Evde kal Türkiye. Nasıl olacak?

Evde kal Türkiye. Nasıl olacak?

Sağlık emekçilerinin (Doktor, hemşire, eczacı) evde kalma şansı yok.  Ki onların öyle bir talebi de yok. Büyük bir özveriyle görevlerinin başındalar. Tek beklentileri koronavirüse karşı halkımızın kişisel önlemlere uymasıdır.
Tüm işçiler, halkımız koronavirüse karşı işte, yolda, otobüste korumasız durumdadır. Yeterli önlem alınmış değildir. Bu gerçekliği tartışmıyorum.
Ama işçiler evinde kalabilirler mi tartışmamız gerekir. İşçiler evinde kalabilir mi? Hayır. Çünkü işçi evde kalacağım derse işten atılır.  Öyleyse evde kal Türkiye demekle bir şey denilmiş olmuyor. Zorda kalmadığınız sürece dışarı çıkmayın söylemi emekçi halkımıza ve işçi sınıfımıza bir şey ifade etmiyor.  İşçilerin geçimini sağlaması gerekiyor. Bu konuda bir çözüm bekliyor. 

 “Evde Kal Türkiye” sloganı sorunun büyük olduğu anlamındadır. Ve sorun büyüktür.  Bu büyük sorun karşısında çalışmak, işine gitmek zorunda olan işçileride onların ailesini daha çok kaygılandırıyor ve endişelendiriyor.Bu kaygıların bir an önce giderilmesi gerekmektedir. 

 “Evde Kal Türkiye’nin” söyleminin altı doldurulmalıdır.  AKP hükümeti bir an önce konu ile ilgili yasal bir düzenleme getirmelidir. Öyle ücretsiz izin, senelik izin hakkını kullanılması  gibi önlemler önlem değildir. Böyle bir önlem virüsün faturasının işçilere çıkarmaktan başka bir şey olamaz.
Haydi bir an fabrika, tekstil, atölye, sanayii, irili ufaklı işyerlerinde çalışan işçilere olması gerektiği gibi ücretli izin verildiğini düşünün. (Bunun böyle olabilmesi işçilerin örgütlülüğü ile ilgilidir.)

Market çalışanları, depocular, eczane çalışanları, postacılar, kargocular, kurye, otobüsçü, taksici minibüscü, şoförler  nakliyeci, bankacı, deniz ve hava limanı işçileri vb. evde kalabilir mi? Zor gözüküyor. Şuan ülkemizde koronavirüs riskine,çalışma koşullarından dolayı, en fazla maruz kalan bu sektörlerde çalışan işçilerdir. Yeterli önlem var mı? Yok. 
Farkında mıyız,  bu süreçte de en fazla ihtiyaç duyulan yine bu sektörlerde çalışanlardır. Yani bu sektörlerde çalışan işçiler ayrı bir önem kazanmış durumdadır.  

Düşünün, şu süreçte hastaneler, sağlık emekçileri dışında en çok neye ihtiyaç duyuyoruz? Temel gıda, dezekfaktan ürünlerine ve ilaca.  Nerede satılıyor bu ürünler? Market, internet, eczanelerde… (Koronavirüsü tehlikesini atlatana kadar yeterli ürün stoğunu ve halkımızın alım gücünü  var sayalım)

Ama ileride daha çok internet aracılığı ile ihtiyaçlarımızı karşılayacağız. Öyle gözüküyor.  İhtiyaçlarımız da kendiliğinden kapımıza gelmeyecek. Yine işçiler olacak. İşte o işçiler bu dağıtım ağında çalışan işçilerdir. 
Bu anlamda kargo, kurye, motokurye, şoför, nakliye, postanelerin dağıtım işçileri,  market  gıda, temizlik ve ilaç depocularının önemi  artıyor.  Ki buralarda çalışan işçilere  bugüne kadar hiç dikkat çekilmedi. Hiçbir tedbir alınmadı. Eğitimler verilmedi. 

Dağıtım ağında ki işçiler sürekli sokakta, işyerinde  koşturuyor.   İş yükleri arttı. Ülkemizin her bölgesinden,  İtalya, Çin gibi dünyanın birçok ülkesinden de gelen ürünlerle ve aynı zamanda her türlü insanla yüz yüze temas halindeler. 

Bu işçiler maskesiz,eldivensiz çalıştırılıyor. Hiçbir önlem yok.  İşçiler kendi imkanlarıyla koronavirüse karşı  korunmaya çalışıyor. Patronları kazandıkça kazanıyor. İşçilerin çok büyük oranı asgari ücret karşılığında 15-16 saat çalışmaya devam ediyor (Örgütsüzlüğün getirmiş olduğu bir sonuçtur).

Temel ihtiyaçlarımızın dağıtımı açısından, dağıtım ağının bir parçası olan kargo, kurye, motukurye, nakliye, postanelerin dağıtım işçileri, şoför,  market, gıda, temizlik ve ilaç depo işçileri önemli bir konumdadır. Ve unutmayalım banka emekçilerini, yakıt istasyonlarındaki işçileri ve internet ağını sağlayan bilişim işçilerini. 

Öncelikle ileride ki günlerde halkımızın temel ihtiyaçlarına ulaştırılmasında sıkıntı olmaması için dağıtım ağı kontrol altına alınmalıdır.  

Bu anlamda bu sektörlerde çalışan işçilerin sağlığı ve çalışma koşullarına yönelik devletin doğrudan acil özel önlem ve tedbirler alması gerekiyor. 
Ancak şunu da biliyoruz ki örgütsüzlüğün  olduğu bir yerde çok bir şey bekleyemeyiz. Tam da bu noktada görüyoruz ki sendikalar, sarı sendikacılar her zaman olduğu gibi sessizliğe büründü. 

Marketlerde örgütlü olan sendikaların sesi çıkmıyor. Bankacıların sendikalarından ses çıkmıyor. Liman ve antrepo İşçilerinin  sendikalarının sesi çıkmıyor. Taşımacılık iş kolundaki sendikalardan Nakliyat-İş harici bir ses çıkmıyor. Beklenmedik bir durum değil.

Şunu da belirtmeliyim ki, utangaçca, ses çıkartıyoruz demek için, ses çıkartanların sesini ses çıkartmaktan saymayın. 

“Evde Kal Turkiye” ama örgütsüz kalma…

İşçi ve Sendika

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir