Çeçenistan Karşıdevrimi, Birinci ve İkinci Çeçen Savaşları ve Çeçenistan’ın Bugünü

Çeçenistan, bugün Rusya Emperyalizmi’nin güdümünde olan, onun sömürgesi olan bir ülkedir. Çeçenistan tarihi, hem Sovyetler Birliği’nin tarihine dahil olması bakımından hem de ülkede yaşanmış siyasal olaylar bakımından oldukça ilgi çekicidir. Biz de Marksizm-Leninizm Okulu’nun birer öğrencisi olarak, Çeçenistan tarihini sınıf ilişki ve çelişkileri içerisinde, Diyalektik Maddeci metodla, “olanı olduğu gibi ortaya koyarak” değerlendirmek istedik.

Çeçen Ulusu, bugün yoğunluklu olarak Rusya Federasyonu toprakları üstünde yaşamaktadır. Çeçenistan Cumhuriyeti, bugün Rusya’nın federal bir bölgesidir. Çeçenistan’da Tefeci-Bezirgânlık oldukça güçlüdür. Çeçenler, Rusya Federasyonu içerisindeki en az kentleşmiş topluluktur. Çeçen-İnguşya’nın yalnızca %39’u kentleşmiştir ve Çeçen Halkı’nın yalnızca %24’ü şehirlerde yaşamaktadır. Çeçenistan’da Ramazan Kadirov önderliğindeki Tefeci-Bezirgân ideolojisine sahip, Ortaçağcı Gerici bir iktidar bulunmaktadır. Bu iktidar, Rus Emperyalizmi’nin işbirlikçiliğine soyunmaktan da geri durmamıştır. Kadirov’un Oligark Putin tarafından Çeçenistan’a tayin edilmiş bir vali olduğu ve bu ikili arasındaki ”kankalık” durumu bilinen bir gerçektir. Kadirov, temsil ettiği sınıfın karakterine uygun olarak vurguncudur. Rus Emperyalizmi ve Putin’le iş tutarak petrol milyarderi olup çıkmıştır.

1917’de Sovyet Halkları ve Bolşevikler, Şubat Devrimi ve Ekim Devrimi ile Emperyalist Rus Çarlığı’nı yıkarak, Demokratik Halk Devrimi görevlerini gerçekleştirdi. Yıllarca Rus Çarlığı’nın boyunduruğu altında olan Çeçenler de, Demokratik Halk İktidarı’nın sunduğu çözümler doğrultusunda ulusal haklarını elde ettiler. 1922’den itibaren Çeçen Ulusu’nun yaşadığı bölgede, Dağ Özerk Sovyet Cumhuriyeti ve daha sonra 1936’da Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti isimli iki yönetim oluşturuldu. 1944 yılında Çeçen gericilerin Nasyonal Sosyalistlere destek verdiği gerekçesiyle bu cumhuriyet feshedildi, 1957’de tekrardan kuruldu.

Sovyetler Birliği, yöneticilerinin Lenin’in öğütlerini tutmaması sebebiyle kerte kerte çürüdü ve yıkıldı. Sovyetler Birliği’nin son yıllarında ortaya çıkan karşıdevrim ve kapitalizme gerileyiş hareketlerinden Çeçenistan da nasibini aldı.

Daha sonra Çeçenistan tarihinde önemli bir figür olarak tanıyacağımız, SBKP tarafından 12 madalyayla ödüllendirilen ve tümgeneralliğe kadar yükselen Cahar Dudayev, 1989’da Baltık ülkelerinde meydana gelen karşıdevrim (irtica) hareketlerini bastırma emrini reddederek bu gerici hareketlere yandan çarklı destek olmuş oldu. Bu olayın ardından Dudayev, Grozni’ye sürgüne gönderildi ve 1990 Mayıs’ında istifa etti. Kasım 1990’da Çeçenistan’da karşıdevrim sonrası iktidarı şekillendirecek olan Çeçen Milli Kongresi’nin başkanı seçildi. 27 Ekim 1991’de yapılan seçimlerde %85 oy alarak cumhurbaşkanı seçildi.

1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla ortaya çıkan Rusya Federasyonu, bildiğimiz gibi kapitalist bir ülkeydi. Sosyalizmin mirası olan ağır sanayi, endüstri, tarım tesislerine konan Rus oligarklar; kısa sürede kapitalizmin tekelci aşaması olan emperyalizme yani Finans-Kapital iktidarı aşamasına vardılar. Bu aynı zamanda başka ülkelerin sömürgeleştirilmesi / yarısömürgeleştirilmesi demekti.

Rus Emperyalizmi, işe Çeçenistan’dan başlamak istedi. 11 Aralık 1994’de Boris Yeltsin liderliğindeki Rusya, Çeçenistan’ı işgale ve sömürgeleştirmeye girişti. Buna karşın Dudayev, savaş emrini vererek Çeçenleri savaşa davet etti.

Çeçen Ulusu’nun Rus Emperyalizmi’ne karşı başkaldırısı ve tam bağımsızlığını kazanmak istemesi, tıpkı Filistin halkının İsrail halkına karşı başkaldırısı gibi, şüphesiz demokratik ve haklı bir taleptir. Ancak Ulusal Kurtuluş Savaşı, eğer örgütlü bir devrimci hareket tarafından hatta en kötü ihtimalle ezilen ulusun burjuvazisi tarafından yönlendirilmez ve hareketin komutanlığı Tefeci-Bezirgân Sermaye’nin eline bırakılırsa, o Ulusal Kurtuluş Hareketi hiçbir zaman kararlı bir karakter kazanamaz. Çeçenistan’da ezilen ulusun burjuvazisi öncülüğünde halkın, ezen ulusun burjuvazisine karşı başkaldırısı vardır. Yani kendi üretim-tüketim ağını kurmak ve bölge zenginliklerini Rus Emperyalistleri’yle paylaşmak istemeyen Çeçenistan burjuvazisi, Ulusal Kurtuluş Savaşı’na girişmiştir. Fakat bir gerçeklik daha vardı, 1923’teki Türk devriminden beri, derlenmiş bir proletarya partisinin öncülüğü olmadan, burjuvazinin öncülüğünde dünya üzerinde devrim gerçekleştirme yeteneği artık yoktu. Hareketin emperyalizmin güdümüne girmesi, işten bile değildi ve öyle de oldu.

Dudayev ve Çeçenistan burjuvazisinin en büyük hatası, Rusya’ta karşı meşru savaşlarında AB-D Emperyalistleri ile bağlantılı olan El-Kaide’li Ortaçağcı Gericilerden destek almalarıydı. Ortadoğu’yu bugün bile meşgul eden “Cihatçılar Sorunu” bildiğimiz gibi başımıza AB-D Emperyalistleri tarafından açıldı. IŞİD, ÖSO, El-Kaide, El-Nusra, Müslüman Kardeşler Örgütü vb. türden teröristler, AB-D Emperyalistleri sayesinde ortaya çıktı, onlar tarafından son teknoloji silahlarla donatıldı ve askeri olarak eğitildi. Çeçenistan burjuvazisi, önderlik ettiği Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda Tefeci-Bezirgânlıkla ittifak ederek Çeçen Ulusu’nun ulusal kurtuluşuna ket vurmuş oldu.

Lenin Usta’nın dediği gibi, eğer ezilen ulusun burjuvazisi ezen ulusun burjuvazisine karşı bir Ulusal Kurtuluş Savaşı veriyorsa, biz komünistler onu destekleriz. Ancak Ortaçağcı hareketlerin verdikleri Ulusal Kurtuluş Savaşları dahi desteklenemez, zira bunlar emperyalizmden bile geridirler. Çeçenistan’da ulusal hareketin bu Ortaçağcı Gericilere kol açmasının getirdiği sefillik ortadadır. Rus Emperyalizmi, kararlı bir cephe öremeyen Tefeci-Bezirgân Sermaye’ye karşın Çeçenlere yönelik asimilasyon, katliam ve bilumum emperyalist politikalarına devam etmiştir. 11 Aralık 1994’te başlayan Birinci Çeçen Savaşı, 31 Ağustos 1996’da sona erer. Savaşın sonucunda Hasavyurt Antlaşması imzalanır ve Çeçenistan, tek taraflı bağımsızlığını ilan eder. Boris Yeltsin, önce Çeçenlerle ateşkes ilan eder daha sonra ise barış antlaşmasını imzalar. Bu savaşın sınıfsal arka planını görmemiz ve göstermemiz gerekir.

Çeçenistan burjuvazisi, halkı örgütleyerek ve El-Kaide’yle de el ele vererek Rus Emperyalizmi’ne karşı bir Ulusal Kurtuluş Savaşı hareketine girişmiştir. Olay temelinde ezilen ulusun burjuvazisinin ezen ulus burjuvazisine karşı isyanıdır. Çeçen Ulusu’nun kendi geleceğini belirleme talebi, demokratik bir taleptir. Tabiî bunun yanında El-Kaide’li ortaçağcı gericilerin harekete katılımı AB-D Emperyalistleri’nin bölgedeki çıkarlarını tesisi açısından önem taşımaktaydı. Bu durum, Birinci Çeçen Savaşı’nın odağını Ulusal Kurtuluş’tan Rusya-ABD çekişmesine kaydırmaya yöneliktir. Ve yineleyelim; Çeçen Ulusu’nun AB-D Emperyalistleri’nin güdümünde Rusya Emperyalizmi’ne karşı savaşma ihtimali harekete gölge düşürmekte, meşruiyetini azaltmaktadır.

Savaşta Aslan Mashadov düzenli ordu birliklerine, Şamil Basayev Ortaçağcı Gerici, Radikal İslamcı gerilla birliklerine yaptığı komutanlıkla öne çıktı. Nisan 1996’da Dudayev, Rusya Emperyalistleri tarafından Rus senatörle telefonla konuştuğu sırada telefon sinyalinden yerini tespit ederek lazer güdümlü bir savaş uçağı füzesiyle öldürtüldü.

1997’de yapılan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nde Şamil Basayev ve Aslan Mashadov yarıştı. Oyların %70’ini alan Mashadov seçildi. Mashadov, Çeçen burjuvazisinin çıkarlarını taşıyacak bir dizi yenilik getirdi seçilmesinin ardından. Burjuva anlamında olmak üzere laiklik benimsendi, Kadiri Tarikatı başta olmak üzere Ortaçağcı Gerici Şeyhlerin devlet yönetimine müdahelesini engelleyecek düzenlemeler yapıldı. Rus Emperyalistleri, Basayev’le Mashadov arasında çıkacak bir koltuk kavgasını kendi lehine çevirme hesapları içindeydi. Ancak, seçimin hemen ardından Basayev’in Mashadov’a destek vereceğini açıklamasıyla bu planları suya düşmüş oldu.

Birinci Çeçen Savaşı’nın ardından Rus Emperyalizmi istediğini alamamıştı. Bu onu yıldırmak yerine iştahını kabarttı. Putin’in Yeltsin’in yerini almasıyla emperyalizm saldırılarının şiddetini arttırdı. 

Mashadov’un laik ve antifeodal reformları karşısında nüfuzunu yitiren Ortaçağcı Gerici Kadiri Tarikatı’nın önde gelenlerinden Kadirov, Putin tarafından devşirilerek Rus Emperyalizmi safına çekildi. Başlarda Birinci Çeçen Savaşı’nı destekler görünen ve Rus karşıtı fetva veren Kadirov, dediklerini bir anda unutuverdi (!) ve Putin’in sağ kolu oldu.

Mashadov, ülkeyi uçuruma götürdüğünü fark eden Kadirov’a karşı dirense de 4-16 Eylül 1999 tarihleri arasında tüm ülkenin kaderini değiştiren patlamalar yaşanır Moskova’da. Bu patlamalarda toplam 293 kişi yaşamını yitirir. Mashadov patlamadan dolayı derhal başsağlığı mesajı yayınlar, saldırganların yakalanması için ellerinden geleni yapacakları sözünü verir. Ancak Putin Mashadov’a çoktan ihale etmiştir bu patlamayı. Seçilmiş devlet başkanı Aslan Mashadov artık Rusya’nın terör listesindedir.

Rus gazeteci Anna Poltiskovaya (2006’da suikaste uğradı ve öldü) topladığı delillerle bu patlamaları Kadirov’un adamlarının yaptığını iddia etti ve tüm delillere 2001 yılında yazdığı bu kitapta yer verdi. Aynı gazeteci, daha sonra yaptığı analizlerde Moskova patlamalarını “Rusya’nın 11 Eylül’ü” olarak niteledi. Patlamalar, Rus Emperyalizmi’nin Çeçenistan’a bir kez daha saldırmasını kamuoyuna yedirilmesi için bir propaganda olmuştu. 30 Eylül 1999’da İkinci Çeçen Savaşı başladı, Rusya Çeçenistan’a girdi.

Çeçen Cephesi’nde Kadirov safları terkederek açıktan işbirlikçiliğe soyunmuştu. Mashadov savaş için dağlara çekilmiş ve askeri kamuflajını tekrar giymişti. Basayev ve Mashadov, çok geçmeden ayrılığa düştüler. Basayev, El-Kaide kökenli Selefi-Vahabi Siyasal İslamcılarla birlikte, Rusya’ya karşı savaşmayı sürdürdü. Ancak Basayev’in komutanlarından olduğu bu savaş, Birinci Çeçen Savaşı’nda olduğu gibi Çeçen Ulusu’nun bağımsızlığı için yapılan bir savaş değil AB-D Emperyalistleri’nin Asya’da kullandığı yerel bir taşeron olan El-Kaide’nin önderliğinde gerçekleştirildi.

Mashadov, Çeçen Ulusu’nun ulusal kurtuluşu için savaşa devam etmeyi sürdürdü. Ancak, hem cephede çıkan hiziplerle Çeçenlerin gücü zayıflamıştı hem de Putin liderliğindeki Emperyalist Rusya, askeri üstünlüğünü kullanarak acımasızca saldırmaktaydı. Kadirov, 2004’te Basayev’in üstlendiği bir suikastta öldürüldü. Putin, yerine önce geçici bir vali tayin etti daha sonra oğlu Ramazan Kadirov, babasının yerini aldı. Çeçenistan’daki doğal gaz ve petrol kaynaklarını Rus Emperyalistleri’yle kırışmak için anlaşan R. Kadirov, kendi birliklerinin de Rus Ordusu’nu desteklediği harekatlarla Çeçenistan’a girdi. 2005 yılında Aslan Mashadov öldürüldü.

Basayev ise AB-D Emperyalistleri’nden aldığı destekle, Amerikancı Çeçenistan için  savaşmayı sürdürdü. Ancak Putin ve Kadirov, onu da köşeye sıkıştırdı ve ABD destekli Çeçen Ortaçağcı Gerici Hareketi de böylece ortadan kaldırılmış oldu. Basayev, son dönemlerinde (2005) komuta ettiği Ortaçağcı Gerici teröristlerle birlikte Beslan okul saldırısını gerçekleştirdi ve çoğunluğu çocuk 340 kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı.

Rusya Federasyonu, bağımsızlaşmak isteyen Dudayev-Mashadov liderliğindeki Çeçen burjuvazisi iktidarı veya AB-D Emperyalistleri’nin kuklası olacak Basayev liderliğindeki bir Tefeci-Bezirgân devletçiğindense; bölgede Rus Emperyalizmi’nin jandarmalığını yapacak Ortaçağcı Gerici Ramazan Kadirov’un iktidarını Çeçenistan’da uygun gördü. 2009’a kadar sürein İkinci Çeçen Savaşı, onbinlerce can kaybına neden oldu.

Özetçe Ramazan Kadirov iktidarı Rusya Emperyalistleri’ne kul köle olmuş, halk düşmanı bir iktidardır. Dünyadaki diğer Ortaçağcı Gerici iktidarlarla arasındaki olumlu ilişkilerin nedeni de sınıfsal uyum (Tefeci-Bezirgânlık) dışında bir şey değildir.

Tabiî bir noktaya daha dikkat çekmezsek olmaz. Dünya Proletaryası’nın anavatanı Sovyetler Birliği’nin varlığında yıllarca etnik ve dini savaşlar olmadan, insanın insanı sömürmesi olmadan kardeşçe yaşamış pek çok ulus 1991’den sonra böylesine kanlı boğazlaşmalara itildi. Aslan Mashadov’un ve Çeçen burjuvazisinin Rusya Emperyalistleri’ne karşı olan savaşının haklı ve demokratik olduğunu ortaya koyarken; Dudayev ve Mashadov’un Çeçen Ulusu’nun doksanlı yıllarda çektiği büyük acılara doğrudan sebep olduğunu da hatırlatmadan geçmeyelim istedik. Sovyetler Birliği döneminde ulusal haklarını elde etmiş ve sosyalist bir özerk cumhuriyette yaşayan Çeçen Halkı, bugün Tefeci-Bezirgân iktidarının kollarında Rus hegemonyasına itilmiştir. Ramazan Kadirov ve Çeçen Antika-Modern Parababaları, doğal gaz ve petrolün getirisini Rusya’yla çıkarlarına uygun olarak paylaşmakta ve halkı sömürmektedir. R. Kadirov, günümüzde general rütbesinde bir asker sayılmakta. Emrinde 5 bin kişilik bir kolluk kuvveti gücü bulunmaktadır.

Hem Çeçenistan’da, hem Rusya’da Eninde Sonunda Demokratik Halk İktidarı’nı Yeniden Kurulacak!

Ortaçağcı Gericiliğe ve Emperyalizme Karşı Yaşasın Halkların Ulusal Kurtuluş Savaşları!

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

Katkıda bulunanlar
Aydın Direniyor’dan bir yoldaş

,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir