Fransa Halkının “Sarı Yelekliler” Ayaklanması Avrupa’da Sol Rüzgârlar Estirmektedir!

17 Kasım 2018 tarihinden başlayarak Fransa’da halkın Macron’un başını çektiği Finans-Kapital Diktatörlüğü’ne, akaryakıt zamlarına ve hayat pahalılığına karşı eylemleri başladı. ”Sarı Yelekliler”ismi altında bir araya gelen eylemciler-göstericiler, yaklaşık üç haftadır protestolara devam etmekteler. Fransa Halkı’nın Şanlı Paris-Sarı Yelekliler İsyanı, birden patlamıştır, kendiliğinden gelişmiştir.

İsterseniz buyrun önce Fransa Halkı’nın taleplerini okuyalım:

  • Sıfır evsiz (Evi olmayan kimse kalmasın): ACİL.
  • Gelir vergisi daha kademeli olsun.
  • Asgari ücret net 1300 avro olsun. [Halihazırda net asgari ücret yaklaşık 1150 avro..]
  • Köylerde ve şehir merkezlerinde küçük esnaf korunsun. (Şehir merkezlerinin etrafında küçük ölçekli ticareti yok eden dev alışveriş merkezi inşaatlarına son verilsin) + şehir merkezlerinde bedava otoparklar kurulsun.
  • Konutlar için büyük bir ısı yalıtımı projesi (vatandaşa da tasarruf yaptıran bir ekoloji uygulaması).
  • BÜYÜKLER (McDonalds, Google, Amazon, Carrefour) BÜYÜK vergi ödesin, küçükler (zanaatkârlar, küçük ve orta ölçekli işletmeler) küçük.
  • Herkes için aynı sosyal güvenlik sistemi (zanaatkârlar ve bireysel girişimciler de dahil). Serbest çalışanlar için ayrı sosyal güvenliğe [Bağ-Kur benzeri] son verilsin.
  • Emeklilik sistemi dayanışmacı ve sosyal kalsın. (Puanlı emeklilik hesabına hayır.)
  • Akaryakıt zammına son.
  • 1200 avronun altında emeklilik maaşı olmasın.
  • Tüm seçilmişlerin maaşı ülkenin ortalama maaşıyla eşit olsun. Seyahat ve ulaşım harcamaları denetlensin, ancak zorunlu olanlar karşılansın. Yemek ve tatil kuponu hakları olsun.
  • Tüm Fransızların maaşları, aynı zamanda emeklilik maaşları ve sosyal yardımlar enflasyona endekslensin.
  • Fransa sanayi muhafaza edilsin; üretimin ülke dışına kaydırılmasına son verilsin. Sanayimizi korumak uzmanlığımızı ve işlerimizi korumak demektir.
  • Ülke dışı çalışanlar sistemine [AB üyesi ülke vatandaşlarının bir başka ülkede çalışmaya gönderilmesi –posted workers] son verilsin. Fransa topraklarında çalışan bir kişinin aynı maaş düzenine ve haklara sahip olmaması kabul edilemez. Fransa sınırları içinde çalışma hakkı olan herkes Fransız vatandaşlarıyla eşit olmalı ve o kişinin işvereni Fransız işverenlerle aynı vergileri ödemeli.
  • İş güvenliği hakkında: büyük şirketlerin sözleşmeli işçi çalıştırma hakkı sınırlandırılsın. Kadrolu çalışma hakkı istiyoruz.
  • Rekabet ve İstihdam İçin Vergi Kredisi [CICE – Büyük şirketler için vergi indirimi] kaldırılsın. Buradan elde edilecek kaynak (elektrikle çalışan arabaların aksine gerçekten ekolojik olan) hidrojenle çalışan araba üretimi için Fransa sanayiine aktarılsın.
  • Kemer sıkma politikalarına son. Hiçbir meşruiyeti olmayan borç faizlerinin ödemesi durdurulsun. Ödenmesi gereken borçlara kaynak olarak en fakir ve az varlıklı kesimin parasını almak yerine, 80 milyarlık vergi kaçakçılığının peşine düşülsün.
  • Zorunlu göç hareketlerinin sebeplerine çözüm üretilsin.
  • Sığınmacılara iyi davranılsın. Onlara barınak, güvenlik, temel gıda ve çocuklarına eğitim sağlamak bizim sorumluluğumuz. Dünyanın birçok ülkesinde, sığınma talebine yanıt bekleyen kişiler için ağırlama kampları kurulması adına Birleşmiş Milletler’le işbirliği halinde çalışılsın.
  • Sığınma talebi reddedilenler ülkelerine gönderilsin.
  • Hakiki bir entegrasyon politikası uygulansın. Fransa’da yaşamak Fransız olmayı gerektirir (tamamlayana sertifika verilmek üzere Fransızca dil, Fransa tarihi ve vatandaşlık bilgisi dersleri verilsin).
  • Azami ücret ayda 15 000 avro olsun.
  • İşsizler için iş alanları açılsın.
  • Engellilere verilen mali ödeme artırılsın.
  • Kiralara sınırlama getirilsin. Daha çok sayıda makûl ücretli kiralık konut yapılsın (özellikle öğrenciler ve güvencesiz koşullarda çalışanlar için).
  • Fransa’ya ait mülklerin (baraj, havalimanı vb.) satışa çıkarılması yasaklansın.
  • Yargı, polis, jandarma ve orduya daha kapsamlı imkânlar sunulsun. Güvenlik güçlerine fazla mesai için ödeme yapılsın veya bunun karşılığı tatile çevrilebilsin.
  • Ücretli otoyollardan toplanan paranın tamamı Fransa’da otoyol ve yolların yapımına, bakımına ve güvenliğine yatırılsın.
  • Gaz ve elektrik ücretleri özelleştirmeler sonrasında artış gösterdi. Tekrar kamusallaştırılsın ve fiyatlar aşağı çekilsin.
  • Küçük yerleşimlerdeki demiryolu hatlarının, postane şubelerinin ve ilkokul ve ana okullarının kapatılmasına son verilsin.
  • Yaşlı nüfusun hayat seviyesi yükseltilsin. Yaşlılar üzerinden para kazanılması yasaklansın. Gri altın [yaşlıların biriktirdiği para] devri kapandı. Gri refah çağı başlıyor.
  • Anaokulundan lise sona kadar hiçbir sınıfta öğrenci sayısı 25’i geçmesin.
  • Psikiyatrik desteğin yaygınlaşması için imkânlar sunulsun.
  • Halk oylaması anayasaya girsin. Her bireyin yasa teklifini sunabileceği, bağımsız bir teşkilatın denetiminde kolay anlaşılır ve etkili bir site kurulsun. Eğer söz konusu yasa teklifi 700 binin üzerinde imza toplarsa, Meclis bunu tartışıp, düzeltip, tasarı haline getirerek tüm Fransızların katılacağı bir halk oylamasına sunmakla yükümlü olsun.
  • Cumhurbaşkanlığı görev süresi yeniden 7 yıla çıkarılsın. [Cumhurbaşkanının görev süresi, milletvekili görev süresine tekabül etmesi ve bu sayede yasama ve yürütmenin farklı siyasi görüşler tarafından kutuplaşmasını engellemek gerekçesiyle 2000 yılında 7 yıldan 5 yıla indirilmişti.] (Cumhurbaşkanının seçiminden iki yıl sonra milletvekili seçimlerinin düzenlenmesi cumhurbaşkanının yürüttüğü siyasete bir memnuniyet veya memnuniyetsizlik mesajı verilmesini sağlıyordu. Bu da halkın sesini duyurmasına katkıda bulunuyordu.)
  • Emeklilik yaşı 60 olsun. Fizikî zorluk içeren mesleklerde (inşaat işçiliği, mezbaha işçiliği gibi) çalışan herkes için ise 55 olarak belirlensin.
  • 6 yaşındaki bir çocuk tek başına kendi bakımını üstlenemeyeceğinden, çocuklar 10 yaşına girene kadar geçerli olmak üzere çocuk bakımı için parasal destek sistemi geri getirilsin.
  • Ticari malların dolaşımı demir yollarıyla sağlansın.
  • Vergilerde stopaj sistemine son verilsin.
  • Eski Cumhurbaşkanlarına ömür boyu ödenek uygulamasına son verilsin.
  • Banka kartıyla ödeme yapıldığında esnafa ek vergi uygulanmasın.
  • Gemi yakıtlarına ve kerosene vergi getirilsin. [1]

Bu talep listesindeki “entegrasyon” ve yargı ve güvenlik görevlileri hakkındaki maddeler hariç hepsine bizler de katılırız. Entegrasyon maddesine katılmama sebebimizi ise asimilasyona ve şovenizme karşı olmamızla, antişovenist olmamızla açıklarız. Başka bir ülkeden Fransa’ya gelen kişi milliyetini değiştirmek, asimile olmak durumunda değildir. Diğer katılmadığımız talep ise Fransa Finans-Kapitali tarafından fırsata çevrilmeye müsait olmasındandır. Yetkiyle donatılan kolluk kuvvetleri veya satın alınmış yargıçlar, halka karşı hukuksuzca saldırabilir.

Bu iki madde dışındaki talepler Fransa Halkı’nın demokratik talepleridir. Finans-Kapital’in azgın sömürüsü altında inleyen, ”çalıştırılıp soyulma”ya maruz kalan İşçi Sınıfı’nın, büyük tekeller altında ezilen küçük üretmenliğin, zanaatkârlığın yaşam şartlarının iyileştirilmesine yönelik taleplerdir.

İsyanın temel gücünü Fransa Halkı’nın kendisi oluşturmaktadır. İşçi Sınıfı ve çeşitli tabakalar, eylemlere katılım göstermektedir ancak öncü-önder konumunda değildir. Bunun sebeplerini dikkatle incelememiz gerekmektedir.

Eylemin başarıya ulaşması, en önemlisi bir Demokratik Halk Devrimi’ne dönüşmesi, Fransa’da sosyalizme gidecek yolu açması için İşçi Sınıfı önderliğini hayati önem taşır. Tabiî İşçi Sınıfı öncülüğü almadan da başarıya ulaşabilir eylem, ancak bu durumda Politik Devrim’le sınırlı kalacaktır hareket. Yani toplum baştan aşağı bir alt üst oluş geçirmeyecek, yalnızca en üstte bir değişiklik olacaktır, daha demokrat-ilerici bir iktidar gelecektir başa.

Fransız İşçi Sınıfı, kendi öz örgütünden yoksundur. Bu isyan öncesinde Fransız komünistleri, İşçi Sınıfı’nı ve Halk’ını kendi öz örgütleri olacak bir Proletarya Partisi’nde demir gibi örgütlü hale getirmemiştir.

Denilebilecektir ki; Fransa Komünist Partisi var ve eyleme katılım gösteriyor. Ancak bu partinin yalnızca ismi ve tarihi vardır. FKP’nin kurucuları, 1920’lerin Yiğit Fransız komünistleri ve Vietnam Ulusal Kurtuluş Savaşı ve Devrimi’nin Ölümsüz Önderleri’nden Ho Chi Minh’tir. Ancak partinin şu anda yaptığı bu mirası yemektir, sömürmektir. Antiemperyalist, antifeodal, antişovenist ilkeler çevresinde bilimli, bilinçli, kararlı Marksist-Leninist sol ideolojik çizgiyi benimsemiş değildir. Hele ki aynı FKP’nin AB Emperyalistleri’nin  Libya’ya ve onun Türk-Müslüman Dostu, Antiemperyalist Lideri Muammer Kaddafi’ye saldırma kararına kararlı bir tepki sergilememesi, göz yumması yine bu gerçekliği netçe ortaya koyar. 2011’de AB Parlamentosu’nda bu karar alınırken, FKP çekimser davranmıştır. Daha sonrasında ise yaptıkları açıklamada, AB-D Emperyalizmi’ni doğru teşhir etmeden cılız bir tepki göstermişlerdi bu saldırıya, ”Afganistan ve Irak kaygılarını hatırlatarak”.

Dolayısıyla Fransa Halkı ve İşçi Sınıfı’nın öz örgütünden yoksun olduğu tezi, matematiksel kesinlikte doğrudur.

“Gösterilerin dördüncü haftaya girmesine ithafen bugünkü eylemler sosyal medyada “dördüncü perde” olarak adlandırıldı. Bugün ülke genelinde 89 bin polisin görev aldığı açıklandı.

Öte yandan, Fransa İçişleri Bakanı Christophe Castaner yaptığı açıklamada, gerekli görüldüğü takdirde Fransa genelinde geniş güvenlik önlemlerinin yarın da devam edeceğini duyurdu.

France24’ün haberine göre Castaner, bugün ülke genelindeki gösterilere katılan 125 bin kişiden 1,385’inin gözaltına alındığını ve 118 protestocu ile 17 resmi görevlinin yaralandığını açıkladı.

…Paris sokaklarında eylemciler şarkı söyledi: “Hey! Biz, anti-kapitalistiz!”

– Sırtlarında okul çantası olan liseli öğrenciler, elleri başlarının arkasında bağlı diz çöktürülmüş şekilde görüntülenmişti. 6 Aralık’ta yayınlanan ve Paris’in banliyösü Mantes-la-Jolie’de çekildiği belirtilen görüntüler tepki toplamıştı. Bugünkü eylemlerde sarı yeleklilerin polis barikatlarının karşısında, sık sık “hepimiz liseliyiz” sloganlarıyla ellerini başlarının arkasına alıp diz çöktükleri görüldü.” [2]

Fransa Halkı’nın antikapitalist sloganları gülümsetmiştir. Sosyalizme bir yönelim vardır, kapitalizmin bataklığından kurtuluş isteği vardır Fransa’da. Direnişçiler arasındaki barikat kardeşliği giderek kuvvetlenmektedir. Finans-Kapital’in birbirine düşman etmek için stratejiler geliştirdiği halk tabakaları, barikatlarda her zamankinden daha kaynaşık durumdadır.

Buna karşın Parababaları Devleti, tüm kolluk kuvvetleriyle isyancılara saldırmaktadır. Orantısız şiddet kullanılmaktadır. Fransız Emperyalistleri’nin sözcüleri ülke genelinde yaklaşık 89 bin polis ve asker görevlendirdiklerini açıkladılar. ”Gerekli görürlerse” daha da artacakmış bu sayı.

Birkaç gün öncenin haberi 700 isyancı lise öğrencisi tutuklandı.

Buyrun haberinden okuyalım:

“Fransız basının İçişleri Bakanlığı kaynaklarına dayandırdığı haberlere göre, ülke çapında Macron ve hükümetin eğitim politikalarını protesto etmek amacıyla dün yapılan eylemlerde çıkan olaylarda 700’den fazla lise öğrencisi gözaltına alındı. Dün 280 lisede tamamen veya kısmen eğitime ara verildi.

Öğrenciler, pazartesiden beri ülkenin birçok kentinde gösteriler düzenliyor. Öğrenci sendikaları ise eylemlerin daha geniş katılımla süreceği mesajını vermişti.

Çarşamba günü düzenlenen gösteriler sırasında çıkan olaylarda 32 öğrenci gözaltına alınmıştı.”  [3]

Haydut Macron, isyancılara bakın nasıl saldırıyor:

“Cumartesi günü, polis ve eylemciler arasında çatışmaların patlak vermesine vurgu yapan Macron, “Vatandaşlarımın isteklerini haydutlarınkiyle karıştırmıyorum. Yıkım ve düzensizlik isteyenlere karşı geri adam atmayacağım. Cumhuriyet, hem kamu düzeni hem de eylem özgürlüğüdür” değerlendirmesinde bulundu.

“Sarı Yelekliler” dün vergilerin düşürülmesi ve “Ekolojik geçiş, satın alma gücü, güvensizlik” konularını tartışmak için bir “vatandaş meclisi” oluşturulmasını ve tekliflerinin referanduma sunulmasını talep etmişti. “Sarı yelekliler” akaryakıt zamlarını ve daha sonra genel zamları protesto etmek üzere iki hafta önce örgütlendi.” [4]

Macron, haydut diyerek meşru isyana ve isyancılara saldırısını ”Benim vatandaşım” türünden demagojilerle maskelemeye gayret etmektedir. Verilecek birkaç tavizle bu işten mümkün olduğunca ucuz yırtmayı amaçlamaktadır. Bildiğimiz gibi Örgütlü Halk olduktan sonra Parababaları bir hafta dahi iktidarda kalamazlar, ekonomik varlıklarını sürdüremezler.

Macron’un iktidardan tekerlenmek ötesinde bir de komünizm korkusu vardır ki sormayın gitsin:

“Fransa Cumhurbaşkanı Macron, eski Fransa Cumhurbaşkanı General Charles De Gaulle’ün Alman işgaline karşı direniş çağrısının 78. yıl dönümü nedeniyle başkent Paris yakınlarındaki Suresnes’de bulunan Mont Valerien kalesinden yapılan resmi etkinlik sırasında kendisine “Ne haber Manu?” diye seslenen genci uyardı.

Duruma sinirlenen Fransa lideri öğrenciyi azarlayarak “Hayır bunu yapamazsın, hayır, hayır, hayır, hayır” dedi.

Macron öğrenciyi “Burada resmi bir törendesin, davranışlarına dikkat etmek zorundasın” sözleriyle azarlayarak, “Bana ‘Bay Başkan’ de, tamam mı?” ifadelerini kullandı.

Fransa Cumhurbaşkanı, öğrencinin Enternasyonal söylemesine de sinirlenerek, “Devrim yapmak istiyorsan önce okulu bitir ve kendine bakmaya başla. Sonra başkalarına ders verirsin” diye konuştu.

Macron, öğrenciyi azarladığı görüntüleri kendi Twitter hesabından da yayımladı.

İşçi düşmanı politikalarıyla tanınan Macron, gerçekleştirdiği “reformlar” sebebiyle sürekli grevlerle karşı karşıya. Ayrıca Macron, ABD Başkanı Trump ile kurduğu samimi ilişkiyle ve izlediği emperyalist politikalarla adından sıkça söz ettiriyor.” [5]

Konumuza dönecek olursak…

Kitlelerin hedefi sosyalizm olsun veya olmasın bu isyanın başarıya ulaşması için örgütlülük gerekmektedir. ”Sarı Yelekliler” çatısı, bu örgütlülüğü yarım da olsa ortaya koyuyor. Bir parti çatısı altında halkı örgütlememesi eksikliktir, ancak ortak bir isimle örgütsüzlükten ve çil yavrusu misali dağınıklıktan kaçmaya çalışmaları takdir edilesidir, isyanın başarıya ulaşma olasılığını arttırmaktadır.

Örgütsüzlüğün yanlışlığını kendi tarihimizden örnek vermek gerekirse Cumhuriyet Tarihi’mizin en büyük isyanı olan milyonların katıldığı Şanlı Gezi İsyanımız’ın başarısız kalmasında gördük. Aynı yıl yani 2013’te, Mısır’da iyi kötü bir örgütlülüğe sahip olan (Mısır Ordusu ve Sisi’yi etkileyen desek daha doğru olacaktır.) Mısır-Tahrir İsyanı ise Politik Devrim’le sonuçlandı. Ortaçağcı Müslüman Kardeşler Örgütü iktidarı ve Mursi devrildi.

Fransa Halkı’ndan da benzeri bir zafer beklentisi içerisindeyiz, Parababaları’nın ve Macron’un müzakere oyuna gelmememeleri temennimizdir.

Fransa’dan yayılan isyan dalgası Hollanda, Yunanistan, Belçika ve son olarak Sırbistan’a da sıçramış durumdadır. Avrupa’daki komünizm ve devrim hayaleti hala dolaşmaya devam ediyor. Tabiî Yunanistan Halkı, diğer Avrupa Halkları’ndan daha avantajlı durumdadır. Zira Yunanistan Komünist Partisi, doğru devrimci ideolojik altyapıya, Marksizm-Leninizme ve devrimci pratiğe sahiptir. Zaten Yunanistan’daki protestolar NATO’ya karşı gelişmiştir yani antiemperyalizm ateşi Yunan Halkı’nı sarmış durumdadır. Dahası Yunanistan Ordu Gençliği, yayınladığı bildirilerle NATO’ya tepki göstermiş, isyanı desteklemiştir. Yunanistan Halkı, YKP önderliğinde kızış bayrakları eline alarak sokağa çıkmaktadır. Burjuva SYRIZA-ANEL Hükûmeti’nin iktidarı zangır zangır sallanmaktadır.

Avrupa ve dünya siyaseti için Fransa oldukça merkezi öneme sahiptir. 1968 yılında Fransa’da yaşanan olaylar sayesinde dünyanın dört bir yanında yeni sosyalist kuşaklar ortaya çıkmıştır.

68’lilerin ortaya çıkmasından 50 sene sonra yeni bir kuşak ortaya çıkar mı? Zaman gösterecek. Ancak bu türden kitlesel uyanış, hele gençlikten başlaması büyük avantajdır, halkların kurtuluşunun habercisi olacaktır.

Gelelim ABD Emperyalistleri’nin tutumuna. ABD Çakalı, böyle halk isyanları patlak verdiğinde halkların potansiyelini kendi çıkarına kullanmaya çalışır. İsyanın odağını bozmaya çalışır. Trump, hem Macron’a tavsiye vermekte hem de isyanın ana odağıyla ilgisiz laf salatası ve demagoji yapmaktadır:

“ABD Başkanı Donald Trump, Fransa’da yaşanan gösterilere ilişkin görüşlerini sosyal medya üzerinden paylaşmaya devam ediyor.

Daha önce “Paris Anlaşması Paris için işe yaramadı. ‘Trump’ı istiyoruz’ sloganları atıyorlar. Fransa’yı seviyorum” ifadelerini kullanan Trump, bu kez Paris Anlaşması’nı feshetme çağrısı yaptı.

Trump, “Paris’te çok üzücü bir gün ve gece. Belki de gülünç ve son derece pahalı Paris Anlaşması’nı sonlandırmanın ve parayı daha düşük vergiler yoluyla halka geri ödemenin zamanı gelmiştir? ABD, bu konuda çağının çok ötesindeydi ve geçen yıl emisyonların azaldığı tek büyük ülkeydi!” diye yazdı.

Fransa’da 17 Kasım’da başlayan gösteriler, son yılların en şiddetli protestosuna dönüştü. Göstericiler, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan vergileri düşürmesini ve ekonomik koşulların iyileştirilmesini talep ediyor.” [6]

Görüldüğü gibi Büyük Patron, ABD Çakal Devleti’ni pohpohlamaktan adam akıllı isyana değinmiyor bile.

Kaçak Saraylı’nın açıklaması ise oldukça demagojiktir.

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa’nın başkenti Paris başta olmak üzere üç Avrupa kentinde düzenlenen Sarı Yelekliler protestolarına ilişkin açıklamasında Avrupa ülkelerini “demokrasi dersinden sınıfta kalmakla” suçladı.

Erdoğan, polisin “en şiddetli şekilde” göstericilere müdahale etmesini buna gerekçe gösterdi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hem göstericilerin yol açtığı kaos görüntülerine hem de onlara uygulanan orantısız şiddete karşıyız. Ancak ortaya çıkan manzara göstermektedir ki Avrupa demokrasi dersinden de, insan hakları dersinden de sınıfta kalmıştır.”

‘Bizim polisimiz insaflı’

Sarı Yelekliler hareketi, Paris başta olmak üzere ülke genelinde akaryakıt zamları ile ekonomik koşulları protesto için haftalardır sokaklarda. BBC’ye konuşan Paris polisi, Cumartesi günü düzenlenen gösterilerde 3’ü polis görevlisi 30 kişinin yaralandığını aktardı. Paris’te 500’den fazla kişi gözaltına alındı.” [7] 

Gezi’de Parababaları Devleti’nin kolluk kuvvetleri Berkin’leri, Ali İsmail’leri, Abdocan’ları, Ethem’leri katlederken ”Polisimiz destan yazıyor” diyerek halkın kanını içen Caligula, bir de gelmiş polisinin insaflı olduğunu söylüyor. Tabiî bu Batı karşıtlığı görüntüdedir ve koftur. Arka planda AB-D Emperyalistleri’yle her türlü pazarlığı yapmaktadır Tayyip, BOP’taki görevini hızla sürdürmektedir.

Fransa Halkı’nın Sarı Yelekliler-Paris İsyanı’nı Selamlıyoruz!

Şan Olsun Fransa Halkı’na, Hollanda Halkı’na, Belçika Halkı’na!

Şan Olsun Zulme Karşı Gelen Tüm Dünya Halkları’na!

Gezegenimiz ve Halklar Marksizm-Leninizmi Çağırıyor!

Macron İstifa, Macron Defol!

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

Aydın Direniyor’dan bir yoldaş

[1] Sarı Yeleklilerin Temel Talepleri Neydi? – Birgün

[2] Paris’te tarihi gün – Odatv

[3] 700’den fazla liseli gözaltında alındı – Olay Neyseo

[4] Macron, protestoculara haydut dedi – Olay Neyseo

[5] Macron, enternasyonal söyleyen öğrenciyi azarladı – Olay Neyseo

[6] Trump’tan Macron’a tavsiye: Paris anlaşması – Sputnik

[7] Erdoğan’dan ‘Sarı Yelekliler’ eleştirisi: Avrupa demokrasisi dersinden sınıfta kaldı – BBC Türkiye

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir