Benci düşünmenin sonu toplumcu düşünmenin gecikişi (Antalya Direniyor)

page_ankara-polisi-gezi-olaylarinda-herkesi-supheli-yapti_632056363Başlığı kafa karışıklığı olsun diye seçtim. Çünkü artık kafamızın karışması gerekiyordu. Aklın karışması demek diyalektik olarak karışıklılığın tam tersini doğurur. Doğa kanunu bunun üzerine yoğunlaşır çünkü.

Bu yazımı ister teslimiyetçi olarak görün, ister ki “yetti artık!” olarak algılayın. Ancak ben,ikisini de düşünmüyorum. Çünkü önümü göremiyorum.

Peki,neden?

Önümü göremiyorum , çünkü bu ve benzeri yazıları yılllardan beri yazmaktayım. Hiç bir zaman maddi kaygılar içinde, hiç bir zaman bireysellik temelli düşünce içine kapılmadım. Her zaman kültür içinde; Birlik içinde çokluk düşüncesi ile yaklaştım. Her meseleye. Fakat,kendini bize yakın düşünce de gören insanlar hiç bir zaman böyle davranmadılar. Onlar, bilmediği halde bildiğini iddia etti. Neden? çünkü kendi egolarının altında ezilmekten korktukları için. Bu yüzden her zaman içimizde anlam kargaşası yaşadık. Kimin ne dediğini, kimin, kim olduğunu bilemedik. Bazen doğru yanlış oldu, yanlış doğru oldu. Neden? Bu gibi arsız, küstah, bencil ve narsist insanlar yüzünden. Gerçekçliğin ne demek olduğunu unutturdular insanlara, insanlar artık gerçeği nesnel bir olgu olarak değil, öznel bir olgu olarak görmekte. Neden? Çünkü bir takım kendini beğenmiş utanmaz, arlanmaz ve megaloman şahıslar birilerini kontrol etmek için onları bilerek cahil bıraktı. Gizli cemaatleşme ve onun her dediğini sorgusuz savunan müritler oluşturuldu.
Oysa gerçek “TEKTİR” isterseniz Beyaz renkte olun. İsterseniz Siyah renkte. Doğru her zaman kendini bir şekilde belli eder ve size kendi ışıltısını ulaştırır. Çünkü doğru yaşadığımız bu maddi dünyada bozulmadan kalmış tek olgudur. Bir insanın sizi “Dünya aslında düzdür” diye kandırması için tek koşul sizin bunu bilmeyişiniz ve araştırma gereksinimi duymayacak kadar saf, sessiz ve silik oluşunuzdan kaynaklıdır. O zaman? neden bu kadar basit bir hipotezimi kendim bile çürütemiyorum?

Neden yıllardır ve geçmişte bizim gibi insanlar anlatmak için kendi canlarını anlamamakta direten insanlar için siper etti. Sebebi belliydi. Bilgileri. Çünkü;Bilgi hiç bir zaman saklanamaz, kaçırılamazdır. Bilgiyi bulmuş kişi o hazineyi elinde sonunda ortaya çıkarır. Tıpkı; 19.YY’da Rus Çarlığı tarafından Orta Asya’ya sürülmüş bir Askerin sürgün esnesinde bulduğu bilgi gibi. O Sürgün olarak gönderildiği bölgede tesadüfen veya canı sıkıldığı için bir tarihi değiştirdi. Evet,o kişi Strahlenberg. Kendisi sürgünde olduğu için kendi iradesi ile oraya gönderilmemişti. Sürgün hayatı bittiğinde vatanına ayak bastığı an Yenisey yazıtları ile ilgili araştırmalarını konu alan bir kitap yayınladı ve tüm dünyada doğruyu öğrenmeyen kalmadı. Peki bunu siz biliyor musunuz? Belki okuyan çok az kişi biliyor olacaktır. Peki önemli olan soru şu. Benim doğru söylediğim konusunda emin misiniz?

İşte burada anlatmak istediğim yere ulaşmış oluyorum. Eğer benim dediğimi araştırmadan sorgusuz olarak kabul ediyorsanız. Siz,istemeden beni cemaatimin içine girmiş oluyorsunuz ve ben sizi cemaatimde istemiyorum. Çünkü ben çevremde araştırma yetisi olmayan,aklını kullanmayan,en ufak bir fikir üretme yetisinden yoksun olan yanlışlıkla insan olarak doğmuş bir hayvan dışı form istemiyorum.(Not;Hayvanlarda düşünebilir)

Şayet,böyle bir insansanız. Doğruları kendiniz görmeden,sağdan soldan,kahveden,internette ki siyah şerit çekilip fotoğrafın altına yazılan bir kaç ipe sapa gelmez yazılara dayanarak dikleniyor, inatlaşıyor. Doğruyu yanlış, yanlışı doğru yapıyorsanız, kusura bakmayın. Bugün yaşadığımız her şeyin sebebi sizlersiniz. Ne doğruyu yapmayı becerebildiniz,ne yanlışı olan şeyi doğru yapmayı. Çünkü siz asla doğruyu yanlış yapamazsınız.. Bunu yapabilmeniz için o doğruyu bilen herkesi öldürmek zorundasınız. Ancak siz bunu yapmak istemiyorsunuz, bilinçsizsiniz. Hareketiniz bile planlı ve sistemli olarak gelişmiyor. Peki neden düşündünüz mü?

Düşünmediniz. Düşünseniz temmuz aylarında yaşanan olaylarda. Siz Ceylan iken Arslana saldıran sırtlan sürüsüne karşı yaralı Arslanın yanında saf tutmazdınız. Onun iyileşmesine izin vermediniz. O iyileşti. Hatta dedi ki “Seninle artık dostuz. Seni asla yemeyeceğim” dedi. Sizde salak gibi yediniz. Yedirildiniz. Sürünüzün liderlerine sorgusuz olarak biat ettiğiniz için. Sizin sürü liderleriniz vahşi ormanda aslanın müritleriydi. O müritler hiç bir zaman zarar görmüyorlar fark ettiniz mi? Siz en aşağıda ki sıradan bir insan iken size rahatlıkla zarar veren o şahıslar. Nedense her zaman meydanda olan,her türlü şeyi yapan. Alfanız nedense doğada aslan tarafından hiç yenmiyor veya ölümcül yaralanıp kendi kendine kanını akıta akıta bir kuytu köşede yaşamı sonlanmıyor.

Fark etmediniz.. Benim dediğimde iş mi şimdi? Siz,kendine toplumsalllığı temel alıp bireysellikle ilerlemeye çalışan. Tıpkı ; Kar lastığı ile gitmeniz gereken yolda normal bir lastik takmış araba şöförü gibisiniz. Hem gidemiyorsunuz,hem yolu kapatıyorsunuz,hem kendinize zarar veriyor,hemde başkasına zarar veriyorsunuz. Hemde hala doğruyu sizde sanıyorsunuz.

Çok beklersiniz. Çok! Artık ileride olarak yaşanacak hiç bir olayın ortası yok. Ya vahşet ya yaşam. Çünkü bu sizin eseriniz. Yukarıda söylediklerim..

Antalya Direniyor’dan İsmail

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir