakkının 20 katı aşırı egemenlik sürüyor. Tek Başına Komünist Partisi, 100 oyda 20’sini alıyor. De Gaulle’ün yarısı demektir. Millet Meclisinde De Gaulle Komünist Partisi’nin 8 ilâ 9 katı fazla koltuğa sahip çıkıyor. Millet Meclisi’nde namuslu ve gerçek hesapla, De Gaulle Komünistlerden 2 kat fazla söz ve yetki sahibi olacakken, 8-9 kat fazla EGEMEN oluyor.

İşte Türkiye’de “Hür Basın”ın “EZİCİ ZAFER” saydığı şeyi, gerçekte De Gaulle’ün resmen yaptığı “EZİCİ DOLANDIRICILIK” sayarken bunu anlıyoruz. Ve bu gidiş normal sayılabiliyor, Fransa’da bile… Böylesine sahte “DEMOKRASİ” altında Milletler Emperyalist Finans-Kapital canavarının boyunduruğundan kurtulabilecekleri rüyasını görüyorlar.

[1] La Cagoule (Comité secret d’action révolutionnaire), Fransa’daki anti-komünist terör örgütü.

,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir