Hikmet Kıvılcımlı – AP çanları kimin için çalıyor?

Çaltı DergisiSayı: 138 – 6 Aralık 1965

Sayın Bay Süleyman Demirel, coşkunca bildiriyor:

“- Ben burada AP’nin müdaafasını değil, bir düzenin müdaafasını yapıyorum ve daima yapacağım”

“Ben” diyen AP genel başkanıdır; “Bura” denilen yer Türkiye Büyük Millet Meclisidir. “Bir düzen” denilen şey nedir? “Düzen” sosyal rejim demekse,
bugün Meclisteki bütün Partiler, Türkiye’de varolan Sosyal düzeni savunuyorlar, GP de, MP de, YTP de, GKMP de, TİP de Anayasa çerçevesi içinde aynı düzeni savunuyorlar. Demirel ikide bir tekrarlıyor: “Artık rejim meselesinin tartışılması bitmelidir.” diyor. “Hükümet programında rejim münakaşası yapılmamalıdır.” Seçim kampanyası sıcağında GTP’yi bile “Komünistlik” le suçlayanlar AP’liler değil midir? Demek “Rejim tartışması” gene Süleyman Beyin başının altından çıkıyor. Gerçi Etiler çağında değiliz. Toplum, bin yıllık taşlaşmalarla donup kalamaz. Antika Medeniyetler bile, en mutlak müstebitliklerle yönetilirken dahi, hiç bir vakit oldukları yerde kalamamışlardır. Modern Toplum ise, Kapitalizm gibi geniş yeniden üretimli düzen olarak bir kaç 10 yılda, Antika Toplumun 1000 yıllık değişikliklerini gölgede bırakmıştır. Politika, o değişikliklerin “ilmi ve feni”dir, Modern Demokrasinin, batmış Antika düzenlerden farkı, bir evrim düzeni oluşudur; durmayan değişiklikleri Bilince çıkarma ve kolaylaştırma düzeni oluşudur.

Öyleyse, sayın Demirel neden, bir yanda Rejim tartışmasıyla oy toplarken,
öte yanda Rejim tartışması olmasın, diyor? Zaten aşırıca dondurulmuş olan
toplumumuzu büsbütün taşlaştırmak mı istiyor? Bu işi ne Nemrut yapabilmiştir, ne Firavun, ne 14. Lui, ne Abdülhamit, Ne DP yapabilirdi, ne AP. Sayın Demirel’in de hayalinden böyle bir şey geçebileceğini ummuyoruz. Dört buçuk saatlik söyleviyle hep “Türkiye’yi kalkındırmak” amacını güdüyor. Kalkınmak, değişmekle olur. Bu bakımdan AP başkanı, hangi anlamda bir düzeni savunuyor? Meclise: “TİP sözcüsünün ifadesine göre biz kapitalistmişiz; yek öyle şey. Bunu kabul etmiyoruz!” diye bağırıyor… AP, karşısındaki muhalefetin bir kısmını “Komünist” diye kötülediğine göre, kendisi kapitalist olmalı. “Yok öyle şey” deyince, geriye ne kaldı? Sosyalist. Bey Demirel ona da “Hayır” diyor: “Anayasa, doktriner sosyalizme müsaade etmez” buyuruyor… “Doktrinersiz”e? O mu AP?

Komunist değil, Kapitalist değil, Sosyalist değil…. E, ne imiş bu Süleyman beyimiz? Kendisi, söylevinin başında: ” – Ben, konuşmama söylenenleri ilmî ve fennî bakımdan ele almakla yetineceğim” dememiş miydi? İlim, bugün yer yüzünde iki rejim tanıyor: Kapitalizm, Sosyalizm… Gerçi adları lâzım değil), kimi “sorumlu”, kurumlu toy adınlarımız “Biz bize benzeriz” gibi (kim kendisine benzemez?) “büyük lâf”larla, bir “Üçüncü rejim” uydurmaya çalışıyorlar? Öyle her geçit tipini bir çağ açan Sosyal rejim sayarsak, o kadar “Rejim”e benzetmek de beceriklilerin elinden gelebilir. Ancak “İlmî ve Fennî” Süleyman Demirel’e öyle hevesleri pek yakıştıramayız. Beride, koskoca bir Lider Başbakan herhalde “Yalan yanlış” konuşmaz. Şimdi ne olacak? TİP’e mi inanacağız, AP’ye mi? AP’nin sosyalist olmadığında herkes mutâbık. Kapitalist olduğunu söyleyen TİP haklı mı? İşte burada, toprağımızın yetiştirdiği ve yetiştirmediği bütün “Solcu”ları dehşete düşürecek bir itirafta bulunacağız: en az TİP kadar, AP de haklı; yahut, isterseniz, ikisi de aynı derecede haksız…

Bu başdöndürücü diyalektiği kırk yıldır söyleriz. Yön dergisinin Samurayları bile: “Kırk yıl önceki elkitabından aktarma” diyerek sabote ediyorlar, Batıda: “Sanayi sermayesi hem medeniyeti, hem vatanı yarattı, benimsedi ve korudu.” (VP, Gerekçe, s.7). Bizde: “Osmanlı İmparatorluğunda, tefeci bezirgân şekliyle Sermaye öylesine azmıştı ki, en sonunda, tıpkı batan kadim medeniyetlerde olduğu gibi, mütegallibeliğe doğru soysuzlaşarak, memleketi boğdu ve köleleştirdi ve bir türlü sanayileşme derecesine ulaşamadı.” (Keza). 1954 yılından beri bu özelliğimizi yazıyla ve Parti olarak haykırdık, 1955 yılından beri DP ile savaştıklarını yazan YÖN ve TİP Samurayları bile bu gerçeği anlamamakla öğünebiliyorlar… Böyle bir memleketteyiz. Ne var ki, Solcu-Kolcu “SOSYALİZM” kaçakçılarımız istedikleri kadar Mısır’ın sağır sultanlığı
rollerinde böbürlensinler, bugün artık olayların mızrağı, en kurnaz çuvalları delmiş bulunuyor. “Paşa”ları bile “Ortanın Solu” na geçti. CHP organı Akis dergisinde Damat kalemiyle yazılmış şu satırları okuyoruz?

“AP’li yöneticiler ve onları destekleyen “aracı” niteliğindeki iş adamları, toprak sahipleri ve buna benzeyen işlerde iktisadi ve politik etkenlik kazanmamış olan bir zümre, bu gelişmeyi (Özel Sermayeden umut kalmadığını H.K.), uzmanların getirmeye çalıştıkları noktadan (Emperyalistten çok emperyalist kesilerek H.K.) çok daha gerilere atabilir. Bu zümre, kendi hiçliğini bilmekte, ülkenin kalkınmasında gerçekten yaratıcı bir görev yüklenmeye yanaşmakta, böyle bir göreve elverişli çapra olmadığını duymakta, orijinal yanı olan bir sanayi ve iş hayatı kuracağı yerde, ithalâtçılık, montajcılık, patentçilik üzerine ortakçılığı ile sanayi dışında “kolay para kazanma”yı tercih etmektedir.” (Akis, 20 Kasım 1965 s.26)

Solcu-Kolcularımızın “Bir sonuca vardırmaksızın 40 yıllık elkitabından aktarma” bulduklarını söyleyerek hâlâ “Fenerle Teorisyenini bekledikleri” gerçek budur. Bu gerçeğin, hiç değilse 11 yıldan beri Türkiye’de yazılmış ve
Parti programı olmuş “TEORİ”si şu kısa hükme varmıştı:

“Çünkü her iki taraf da (Hacıağalar da, Tefeci-Bezirgânlar da) ‘MEMLEKETİN EFENDİSİ’ geçindikleri halde, ‘KÖKÜ DIŞARIDA’ imam temayüllerin ordugâhı idiler.” (Gerekçe, s.10)

İndi, TİP’çiler AP’yi hâlâ KAPİTALİST diye suçlarken, yukarı ki Gerekçeyi bilmezlikten geldikleri için, tam teşhisi koyamıyorlar. Nerede o Batının
Vatan yaratmış, Vatan yüceltmiş ve Vatan koruyucu kapitalizmi, nerede bizim Pre-kapitalist Tefeci-Bezirgân zümrelerin ecnebi hayranı, yabancı sermaye ajanı durumu? Onun için AP sözcüleri haklıdırlar: KAPİTALİST, hele 19’uncu yüzyılın yurtsever, ilerici, serbest rekabetçi kapitalisti hiç değildirler. Onlara Meclis kürsüsünden kalkıp “Siz kapitalistsiniz” demek, kendilerini boş yere övmek oluyor. Bay Süleyman Demirel doru söylüyor: AP kapitalist değildir, “Yok öyle şey!” Nerede o güzellik? İftira etmeyelim AP’ye.

AP; bal gibi Bâbil çağından kalmış Tefeci-Bezirgân zümrelerin, Akis dergisinde bile artık açıklanan biçimde yabancı Finans-Kapital kapıkulluğunun sırmalı kaftanını şeref bilmişlerin partisidir.

,
One comment to “Hikmet Kıvılcımlı – AP çanları kimin için çalıyor?”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir