CHP, kime söz veriyor? (İstanbul Direniyor)

chp_secim_bildirgesini_acikladi_h23783_bf437AKP iktidarı, 12 senede ülkeyi öyle bir hale getirdi ki, sosyal devlet politikası ile finans-kapitalin tahakümünü sürdürmek ve bunu beğendirmek bu kadar kolay olmamıştır. Herkes CHP bildirgesinin ne kadar “kamucu”, ne kadar “halka inmiş” olduğuna dair övgüler düzüyor. Tabii inanış konusunda herkes serbest. Ancak olguya ulaşabilmek için bir de eleştirel bir gözle bakalım bildirgeye. Özellikle çok güçlü olduğu söylenen ekonomik öneriler konusundaki yanılgıları ortaya koyalım.

– İkramiyeler, çeşitli yardımlar, kredilere yönelik destek: CHP, tüm dünya’da sosyal demokratlara ve yeni sola (post-modernist sosyal demokrasiye) seçim kazandıran yeni Keynesçi uygulamayı Türkiye’de seçim programına koyuyor. Bu uygulamalar, asıl sorunu çözdü mü peki? Tabii ki çözemedi, çünkü sorun insanların cebine giren para değil, insanların para harcadığında az ya da çok tekelleşmiş parababalarına kâr için ödeme yapması. Dolayısıyla gelir eşitsizliğini azaltacağım derken, halkın kara kaşına, kara gözüne söylemiyor bu partiler. Diğer yandan, söz konusu yardımların belli bir kısmı şu anda mevcut. CHP, bunları arttırmakta bir sıkıntı görmeyecektir. 12 sene boyunca AKP, bu hakları kerte kerte geriletti. Şimdi CHP, 2002 öncesi vaadediliyor.

Bildirgede konut desteği de yapılacağı belirtiliyor. Konut üretimi konusunda AKP’li belediyelerle aynı yöntemleri kullanan CHP’li belediyelerin bu yardım için kentsel dönüşümü dayatmak gibi bir yöntemi olabilir, oluyor da. Bu, asırlık geçmişleri olan sokakların, caddelerin, ilçelerin yapısının bozulması anlamına geliyor. Bu teşvik ile kentsel dönüşüm uygulamalarını uyumlu görebiliriz.

– Taşeron meselesi: Beşiktaş, Çankaya, Karşıyaka ve Bakırköy ve adını sayamayacağım diğer belediyelerinde CHP’nin taşeron işçisine karşı muamelesi ortada. Mesele Çankaya’da ve Karşıyaka’da devrimci sendikanın işçi iradesini ortaya koymasıyla sona erdi, belediyeler bu noktada hemen geri adım attı. Bakırköy’de ise işçi greve çıktı, 29 gün devam ettirdi, sendikalarının genel başkanı büyük bir soytarılık örneği ile gecenin 12’sinde TİS imzaladı. Tesadüfe bakın ki sendikanın genel başkanı da CHP sempatizanı! Bu noktada AKP’yi mumla aramayacağız, o net. Ancak CHP’lilerin parababaları siyaseti güttüğünün ve samimiyetsizliğinin en güzel teşhiridir bu konu.

– Asgari ücret ve emekli ücretlerinde artış: Yukarıda yeni Keynesçi politikaların doğrultusunda uygulamalardan bahsetmiştim, bu artışları da oraya dahil edebiliriz. Burada tekrar etmek gerekir ki, ücretlerin artışı kâr oranları düşeceğinden, AKP dönemindeki vurgunlarını gerçekleştirmek için ürünlerin fiyatları artacaktır. CHP’nin kendi patronları dahil, bu durumu uzatabildikleri kadar uzatarak gerçekleştirecektir. Ne zamana kadar? Bir dahaki seçimlere kadar… Sabancı’nın vs… geçen sene elde ettiği kârdan vazgeçeceğini düşünebilir misiniz? Emekli ücretlerinin arttırılması ile birlikte ise kitlenmiş olan sigorta sisteminin AB’deki uygulamalara uyumu için emeklilik yaşını yükselten AKP iktidarının, yetmeyip emekli ücretlerinde kesintiye gideceği bir dönemde, emeklilik yaşı için ufak bir “rüşvet” verilecektir. burada komik bir durum var. Kılıçdaroğlu, parababaları ile anlaşmadan bu işi yapmak ve seçimde oylarını yükseltmek için kozlara da sahip. Birincisi, “dış güçlerin desteği”, ikincisi ise tefeci-bezirgan sermaye kökenli AKP’nin, finans-kapitale bilinçsizce ve oburca saldırışı…

– Kredi kartı borçlarının yeniden yapılandırılması, faizlerin kalması: CHP, muhteşem bir manevra ile zaten yeterince güçlü olan bankaların sorununu çözüyor. Milyar dolarları bulan ve her önüne gelene verilen borçların ödenmesi için “bir güzellik yapması” beklense de, piyasanın artık borçlanamadığını görerek devlet eliyle parababalarına yardım ediyor. Daha doğrusu, parababaları alamadığı borçlar için devlet gücünü “meşru olarak” devreye sokuyor. Asıl olması gereken belli tespitlerle tüm kredi kartı ve kredi borçlarının silinmesidir. Neden mi? Cevabını Soma’daki işçilerin büyük kısmının geçinemediği için madene inmesinde cevabı bulabilirsiniz.

– Çiftçiye 1,5 tl’ye yakıt: Pis yüzünü gizlemiş bir vaat başka vaat. Toprağı olmayan, işleyemeyen köylünün sorunu, sadece yakıtı değil ki? Yakıtı koyacağı aracı olanlar finans-kapitalimizin en sadık müttefiki ağalar, büyük toprak sahipleri. Burada biraz gülümseyelim. Bakırköy Belediye başkanı Bülent Kerimoğlu, “ezberlenmiş” bir konuşmasında kitleye “demokratik halk devrimi gerçekleştireceğiz” diyordu. Gel de gülme, sen büyük toprak sahiplerinin sırtlarını sıvazla, sonra da böyle konuş. Ne diyelim, CHP işte.

– Sağlık reformları: GSS ücretsiz hale getirilecek. Burada kaynağı arttıracak durumun sigorta paylarının bir miktar arttırılması olarak ortaya çıkacağını düşünüyorum. Yani gss’den alınmayan, hem çalışandan hem işverenden alınacak. Bu da meşru gösterilecek. Hele hele devletin ödeyeceği GSS diyince, bu ihtimalin daha yüksek olduğuna dair düşüncem daha da perçinleşti. Doktorların iş yükü ve özel hastane terörü ile ilgili yapılacak müdahaleler üzerine bir söz edilmemiş.

– Üniversite reformları: Okullar öğrenciler tarafından yönetilecek denmekte YÖK’ün kalkması ile birlikte. Peki hangi öğrenciler? Kariyer günlerinden kariyer günlerine koşuşanlar tarafından mı? CHP içinde koltuk peşinde koşuşan gençlerin insanlardan kopuk, “adam sayısına” bakan tarzı ile mi? Yoksa demokrasiyi kavramak için didinenlerle mi? AKP’nin ve cemaatin 12 yıl boyunca yarattığı tahribat nasıl giderilecek? Bu soruların altı boş, çünkü CHP kariyer günlerine koşanların partisi. Yine de buradan sonrası biraz da ikinci kısımdaki öğrencilere kalıyor. Yine başka bir utanç, 15000 öğrencinin doktora için yurtdışına okumak için gönderilmesi… Emperyalizm fideliğinde bilim adamı yetiştirmek marifet olarak görülür. 15000 doktora öğrencisinin bu görüşlerle dolduğunu düşünün ve sonra yukarıdaki tabloyu tekrar görün.

– Hesap komisyonu ve siyasal ahlak yasası: Öncelikle sormak gerekir, “kimin ahlakı”? Birbirinin ayağını kaydırmak için fırsat kollayan, bir koltuk için yıllarca arkadaşlıklarını yakan bir partinin ahlakı ne kadar “ahlak” olabilir? Bu partinin vereceği hesap, ne kadar gerçekçi olabilir? Halkına hiçbir şey danışmadan, tamamen birilerinin önerisi ile cumhurbaşkanı adayı çıkaran bu partinin ahlakını sorgulamak gerek diye düşünüyorum. Dolayısıyla burada bir kandırmaca olduğunu söyleyebiliriz. Diğer yandan, parababalarından oluşan meclisin hesap vermesi ise çok samimi değil. Zengin olduklarını zaten biliyoruz, onların zenginleşmesi başlı başına bir soygunun sonucu.

– Üretene sıfır faizli kredi: “Kemalizme hoşgeldiniz” diyebiliriz bu vaat ile. Tabii ki Kurtuluş Savaşı dönemindeki devrimci hareketten bahsetmiyoruz. “Devletçiliğimiz” adı altında sırf ithal don alacak diye devlet fideliğinde beslenen parababalarımızın iktidarından bahsediyoruz. Sanırız bu haberi son derece huşu içinde selamlamıştır günümüz finans-kapitali. Bir de şöyle bir itiraz gelecektir kendilerine: mesele üretmek değil, satmak… Parababaları bugün artık satmayı daha önemli görüyor ve bu noktalara teşvik bekliyor. Satışlar için gelecek her türlü yasal destek ile birlikte CHP’nin eli güçlenecektir.

Yeterince uzattığım için diğer konulara değinmedim. Aynı şekilde, o konuların da CHP’nin iktidar olması halinde gerçekleşeceğini sanmıyorum. Bir de şu var ki, bu tahahütler üzerine iktidar ortağının da direnci önemli. MHP ya da HDP ya da diğer bir parti bunlara katılıyor mu? Uygulatacak mı? Bunlar da önemli durumda.

İstanbul Direniyor’dan Özgür

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir