Her yer Ferguson, her yer direniş

gundem- fergusonEmperyalizmin baş kalesi ABD’nin ortasında, direnişin sesi duyuluyor bugünlerde. Daha önce adını hep savaş gemilerinde duyduğumuz Missouri eyaletinin St.Louis kentinde, ellerini kaldırmayı reddeden 18 yaşında silahsız bir genç ile, 23 yaşında elinde bıçak olduğu iddia edilen iki gencin polis tarafından katledilmesine tepki olarak öfke ve direniş devam ediyor.

Şu anda kadar eylemlerde 60’a yakın kişinin gözaltına alındığı ve çok sayıda dükkan yağmalamasının gerçekleştirildiği belirtiliyor. Yağmalama olaylarının durdurulması için Ferguson’da gece saat 05:00’a kadar sokağa çıkma yasağı ilan edilirken, bölgede polisin olaylara müdahalesinin yetersiz kalması sebebiyle, vali tarafından bölgeye Ulusal Muhafızlar’ın çağırılması talep edildi. Şu anda bölgede ordu birlikleri konuşlandırılmış durumda. Basın, devlet yetkilileri ve polis, olaylar hakkında bilgi kirliliği yaratırken, olaylar hakkında doğru bilgileri yansıtmaya çalışan haber muhabirleri göz altına alınmakta ve çalışmaları engellenmekte.

Dolayısıyla aklımıza şanlı Taksim-Gezi isyanımız geliyor. Taksim’in gösterilere kapatılması ve tarihi dokusunun tahrip edilmesi kararı üzerine alevlenen olayların ardından Türkiye tarihinin en büyük isyanı meydana gelmişti. Missiouri’de Ferguson kasabasındaki olayların basın tarafından sansür edilişi ve bunun sonucu olarak binlerce insanın CNN’e yürümesi, gaz bombası kullanımı ve Missouri Valisi Jay Nixon’un “bir avuç çapulcunun, halkın güvenliğini tehlikeye atmasına izin vermeyeceklerini, adaletin tecelli etmesi için sukunetin sağlanması gerektiğini” sözleri ile isyanımızın bir benzeri yaşanıyor bugün Amerika’da.

Ferguson’daki hakkında aktarılan bilgiler ise daha ilgi çekici. Time dergisinde makalesi yayınlanan Müslüman basketbolcu ve NBA şampiyonu Kareem Abdul-Jabbar, “Yaklaşmakta olan ırk savaşı, ırkla ilgili olmayacak” başlıklı yazısında, Ferguson’da sadece ırkçılığa karşı bir savaş değil, yoksul mahallelerinde yapılan müdahalelerin yarattığı vahşetin gösterdiği gibi, sınıf savaşımına dayandığını belirtti. Sorunun “siyahlar-beyazlar” ikileminde kalmaması gerektiğini ortaya koyan Abdul-Jabbar, “Eğer neleri değiştirmek istediğimizin listesine sahip değilsek, çocuklarımızın, komşularımızın ve ailelerimizin ölü bedenleri için tekrar ve tekrar biraraya geleceğiz” diyerek, protestoların ülke geneline yayılması gerektiğini ekledi. Abdul-Jabbar, Beyazların da yozlaşmış politikacılara ve sömürücülüğe karşı ekonomik eşitliği temel alan yasaların düzenlenmesi için Afro-Amerikanlara katılmaları gerektiğini vurguladı.

Abdul-Jabbar’ın açıklamarına paralel olarak, Türkiye’de insanlara şiddet uygulanırken penguen belgeseli yayınlaması ile ünlü CNN, olayların tırmanmasındaki baş suçluyu ilan ederek, Ferguson’daki olayların bir sınıf savaşı olduğunu doğruluyordu. CNN yorumcusu Marc Lamont Hill, olayların komünist ve anarşistler tarafından atılan 2 şişe ile başladığını, aslında burada yaşanan gerginliğin sorumlularının devrimciler olduğunu iddia etti. Yüzyıllardır parababalarının iftiraları ve alçakça palavraları üzerinden hedef gösterilen devrimciler, Ferguson’da da aynı kaderi yaşıyorlar. Günlerdir adaletsizliğe, ırkçılığa ve polisin şiddetine karşı sokaklarda olan insanları anti-komünist propaganda ile desteksiz bırakmak isteyen parababaları medyasının amacına ulaşıp ulaşmayacağını zaman gösterecek.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir