Che Guevara: Devrimci Önder

Bugün, bir devrimcinin dünyadan geçişinin yıldönümü…O, Arjantinli bir Enternasyonaldi, bununla birlikte, Küba halkının bir kahramanıydı.

O, hayatını doktorluk mesleğinden kazanıp, fiziken bu dünyadan elini çekene kadar huzur içinde yaşayabilirdi.

Fakat o, yaşamını bir mücadeleye çevirip insanlığın en büyük düşmanı olan Amerikan Emperyalizmine karşı onurluca, mertçe, cesurca bir yürüyüş gerçekleştirdi. O Che Gueavara’ydı.

DEVRİMDEN ÖNCE KÜBA NASILDI?

Küba, devrimden önce ABD’nin Güney Amerika’daki sömürgelerinden biriydi. ABD’ye mahsul yetiştiren, sanayisi olmayan ve en kötüsü ise fuhuş ve uyuşturucunun başkenti konumundaydı. ABD’lilerin gözünde, Kübalı bir insanın iyi bir hayatı olmasının bir önemi yoktu. ABD’nin mandası durumunda olan Küba, topraklarının üçte ikisinde tarım, bir o kadarında ise madenlerinde tamamıyla kontrolü ABD’li şirketlerin eline vermişti. Halkın elinde kullanabileceği ne bir tarla ne bir maden vardı.

ABD’li Kapitalistler, bu yerlerde çok ağır ve insancıl olmayan şartlarda çalıştırıyorlardı Kübalıları. Burada bir fiyatlandırma sistemi de mevcuttu, örneğin Küba’nın en temel üretimleri şeker ve tütün, bunları Küba’dan hammadde olarak alıyor, daha sonra işleyerek Küba’ya belirlediği fiyattan satıyordu ve fiyatın dışına asla çıkılamıyordu. Küba, ABD’lilerin gözünde bir sömürge ve her türlü pis işlerini yapabilecekleri bir yer haline getirilmişti.

Sürekli krizlerle boğuşan Küba halkı 1953 yılına geldiğinde artık mevcut hükümetten ve Amerikalıların esaretinden kurtulmanın yollarını arıyorlardı ve yılların uzun çalışmaları sonucu, bunu yalnızca sosyalizm ile gerçekleşebileceğini bilinçlerine çıkarmaya başladılar.

DEVRİMDEN SONRA KÜBA NASIL OLDU?

Che yoldaş, sağlık açısından çok güçlü değildi, geçmişinden kalan kronik astım hastalıkları vardı. Sık sık influenza(grip) geçiriyor ve ölümle hep burun buruna geliyordu. Fakat o asla mücadelesinden bir an bile geri durmayarak bugün tüm dünyanın ibret ve ilgi ile baktığı Küba’yı, Küba halkına armağan etti.

Devrim, altın tepsi içinde sunulmamıştı. Küba’daki Komünist Parti’nin uzun süreli çalışmaları ve grev girişimleri, silahlı isyan momentini kollayarak harekete geçen 26 Temmuz Hareketi ve müttefiklerinin zorlu mücadelesi sonucunda, ülke artık Amerikan esaretinde değildi. Che, Fidel ve arkadaşları başarmışlardı, Şimdi ise yapmaları gereken bu düşünceyi korumak ve daha iyi hale getirmekti.

Che yoldaşın nasıl bir karakter olduğunu, 1961’de sanayi bakanlığı görevini üstlenmesinden anlayabiliriz. Aslında bir ekonomist olmayan Che yoldaş, bu önemli görevi almış ve süreç içinde öğrenerek, Küba’ya bu noktada önemli katkılar sunmuştur. Kendisinin bu konudaki mücadelesi “Ekonomik Yazılar” olarak Türkçe’ye çevrilen derlemede aktarılmakta.

Küba, proletarya iktidarından sonra, Sovyetler Birliği’nin ekonomik ve siyasi yardımlarıyla, sömürgecilikten, torpilden, uyuşturucudan, fuhuş bataklığından kurtuldu.

Küba’da geniş çaplı bir araştırılma yapıldı. İskanlar ve kaynakların nasıl değerlendirileceği üzerine projeler oluşturuldu. Buna göre artık sokakta hiç kimsenin yaşamaması sağlandı. Kübalılar artık, eskisi gibi asla evsiz kalmayacaktı.

Devlet, temel gıdaları her ay ailenin sayısına ve ihtiyacına göre evlere gönderecekti. Sağlıkta yaşamdan ölüme kadar her türlü hizmette ücretsiz ve kaliteli bir standarda kavuşturuldu.

Bugün, bir Küba köyüne gidin, orada bile Kalp Ameliyatı gibi en zorlu operasyonların yapılabildiğini görebilirsiniz.

Daha anlatmadığımız nice başarı insanlığın biricik kurtuluş yolu olan sosyalizmden geçmektedir. Bu yolu ise en iyi anlayanlardan biri Che yoldaştır. Onun mirası, Küba yaşamaya devam ettiği sürece sürecek.

Yazıya katkı sunanlar:
Denizli Direniyor’dan İsmail

,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir