Finans Kapitalizmin iş gören yeni silahı: Biyolojik savaş ve kâr odaklı ilaç pazarlaması (Ankara Direniyor)

Nasıl yayıldığı bir çok spekülasyona maruz kalan Korona Virüsü, yeni adıyla COVID-19 dünyamızın neredeyse %75’ine yayılmış durumda (gün itibari ile 142 ülkede enfekte vakası görüldü).

Çin, bu virüsün etkisini ülke çapında azaltmışken, Avrupa ve Amerika ülkelerine hızla yayılan COVID-19, en büyük hasarı bu bölgelerde yaşattı. Avrupalı ve Amerikalı büyük ülkeler sonradan alınan tedbirler nedeniyle sivil kayıplardan istinaden, ekonomik bir çöküş buhranı da yaşıyor. ABD’nin Merkez Bankası (FED) hileli bir faizi sıfıra çekme operasyonu ile banka sektörlerine tabiri caizse “para stoklama” gerçekleştirerek sermayeyi sağlama aldı. Bunun neticesinde tabii ki de gıda, giyim ve motorin gibi insanların günlük hayatlarında önem duyduğu ihtiyaçlar pahalılaşmaya başlıyacaktır. Bunu diğer batılı emperyalist ülkelerin yapması kaçınılmazdır. Sınıfsal konumları gereği sermayenin güvenliğinden sorumlu olmak onların en birincil görevidir. Halk ise, en son bakılacak iştir parababaları için.  

Virüsün hızla geliştiği ve insan kaybının her geçen gün arttığı batılı ülkelerin bilimsel laboratuvarlarında virüse karşı etkili ilaç geliştirildiğine dair haberler var ve geliştirilmeye de devam edildiği biliniyor. Üstelik virüs dünyanın neredeyse yarısına yaygınlaşmadan önce Dünya Sağlık Örgütü’nün Genel Müdür Yardımcısı Bruce Aylward, Pekin’deki bir basın toplantısında, “Şu anda gerçek etkinliği olabileceğini düşündüğümüz tek bir ilaç var ve bu remdesivir” [1] dedi.

İlaçların binlerce, belki milyonlarca insana satışı sunulacak. Ama bu ilaçların kâr odaklı satımı için biraz daha beklemek, yani daha çok insanın hastalanmasını beklemek gerekiyor. Böylece bu satış işinden ancak böyle yararlı çıkabilir uluslararası finans sektörü. Yani nasıl ortaya çıktığı farklı teorilere dayanan bu virüs sermaye sahipleri ve finans sektörlerinin biricik göz bebeği olmuş durumda. 

Batılı emperyalist devletlerde durum böyle iken Doğu Asya ve Latin Amerika ülkeleri (Küba, Venezuela, Vietnam, Çin)  bu duruma kâr odaklı değil, ölümlerin azalması ve virüsün yok olması odaklı yaklaşıyor. 

Finans-Kapital örgütünün ABD’nin hegemonyası altında olduğunu ve gelişmemiş, gelişmekte olan ülkeleri resmen sömürdüğünü de (sermaye ihracıda diyebiliriz) biliyorsak bu virüsü kendi lehlerine en çok onlarında çevirmek istediklerini bilmeliyiz ve buna karşı örgütlü bir şekilde tavır almalıyız. Halklar bugün seçeneksiz ve örgütsüz kaldığı için kapitalizmin azgınlığına ve hazır yiyiciliğine karşı bir şey yapamamakla birlikte sisteme boyun eğiyor ve insan ırkının azgın oligarklar tarafından kâr için yok edildiğini görmezden gelmeye başlıyor. 

Ancak her zaman dediğimiz gibi; “Örgütlü halk yenilmez!” şiarıyla halklar her daim kazanır ve gerçek anlamda mutlu ve huzurlu bir yaşamı bu örgütlülük sayesinde kazanabilir. 

Dünya halklarının ve halkımızın bugün ekonomik ve siyasi bağımsızlığına dünden daha çok ihtiyacı vardır. Bu mafyatik örgütlü düzen durmalı, yerine halkın örgütlü düzenini oluşturmalıyız! 

Gelecek; mazlum, ezilen halkların elindedir!

Yaşasın emperyalizme ve kapitalizme karşı örgütlü mücadelemiz!

Yaşasın Sosyalizm!

Ankara Direniyor’dan Eren

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir